Habercilik mabercilik
Radikal · 24 Mart 1999
"Her suç bayağıdır, her bayağılık da bir suç."
Oscar Wilde
Bilmem bilmeyen kaldı mı, gazetecilik mesleğinde iki görevim var benim. Radikal Gazetesi köşe yazarlığı, Milliyet Gazetesi Fransa Temsilciliği. İki görevimi de seviyor, iki ayrı insan gibi çalışıyorum. 15 gün önce, Milliyet Spor Servisi benden bir Okocha röportajı istedi. Türkiye'de ünlenen yıldız futbolcu, Dünya Kupası'ndan sonra transfer olduğu Fransa'nın en varsıl takımı PSG'ye bir türlü uyum sağlayamamış, bu sezon zaten takım içindeki nifak dolayısıyla tepetaklak giden PSG maçlarında kendisine bağlanan tüm umutları boşa çıkarmış ve Fransız seyircisinin büyük tepkisini çekiyordu. Yeniden satışa çıkarılması söz konusuydu ve kendisiyle ilgilenen bir Türk takımı vardı. Fotoğrafçı İbrahim Öğretmen'le düştük yollara. PSG antrenmanlarının yapıldığı kampa gittik, Okocha'yı yakaladık ve konuşturduk. Nijeryalı futbolcunun yüzünden düşen bin parçaydı. Moralinin müthiş bozuk, hatta çok mutsuz olduğunu söyledi. Maçlarda kendisine küfürler yağdıran Fransız seyircilerden şikâyet etti ve bombayı patlattı. Evet, Türkiye'yi, daha doğrusu ülkemizdeki rahatını özlüyordu, hangi takım olursa olsun görüşmeye ve dönmeye hazırdı. Sporla ilgilenmeyen okurlarıma sıkıcı gelebilir ama gazetecilik açısından önemli bir haberdi bu röportaj ve 11 Mart tarihli Milliyet'te geniş yer verilerek yayımlandı. Meslek ahlakı gereği, çalıştığım iki gazetedeki görevlerim arasında su geçirmez bir ayrım yapan ben, Milliyet'in istediği röportajı yalnızca muhabiri olduğum bu gazeteye vermiş, Radikal'deki arkadaşlarıma hiç sözünü etmemiştim.
Dün Paris'teki fotoğrafçı arkadaşım İbrahim Öğretmen elinde Türkiye'de yeni çıkan Star gazetesinin 18 Mart 1999 tarihli sayısıyla çıkageldi. Yanında Fransız Le Parisien gazetesinin 14 Ağustos 1998 tarihli sayısını da getirmişti. Star gazetesinin spor sayfalarında, 'Paris'ten mektup var: Okocha, İstanbul'u özlediğini söyledi ve ekledi: Aklım Fener'de...' başlıklı bir haber (daha doğrusu n'aber) ve Cenk Akandan'ın yaptığı söylenen bir röportajla Süleyman Rodop'un çektiği ileri sürülen dört fotoğraf yer alıyordu. Gazetenin 'Star Spor, Özel Röportaj!' damgasıyla sunduğu dört fotoğraftan ikisi, Le Parisien gazetesinin geçen yılki sayısından alınmıştı! Diğer ikisi ise Okocha'nın PSG'ye transfer olduğu günlerde, yani yine bir yıl önce! Yazılı 'N'aber'e gelince, okuduklarıma inanamadım. Fransız seyircisinin küfür yağdırdığı Okocha, "Fransa'da çok seviliyorum!" diyordu. Yazının gerisi içinde benim Milliyet'te çıkan haberimden çalınan bölüm hariç tam bir asparagastı! Hemen telefona sarılıp Okocha'nın basın sözcüsünü aradım. Hayır iki haftadan bu yana, yani benden sonra hiçbir Türk gazetecisi görüşmemişti Okocha'yla.
Birileri, kısa süre önce işlerine gelmeyen özgür basına 'kartel' diye diye bizi mafyanın kucağına oturtmaya çalıştılar ve bir avuç dürüst gazeteci sayesinde başarılı olamadılar. Ama bakıyorum, sözüm ona kartele karşı oturdukları Çiller kucağında, Türk basınında bayağı olan ne varsa iki misli büyüterek benimsemiş ve borazancıbaşı olarak asparagas makamı çalmayı pek güzel öğrenmişler. Eğer kartelciliğin karşıtı bu çete ise ben kartelciyim.