Adalet ve ziyaret
Radikal · 4 Nisan 1999
Duydum ki gazete yönetimleri köşe yazarlarına, pazar günleri kafa ütülemeyecek türden çalıp mideye oturmayacak çerez konularla oynamalarını telkin etmişler. Bugün pazar. Ve ben yine sizin başınızı ağrıtacağım. Çünkü galiba delidir, ne yapsa yeridir diye düşündüler ve bana böyle bir telkin ya da tavsiyede bulunmadılar. Kalemşörlükteki özgürlük tutkuma gösterilen bu saygı çok hoşuma gitti. Dinlence gününüzü suiistimale büyük bir keyifle başlıyorum:
PKK lideri Abdullah Öcalan, İmralı Hapishanesi'nde, kardeşleri Havva Keser ve Mehmet Öcalan'la görüşmüş. Çok doğal. İşlediği suçun niteliği ve niceliği ne olursa olsun, her tutuklu gibi eşkıya Apo'nun da hem avukatları, hem yakınları tarafından ziyaret edilme hakkı var. Ama gazetenin haberi doğruysa, Öcalan kardeşlerin 'hasret gidermeleri' gün boyu sürmüş. Hayret doğrusu. Nasıl olur da, bir hapishane ziyareti gün boyu sürer? Birkaç gün önce de, yine gazetelerde hapisteki Tayyip Erdoğan'ın elini öpmek için kuyruğa giren yüzlerce ziyaretçinin haberi vardı. Mahpus Erdoğan'ın tüm bayram boyunca süren görüşmeci akınından bitap düştüğü belirtiliyordu.
Ben hapishane koşulları uzmanı değilim. Ama Fransa'da, hangi koşullarda hapis yattığını çok yakından izlediğim bir tutuklu var: Alaattin Çakıcı.
Türk kamuoyunun iyi tanıdığı Çakıcı, Fransa'da işlediği resmi evrakta tahrifat ve sahte belgelerle ülkeye giriş yapmaktan yediği altı aylık hapis cezasını çekti bitirdi. Ama Fransız mahkemesi, Çakıcı'nın Türkiye'ye iadesine ilişkin verilen kararı temyiz sürecini de içerde geçirmesine karar verdi. Halen Marsilya'daki Les Baumettes Cezaevi'nde yatıyor.
Alaattin Çakıcı, bu cezaevinde bir hücrede tek başına kalıyor. Bir ay öncesine kadar, yaşamının güvencede olmadığı gerekçesiyle havalandırmaya çıkarılmıyor ve intihar eder gerekçesiyle hücresinde gece gündüz çok şiddetli bir ışık yanıyordu. Çakıcı, son mahkemede gördüğümüzde, en az 20 kilo zayıflamıştı. Kendisine mektup, kitap ve gazete verilmesi yasaklanmıştı. Avukatı her gün, ama yalnızca yarım saat kendisini ziyaret edebiliyordu; diğer ziyaretçilerin sayısı haftada iki kez, önceden izin alınan iki kişiyle 45'er dakikalık görüşmelerle sınırlıydı. Ve sıkı durun, tutuklu Çakıcı her görüşme sonrasında çırılçıplak soyulup vücudunun her milimetresi aranıyordu. Fransız avukatı Jacques Verges bu muameleye itiraz etti. Ama Çakıcı'nın tutukluluk koşullarında bariz bir değişiklik olacağını sanmıyorum. Çünkü yapılanların hepsi YASAL. Fransız hapishanelerinin tümünde aynı yönetmelik var ve istediklerine karşı tüm tedbirleri alabiliyor, kolladıklarına hepsini uygulamayabiliyorlar. Ziyaretçi sayısı ve süresinde, Türkiye'deki gibi bir lagarlık söz konusu değil!
Türk hapishanelerinde yaşanan rezalet ve cinayetleri biliyorsunuz. Diyelim ki yol geçen hanına dönen bu hapishaneler, yönetmelikler uygulanmadığı için suç yuvalarına dönüştü. Peki ama, yönetmeliğe ters düşmüyor görünen uygulamalar neyin nesi? Nerede görülmüştür Apo gibi 'bir numaralı halk düşmanına' çekilen bunca kıyak? Tayyip Erdoğan'ın günlerce ve yüzlerce ziyaretçiye el öptürmesi?
Türkiye'de entipüften suçlara hiçbir ülkede olmayan ağırlıkta hapis cezaları veriliyor. Nedeni açık, çünkü hapis kavramı aynı değil. Adam Fransa'da üç ay yattı mı, hayatı kararıyor. Bizde
20 yıl alsa hapiste gibi yaşamıyor.