Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

Kod adı H21

Radikal · 31 Ocak 1999

Casusluk öykülerine ilgi duymama karşın, bugüne değin casusluk tarihinin en 'dişi' örneği Mata Hari'yi doğrusu hiç merak etmemiştim. Ta ki Le Monde gazetesinin Londra kaynaklı bir haberini okuyuncaya dek. Asıl adı Margareta Gertruida Zelle'yle artık yakından tanışmak farz oldu deyip, sarıldım ansiklopedilere: 1876 yılında Hollanda'nın Leeuwarden sömürgesinde ve dünyaya pek güzel bir kız çocuğu olarak gelen Margareta, Hollanda ordusunun İrlanda asıllı McLeod adlı subayıyla evlenmiş ve Endonezya'da Doğu danslarını öğrenmişti. 1908 yılından öteye tüm Avrupa başkentlerinin 'mutlaka görülmesi gereken' dansözü Mata Hari olarak yarı çıplak icra ettiği Java ve Hint danslarında uzmanlaşmıştı. Ancak, Almanya hesabına casuslukta da uzmanlaştığı anlaşılınca, 15 Ekim 1917 günü Vincennes ormanlarında bir Fransız mangası tarafından kurşuna dizilmişti. İşte Le Monde gazetesinin haberi Mata Hari'nin, 41'inci son baharında kurşuna dizilene değin, İngiliz Kraliyeti'nin M15 diye anılan ünlü gizli servisini nasıl tefe koyup çaldığıyla ilgiliydi.

M15'in geçen 26 Ocak'ta 'sır' olmaktan çıkardığı arşivlere göre, Mata Hari hakkındaki ilk rapor, 1915 tarih ve Yüzbaşı Dillon imzasını taşıyordu. Güzel Margareta, İngilizlerin eline ilk kez, savaş tüm hızıyla sürerken, Folkestone Limanı'na uğrayan bir gemide düşmüş ve kuşkulu bulunarak sorguya çekilmişti. Mata Hari, sorgusunda Dieppe'ten Güney Amerika'ya dans etmeye gittiğini iddia ediyordu. Yüzbaşı Dillon ise raporuna: "Her soruya bir yanıtı var. Ancak inandırıcı değil. Didik didik aradık, bir şey bulamadık, dolayısıyla bıraktık," diye not düşüyordu. Mata Hari, aslında La Haye'e, âşığı Hollandalı albay Baron Van Der Capellen'le buluşmaya gidiyordu. M15, ünlü casusu La Haye'de de izlemeye devam etti. 1916 Şubat'ında yeni bir rapor, güzel dansözü: "Zanlı yarı sosyetik olup, yüksek rütbeli Belçikalı ve Fransız subaylarla ilişki kurmaktadır. Almanlar hesabına çalıştığından kuşkulanıyoruz. İzlenmesi..." diye fişliyordu. Dokuz ay sonra Mata Hari, yine bir gemide, İspanya'ya giderken İngiltere'de duraklayan SS Hollandia Transatlantiği'nde yine M15'in eline düştü. Bu kez kendisini başka bir kadın casus Clara Benedix ile karıştırdılar, 10 bavulu didik didik arandı, sorgulandı ve bu kez casus olduğu itiraf ettirildi. Ancak Mata Hari, yemin billah Belçika hesabına çalıştığını söylüyordu. Kanıt yetersizliğinden yine serbest bırakıldı M15 tarafından. Mata Hari'nin Almanlara çalıştığının kesinlikle saptanması için Fransızlara yakalanması gerekti. 22 Mayıs 1917 günü yapılan sorgusunda tarihin en dişi casusu, Fransız gizli servisine Almanya'nın Amsterdam Konsolosu Cremer'den emir, 20 bin Frank prim, görünmez mürekkep ve H21 kod adını aldığını açıklıyordu. Ajan H21, kendisine niçin tüm âşıklarının yüksek rütbeli subaylar olduğu sorulduğunda şu yanıtı vermişti:

"Üniformaya dayanamam!" Fransızların sorgusunu izleyen İngiliz ajan Pakenham, kurşuna dizilen Mata Hari için son raporda: "Yaptıklarının çok azını itiraf etti, hiçbir işbirlikçisini ele vermedi. Güçlü bir kadındı," diyordu.

Mata Hari, esmerdi. Ama nedense bana bir sarışın kadını anımsatıyor. İki kez yakayı ele verip, kanıt yetersizliğinden paçayı kurtaran; üniformaya meraklı ve çok yüksek rütbeli bir üniformalıyla geçmişte pek sıkı fıkı olan bir kadını. Acaba bizim Mata Hari kim ve sonu kimin elinden olacak dersiniz?