Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

Paket politikası

Radikal · 3 Mart 1999

Yaklaşık altı yıl önce, olağanüstü değerde bir tarih belgesi edindim. Sevgili dostum antikacı Ahmet Benli sayesinde, ilk Düyunu

Umumiye müdürlerinden Ernest Grenier'nin anılarını. Ernest Grenier, Türkiye'ye yalnız Düyunu Umumiye müdürü olarak değil, Fransız hükümetinin casusu olarak geldi ve yirmi yıl boyunca Makedonya'dan Arabistan çöllerine, tüm Osmanlı topraklarını arşınladı. Ahmet Benli'nin eline, bir dergide makale olarak yayımlanan bu anıların, 'yazar hesabına' basılan cildi geçmişti. İmparatorluğun 1895-1915 arasındaki parçalanma dönemine ışık tutan bu makalelerden zaman zaman alıntı yapıyorum.

Ernest Grenier'nin anılarında, Kürt ve Ermenilerin yaşadığı bölge geniş bir yer tutuyor. Örneğin, 1890-1900 yıllarında bölge Amerikan misyoneri kaynıyor. Öylesine etkili ki ABD Kürtler ve Ermeniler arasında; 1896 yılında Siirt'in Melefan köyünde bir Fransız heyetini karşılayan tepeden tırnağa silahlı Kürtlerin başındaki üç aşiret reisinden birinin adı Ahmet Şeko, diğer ikisi Amerik Bey ve Boston Bey, diye anılıyorlar. Bölgede pek moda 'Amerikan redingotları' giyiyorlar. Ve bizim Fransız casusu Grenier, bu redingotlar üzerine çapraz çekilen fişekliklerin 'barbar' görüntüsünü anlatıyor.

Ernest Grenier, Osmanlı'nın niçin ve nasıl olup da bu bölgede genelinde yabancı, özelinde Amerikalıların cirit atmasına izin verdiğini bir örnekle açıklıyor. 1897 yılında, bir Amerikan misyonu Ermenilere ve Kürtlere yardım dağıtmak üzere Argani-Maden bölgesine doğru yola koyulur. Amerikan kervanına pek çok Türk askeri eşlik etmektedir. Misyon, köy köy dolaşıp, parmak basana para dağıtmaktadırlar. Para verileceklerin adı önceden bellidir, Osmanlı'da bile olmayan nüfus dökümleri vardır Amerikalıların elinde. Ancak Osmanlı maliyesinin bir gözü, hayırseverlerin üzerinde ve kendilerine eşlik eden askerler, aslında her dağıtımda nöbet değiştiren 'vergi' memurlarıdır. Amerikalılardan para alan Ermenilerin kapısı, misyonun köyü terk etmesinden birkaç saat sonra çalınmakta ve: Bedrosyan efendi, senin hükümet kapısına dört yıl öncesinden otuz akçe borcun var. Şimdi paralandın, ver bakalım! denilmektedir. İstenilen ödeme, ne hikmetse tam da Amerikalıların verdiği yardım tutarıdır. Böylece Oknayus ötesinden gelen para yardımları, sonunda Babıâli hazinesinin yolunu tutmaktadır.

Ancak Amerikalıların tutumu da bir tuhaftır. Yardım dağıtımını yakından izleyen bir Fransız (o da casus tabii), dayanamaz ve Amerikan misyon şefine giderek, arkasından olan bitenleri anlatır. Misyon şefi: "Teşekkürler. Ancak biz burada bu parayı yardım olarak dağıtmakla yükümlüyüz. Sonra ne oluyor diye bakmakla değil. Şu kasayı boşaltıp, kendimi bir gemiye atmaktan başka bir şey düşünmüyorum!" diye yanıtlar Fransız'ı. Ernest Grenier'nin yorumu ise ilginçtir: "Böylece Amerikalılar, hem yerel halkın indinde yardımsever görünüyor ve kabul görüyorlar, hem de Osmanlı kasalarını dolduruyorlardı."

Bu tarih sayfasını, onuncusu açılan Güneydoğu kalkındırma paketiyle birlikte okumak gerekiyor. Biliyorsunuz ilk dokuz paket kapsamı, Güneydoğu'ya doğru yola çıkmış, ancak Marmara ve Ege bölgesinde 'çiçek' açmıştı. Neyse ki İshak Alaton'un dediği gibi, Güneydoğu'da iki yılda açılması hedeflenen onuncu paket, son seçim bütçemizin yarısı bile değil. Dolayısıyla fazla bir geçim bütçesi yitirmeyecek bölge bu kez.

Benim merak ettiğim, Osmanlı'dan bu yana 'kalkındırılamayan' Güneydoğu'da hangi siyasal uygulamanın yürürlükten kaldırıldığı? Konulmayan o kadar çözüm var ki, kaldırılamayanlarla uğraşıyoruz hâlâ, gördüğünüz gibi.