Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

Dört dörtlük seçim

Radikal · 16 Nisan 1999

Biliyorsunuz dağ bayır giden, dere tepe aşan arabalara 4x4'lük deniyor. Baktım, bizim seçimler de doğrusu 4x4'lük. Dört oy kullanacağız, dört seçim yapacağız ve sandıklar saat dörtte kapanacak. Türkiye bir ilke imza atıyor! Bilmiyorum hangi başka ülkede, nasıl bir mantıkla sekiz pusulanın yer aldığı ve otuz küsur milyon seçmenin dört ayrı seçim için dört ayrı oy kullanacağı sandıklar saat dörtte kapanırdı? Acaba kapanış saatini, seçim sayısına göre belirleyen kişiler, dörtten öteye saymasını bilmiyorlar mı, yoksa akılları 4x4'lük arabalara mı takılmıştı? Çünkü bu seçimler, güya dağları tepeleri aşacağımız, hantal ülkemizi engelli koşuda düze çıkaracağımız yarış. Gerçekten merak ediyorum, neyi hedeflediler acaba sandıkları bunca erken kaparken? Seçim sonuçlarını bir an önce açıklamaksa amaç, dört çok önemli seçim niye bir araya getirildi? Dört çok önemli seçim tek defada bağlanacaksa nedir bu oylamayı 'şıpın işi' bitirmek acelesi?

Ancak...

Bu seçimler, bu garip kapanma saatiyle bile Türkiye'de, belki de ilk kez cahil çoğunlukların değil, eğitimli azınlıkların avantajıyla sonuçlanabilir! Eğer bilinçli bir disiplin içinde oy hakkımızı kullanırsak, en azından yerel seçim sonuçlarını değiştirecek biçimde etkileyebiliriz. Çünkü yazışma tekniği ya da evrakla haşır neşirliğe alışık olmayan toplum kesimi, dört kez bölmeye girip çıkıp ayrı sandığa pusula atmasına karşın; partilerin beyaz oy pusulasını sarı zarfa, il genel meclisi üyeliğinin turuncu pusulasını turuncu zarfa koyarken yanılmasa; belediye başkanlığının mavi oy pusulasını sarı, belediye meclis üyeliğinin sarı pusulasını mavi zarfa koyarken karıştıracak! Büyük bir olasılıkla, mavi pusulayı mavi zarf, mavi pusulayı sarı zarfa koyacak. Haydi diyelim, ikinci aşamada da yanılmadı. En azından büyükşehir belediye başkanlıkları, bölge başkanlıkları ve belediye meclis üyeliklerinin zarflarıyla pusulayı şaşıracak! Muhtarlık seçimlerine sıra geldiğinde ise, göstermek zorunda kaldığı ve aslında hiç alışık olmadığı fikirsel yoğunlaşma çabasından helak düşmüş durumda iyice saçmalayacak...

Kalıbımı basarım sevgili okurlar, bu seçimler Türkiye seçimsel tarihinde, iptal oy oranının en yüksek çıkacağı seçimler olacak. Çünkü okuma yazma bilmeyen insana matematik testi uygulamaya benziyor. İşte bu kapsamda, bilinçli ve bilgili seçmen, karışıklıktan galip çıkabilir. Dolayısıyla hepimiz, gerekirse inatla bekleyip oylarımızı kullanacağız.

Benim oylarıma gelince, genel seçimlerde ÖDP'ye. ÖDP, benim karşı olduğum türbana hoşgörülüymüş. Varsın olsun. Oy vereceğim partide fikir disiplini arayanlardan değilim. Travesti peruğuna da aynı hoşgörü içinde olduğuna göre, varım. Aşırılıkları, bir artı bir eksiyi götürür hesabıyla sıfırlamaya bayılırım! İstanbul büyükşehirde oyum, DSP'li Zekeriya Temizel'e. Çünkü en güvendiğim o. Beyoğlu Belediye Başkanı adayım, CHP'li Halil Ergün. Çünkü tanıyorum. Kılıç Ali Paşa Mahallesi'nde favorim ise elbette Mehmet Ali Küçük! Üstelik sevgili muhtar adayımın ihtiyar heyeti arasında yer alan Eleni Haralambidus'u çok tuttum. Bu topraklarda bizden önce var olanlara, şimdi gelip benim kentimi elimden alanların benden esirgediği saygı ve sevgiyi göstermeyi borç biliyorum.