Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

Davos ve bizim basın

Radikal · 1 Şubat 1999

Bugün can sıkıcı bir yazı yazıyorum. Aşağıda okuyacağınız satırlar, yalnız can sıkmakla kalmayacak, aynı zamanda meslektaşlarımın arasında pek çok düşman kazandıracak bana. Çünkü, 'ciddi' yazı yazdıklarını sanıp aslında, dişe dokunur hiçbir tartışma konusu, doğru ya da yanlış YENİ bir fikir ve görüş ileri süremeyen 'boş' kalemleri pek kızdıracağım. Neden durup dururken, kendi yolumda güzel güzel giderken, başıma iş açtığımı sorarsanız; vallahi ben de bilmiyorum. Ama galiba, 'hoş' bile olamayan 'boş' ciddiyete tahammülüm yok. Özellikle, Türkiye'ye ışık tuttuklarını sanan ışıksızlara. Bugün kafayı 29. Dünya Ekonomi Forumu'nun yapıldığı Davos'a özel olarak gönderilip, forumda ne olup bittiğini aktaran bazı Türk gazetecilere taktım.

Biliyorsunuz Davos zirvesi, Türkiye'de Turgut Özal'dan beri pek moda. Ben de bu yıl, forumdaki çok önemli, çünkü tüm dünyanın geleceğini ilgilendiren tartışmaları hem Türk basınından, hem yabancı basından izliyorum ve çok hayret ediyorum. Çünkü Türk basınının kimi nadide temsilcilerinin incir çekirdeğini doldurmaz makaleleriyle, yabancı basının üstünde durduğu 'ana tema'nın ilgisi yok! Bu yıl Davos'a toplanan 2000 dünya yöneticisi, sevgili okurlar, daha geçen yıla değin kayıtsız koşulsuz savundukları 'ültra liberalizm' ve 'küreselleşme ekonomisi' konusunda düştükleri hataları itiraf ediyor, 'mea culpa' yapıyorlar. Kendilerini suçlamakla kalmıyorlar, savundukları küresel ekonomiye artık hâkim olamadıklarını, korktuklarını ve vahşi liberalizmi yerleştirdikleri dünyanın korkunç bir krizin eşiğinde olduğunu vurguluyor, ekonomiden sildikleri 'ahlak' kurallarını, yani yalnız paraya değil, insanlara karşı sorumluluğu yeniden koymaya çalışıyorlar. Ve dünya ekonomisinin dün 'yasasız ve kuralsız' olmasını isteyenler, bugün uluslararası bir ekonomi 'anayasası' geliştirmeye çalışıyorlar. Neden? Çünkü bu ekonomi düşünürlerinden hiçbiri, küreselleşen ekonomide Japonya krizini, Uzakdoğu krizini, Rus krizini, Brezilya krizini öngöremediler ve şimdi, yarattıkları yeni dünya düzeninin tüm öngörüleri aşan bir küresel krizi de beraberinde getireceğinden kuşku duyuyorlar. Örneğin Davos'ta, 'spekülasyon' ekonomisinin bir ülkeyi bir anda istikrarsızlığa itebileceği tartışılıyor. Ve yeryüzünün en büyük skepülatörü George Soros, Asya'nın kaplanlarıyken bir anda kedileşen Uzakdoğu ülkelerinin ekonomik iflasında, kendi sorumluluk payını sorguluyor. Düne değin spekülatif meblağların sınırsız ve denetimsiz olması gerektiğini ileri süren Soros, artık bu paraların da tüm yatırımlar gibi denetlenmesinden yana ve aşırı serbest piyasa ekonomisine karşı.

Ben iktisatçı değilim. Ama iflasların birbirini izlediği ve toplumun bir bölümünün parmağını kımıldatmadan spekülatif meblağların rantıyla varsıllaştığı ülkemiz için, bu tartışmaların ve çözüm arayışlarının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Üstelik, bir Rus krizinin ardından aldığımız yarayla, Türk ekonomisinin ne kadar zayıf dengeler üstünde durduğunun anlaşıldığı bir dönemde. Oysa Davos'un karlı yollarında mı kayboldular, yoksa lüks otellerin koridorlarında mı bilinmez, bana ulaşan bizim basın temsilcilerimizin haber ve makalelerinde bu tartışmaların 't'si yok. Eğer varsa, demek ben görmemişim, bu eleştirilerim affola. Ama gerçekten yoksa, Türk basınının Davos'ta 'gazetecilik'ten tepetaklak çaktığını söyleyebilirim.