Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

Fransız usulü vergi!

Radikal · 6 Mart 1999

Kendime acımak adetim değildir, ama bizim Maliye'nin yazar, sanatçı, çizer ve diğer kalem ve fırça erbabına getirdiği vergi yükümlülüğüne karşı, kuşkusuz haklı itirazları duydukça gülesim geliyor; "Ah," diyorum içimden, "Bir de Fransızların bana yaptıklarını bilseniz!"

Türkiye ile Fransa arasında 1987 yılında imzalanmış, çifte vergilendirilmeyi önleyen bir anlaşma var. Kimler nasıl anlaştıysa, anlaşma metninin anlaşılmaması için ne mümkünse yapılmış. Metnin Türkçesi zaten kötü, Fransızca çevirisi büsbütün berbat. Çelişkili yorumlara açık bu anlaşma imzalandığı sırada, Fransa'da Türk, Türkiye'de de Fransız basını hemen yok gibiymiş ve gazeteciler anlaşma kapsamına alınmamış. Dolayısıyla sayısı epeyce artan biz basın erbabı hâlâ, iki ülke açısından 'serbest meslek' sahibi olarak değerlendiriliyoruz. Fransa'da gazetecilik yapmaya başladığım 1990 yılından beri, devletle olan ilişkilerime müthiş özen ve hiçbir usulsüzlükte yer almamaya özen gösteriyorum. Her yıl, tüm vergilerimin Türkiye'de ödendiğine ilişkin bir belge getirtiyorum, vergi ve sosyal sigorta numaralarımı Fransız Dışişleri Bakanlığı'na bildiriyorum, bakanlık da bana yıllık basın kartımı ve 'vergilerimin Türkiye'de ödenmesi dolayısıyla, Türkiye'den gelen aylık ücretimin Fransa'da vergiden muaf olduğunu' belirten bir belge veriyor. Asker kızıyım ya, ele güne karşı açık vermemek için bu ülkede tüm yabancılara verilen hiçbir haktan yararlanmamaya özel dikkat ediyorum. Oğlum burslu değil, kira yardımı talep etmiyorum, hastalık sigortasına bile yazılmadım ve göğsümü gere gere: "Benim Fransız devletinden hiçbir çıkarım yok, tümüyle Türkiye'ye bağımlıyım," diyebiliyorum.

1993 yılında, vergi dairesinden bir mektup geldi, hakkımda inceleme yapılacaktı. Her şeyim tamam ya, hiç üstünde durmadım. Bir de ne göreyim? Fransa benden Türkiye'den gelen ücretim ve masraflarım üzerinden, üç yıl geriye dönük olarak korkunç bir vergi talep ettiği gibi, zamanında ödemediğim gerekçesiyle yüzde yüz ceza kesiyor. Hemen büyükelçiliğe koştum, tüm ekonomi eğitimini Fransa'da yapan mali danışmanımız sevgili Yaşar Özek'le birlikte itiraz dilekçesi hazırladık. Vergi dairesi, Fransız Dışişleri'nin verdiği 'vergiden muaftır' belgesini kabul etmedi. Bordrolarımı istedi. Bordrolarımı verdim, bu kez, örneğin haber izlemek için çıktığım yolculuklardaki uçak biletlerini, telefon faturalarını masraf değil, 'gelir' kabul etti. Söz konusu masrafların masraf olduğuna ilişkin belgeleri getirttim İstanbul'dan, kabul etmek zorunda kaldılar, ama son olarak: "Efendim, bir yılın yarısından fazlasını Fransa'da geçirdiğiniz için verginizi burada vermelisiniz, Türkiye'de değil!" diye tutturdular. Maliye Bakanlığı'na başvurdum ve bu saçmalığı durdurmalarını istedim. Ve neyi anladım biliyor musunuz? Maliye Bakanlığı'nın, Paris vergi dairesine bağımlı Türk gazetecileri 'idare edebildiğini', ancak Paris dışındaki bir vergi dairesinin inceleme başlattığı durumlarda müdahale edemediğini ve iki ülke arasındaki anlaşmanın biz gazetecileri çifte vergilendirmeden koruyamadığını. Oysa benden istenen vergi ve ceza, henüz bir Fransız'la evli olduğum yıllara ilişkin, Montpellier dairesi tarafından kesilmişti. Ve daha önce Versailles'da ikamet eden

meslektaşım Hürriyet muhabiri Muammer Elveren de kendisini vergilendirmek isteyen Versailles maliyesiyle boğuşuyordu!

Fransız vergicileriyle mücadelemin devamı, yarına.