Yaşamak
Radikal · 1 Mart 1999
Yaşam, belki de bir elektrik prizine bağımlılıktır. Önce anamıza bağımlı yaşarız. Sonra babamıza. Sonra sevgilimize, kocamıza, karımıza, çocuklarımıza. Fişimizin mutlaka birilerine takılı olması gerekir. Şimdi anımsamıyorum adını, bir Fransız düşünürü: "Bir varlık yok olur, dünya kararır," demiş. Bilin ki işte o an, yaşam prizinden çekilmiştir fişiniz. İyi ki bir insanın pek çok fişleri, kabloları var ve enerjisini pek çok prizden alıyor. Ben şanslı bir insanım. Herkesten daha çok sayıda prize bağlıyım. Çünkü yazarım. Şevki Avcı, Barış Baraz, Faruk Okur, Genco Yılmaz, Mustafa Öner, Türkan ve Fehmi Akgün, Muhan Kadir Başak, Kasım Korun, Erdinç Metin, Burak Odabaşı, takma adlı meslektaşım Fikri Cihan, İlhan Kesici, Dr. Ferhat Asırcı, Timur Ertekin, Özay Meral, Burcu Çelebi, Fuat yalçın, Dr. Mehmet Altınok, Ertan Funda, Süleyman Nazif Deniz, Cenk Saraçoğlu, Ufuk İşman, İrfan Öksüz, Serkan Karaerkek, Genco Yılmaz, Seyda Öztürk, Melih Apa, Noyan Özkan, Nilgün Okay, Emine Gönel, Serhat Deniz, Ruşen Sezer, Ali Naci Ülkü, bana gerçek doktorluğu anlatan Dr. Serhat Deniz, Çağlayan ve Pınar kardeşlerim, Ayçe Kırangeçen, Nehir Özdemir, Tigin Töre, Serkan Özizmir; artık hangi gazetede çalıştığı önem taşımayan, benim için önemli meslektaşım Selçuk Gültaşlı, Günce Mehmet Karakan, Nicolas Sadiraç, Seyfettin Tokmak, Nazlan Nolla Ertan, Ceykan Cem Kocabaş, sadıkların arasından sadık Mete Pala, İpek Seyalioğlu, Hüseyin Şentürk, Erol Emed, Uğur Özakıncı, Mert Toraman, Halil Yıldırım Yücel, Artuğ S., Temuçin Tüzecan, Alpay İşman, Avni, Necmi Odyakmaz, Gürcan Bülbül, Emrah Orkun ve Aziz Murat Hatipoğlu gibi beni yüreklendiren ve: Fehmi Akgün, Dr. Atilla Öner, Tunay İnce, Ali Rıza Üçer, Dr. Cumhur Akpınar, Orhan Coplu, Dr. Erhan Eser gibi bilgilendiren okurlarım olduğu sürece, binlerce prizim takılı yaşama. Dünyam hiç kararmayacak, hiç çölleşmeyecek yaşamım. Sizlere medyunum.
Sık sık, sütunumda yayımlanan fotoğrafların sanatçısı Daniel Colagrossi'nin kim olduğunu soruyorsunuz. Kendisi yüzde yüz İtalyan kanı taşıyan bir Fransız'dır. Her şeyi eleştiren dırdırcının biridir. Kolay bir insan değildir. Daha ne kadar çekerim, belli olmaz. Ama insanlara ve bana aşıladığı yaşam sevinci, olağanüstü kültürü, attığı kahkahalar, zorluğuna bedel. Yuvarlanıp gidiyoruz ve yosun tutmuyoruz. Prof. Gökçe Nimbus, Daniel ve ben, beş yıldır aynı mekanı paylaşmaya çalışıyoruz. Gökçe'yle birlikte, artık Daniel yüzünden eve hazır ve donmuş yiyecek sokamıyoruz. Elle yolunmuş köy tavuğu yiyoruz. Etler mutlaka belli bir kasaptan alınıyor. Rastgele şarabı içemiyoruz. Sizin anlayacağınız Daniel Colagrossi, fotoğrafçılığın dışında müthiş bir aşçıbaşı ve şarap uzmanı. Diktatör olarak evin yönetimini ele geçireliberi, yemek yapmak bir tören, oturup yemek bir başka tören. Adyö! Hamburger alışkanlığı, hazır pizzalar ve Çin yemekleri. Soframız artık her gün bir yüzyıl öncesinin adabıyla kuruluyor, inanın bazen çok zor oluyor. Ama onun sayesinde, Fransız şaraplarının hangisi 'Rus derisi ve amber' tadında, hangisi 'çiçekli fakat henüz açılmamış, şişeye koyup bekletmek gerek', öğrendim.
Ve en önemlisi, bir erkeğe ya da kadına beğendirmek için kendisini, çok sevmek ve tembellikten fedakarlık etmek gerektiğini.