Cumhuriyetin fahişesi
Radikal · 21 Mart 1999
Biliyorum, biliyorum, başlığı görünce hangi hakla otuz beşe bakla, diye şaşırdınız. Ama merak etmeyin, bugün Türkiye pazarına çıkmadım, size turfanda bir Fransa haberi sunuyorum ve yukarıdaki başlık, Christine Deviers-Joncour adlı madamın ilk ve son kitabının adı. Christine Hanım, kendisini fahişe diye tanımlıyor ve metresi olduğu devlet adamını rejimle özdeşleştirerek, Fransız cumhuriyetiyle fuhuş yaptığını varsayıyor. Bu ülke bir süredir, Türkiye'deki siyasal rüşvetçilik ve birbirini aklayan kirli politikacılar düzenine evrensel geçerlilik kazandıran skandallarla sarsılıyor. Bu skandallardan ilki, eski Dışişleri Bakanı ve şimdiki Anayasa Mahkemesi Başkanı Roland Dumas'nın başına patladı. Fransız sosyalistlerinin ak saçlı yakışıklılarından, kadın düşkünü ve Türk düşmanı Dumas, dışişleri bakanı olduğu dönemde ülkenin en büyük petrol şirketi ELF'den çıtır çıtır rüşvet yemiş ve bu rüşvetleri metresi Christine Deviers-Joncour aracılığıyla almış. İki kadın savcının ortaya çıkardığı ve tutarı 10 milyon doları bulan rüşvet olayı patlak verdiğinde, artık Anayasa Mahkemesi Başkanlığı yapan Roland Dumas hakkında bir soruşturma açıldı. Ancak tutuklanan metres Christine Hanım, önce tüm suçu üstlenerek sevgilisini aklamaya çalıştı. Roland Dumas da masum olduğunu haykırıyordu. Fransa ikiye bölündü. Kimse evli Dumas'nın bir metresi oluşunu garipsemiyordu. Ama politikacıların ve halkın bir bölümü rüşvet şaibesi altındaki Dumas'nın derhal anayasa mahkemesi başkanlığından istifa etmesi gerektiğini savunurken, diğer bölümü suçu sabitleşene dek istifasına gerek görmüyordu. Dumas'yı görevden almakta yetkili tek merci Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac da ikinci grup arasındaydı. Derken, üstlendiği tüm rüşvet suçunun altında ezilen Christine Hanım, ilk verdiği ifadeleri değiştirdi ve ELF şirketinden aldığı tüm paraların aslında sevgilisi Roland Dumas'ya verilen rüşvetler olduğunu itiraf etti. Dumas'nın rüşvet izini süren kadın savcılar, resmi devlet fahişesi Madam Christine'in yeni ifadesinden yola çıkarak, Anayasa Mahkemesi Başkanı hakkında yeni bir soruşturma başlatmış bulunuyorlar. Artık herkes, cumhurbaşkanı tarafından görevinden alınmayan Dumas'nın istifasını istiyor. Ancak istifa bir türlü gelmiyor. Tüm Fransız başları, Elysee Sarayı'na çevrildi ve Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın duruma el koymasını bekliyor. Oysa cumhurbaşkanından da tık yok!
İki gün önce patlak veren yeni bir skandal, Cumhurbaşkanı Chirac'ın niçin Dumas'ya arka çıktığına ve kendisini görevden almadığına açıklık getirdi. Yine cesur bir yargıç sayesinde, Chirac'ın 1995 yılına kadar başkanlığını yaptığı Paris Belediyesi'nin paralarını kendi partisi merkez sağ Cumhuriyetçi Birlik kasalarına akıttığı anlaşılmıştı! Ve cumhurbaşkanı hakkında adli kovuşturma yapabilecek tek merci, Anayasa Mahkemesi, yani Roland Dumas'nın başında bulunduğu kurumdu. Meğer Chirac, kendi yolsuzluklarını örtbas etsin diye rüşvetçi Dumas'ya dokunmuyordu!
Dünyanın en eski iki cumhuriyetinden biri olan Fransa, bugün köklü devlet yapısının en üst iki koltuğunu işgal eden politikacıların, birbirinin kirini aklayamasa bile üstünü örtmeye çalıştığı oturakların kokusuyla altüst oldu. Kimse oturakların nasıl ve nereye döküleceğini, rejimin nasıl temizleneceğini öngöremiyor. Ve ben, siyasal pislik yalnız bizimkilere özgü değilmiş diye teselli oluyorum.