Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

Hırsızlar (2)

Radikal · 25 Nisan 1999

19. yüzyıl edebiyatına damgasını vurmuş Fransız yazarlarının esin kaynağı, zindan kaçkını Eugene François Vidocq'a, en geniş ve ayrıntılı roman kahramanlığını Victor Hugo, 'Sefiller' romanındaki Jean Valjean tipiyle armağan etti. Peki ama neydi gerek Hugo, gerek Balzac ve diğerlerinin başını döndüren ve dostları kabul ettikleri eski pranga mahkûmunun büyüsü?

1775 yılında bir Fransız fırıncının oğlu olarak dünyaya gelen Vidocq, kendi deyişiyle daha sekiz yaşında, "Komşu çocukları, kediler ve köpeklerin korkulu düşü"ydü. On üç yaşında babasının kasasını soydu. Olağanüstü bir gövde gücüne sahipti. On altı yaşında Bourbon Alayı'nda çavuştu. Valmy ve Jemmapes savaşlarında kahramanlık gösterdi, ancak disiplinsizlik nedeniyle ordudan atıldı. 'Sahte subay'larla oluşturduğu bir örgütle zengin evlerini soymaya başladı. Kimi haklı, kimi haksız yere onlarca kez yakalanıp zindana

atıldı, giyotinden kıl payı kurtuldu, prangaya vuruldu, tüm hapishanelerden kaçmayı başardı. 1805 yılında

ele geçtiğinde polise "içerden muhbirlik" yapmayı

önerdi. Kabul edildi. Öylesine yararlı oldu ki, 1811 yılında yetkililerce kaçırıldı hapisten. 1818 yılında Kral 18. Louis tarafından bağışlanıp istihbarat polis şefliğine atandı! Metresi aracılığıyla aydın çevresine girip yazarların dostluğunu kazanan Vidocq, 1827 yılında ayrıldığı emniyetteki anılarını kaleme aldı. Emekli haydut, kurduğu özel dedektiflik bürosuyla tüm Avrupa'dan Cezayir'e uzanan bir muhbir ağını yönetirken, 'Hırsızlar' incelemesini, 'Fransız Argo Sözlüğü'nü ve yakından tanıdığı hapisaneler üstüne görüşlerini yazıyordu. Eline geçen çok hassas dosyalardan korkan devlet, Vidocq'u sahte bir suçlamayla yine beş yıl hapse mahkum etti. Karar temyizden döndü. 1844 yılında yaşamını konu alan Eugen Sue'nün eserine karşı 'Paris'in Gerçek Sırları' kitabını ve anılarını içeren bir roman yayımladı. Artık kriminoloji konusunda konferanslar veriyor, zindanlardan kaçmasını sağlayan kılık değiştirme yeteneğini, gösteri olarak sunuyordu.

Vidocq geçmişini bırakmıştı ama, geçmişi yakasını bırakmıyordu. 1848 ayaklanmasının yanında yer alan tüm yazarlar dostu olmasına karşın, devlet Vidocq'u 1849 yılında ünlü Conciergerie Hapishanesine muhbir olarak soktu ve kendisinden 'isyanın elebaşlarını' tespit etmesini istedi. Tüm dostları cumhuriyetçi olan Vidocq'un kimi ele verip vermediğini söylemiyor tarih. Ancak, "Şarlatanlık yapılmadan hiçbir yere varılmaz!" diye yazan Vidocq'un yaptığı onca şarlatanlığa rağmen, son muhbirliğinden sekiz yıl sonra yoksulluk içinde öldüğünü biliyoruz. Oysa dostu Victor Hugo, cumhuriyetçi isyancılar tarafından olduğu için 1851 yılında kaçmak zorunda kaldığı önce İngiltere, ardından Belçika sürgününden Vidocq'un ölümünden tam on üç yıl sonra 'ulusal kahraman' olarak geri döndü, öldüğünde çok zengindi ve Fransa'nın sivil dehalarının anıtmezarı Pantheon'a gömüldü.

Vidocq, ölüm cezası hakkında ve ta 1836 yılında: "İdam, ahlaka aykırı bir cezadır. Belki benim aşırı hoşgörülü olduğum düşünülebilir. Ama bunca yaşadıklarımdan sonra inanıyorum ki, hoşgörü aşırılığından günah işlemek, aşırı katılıkla günah işlemekten evlâdır," demişti. Bu düşünceler, yazar dostlarının da kendisini hoşgörüp bağışlamasını sağladı ve onu romanlarda kahramanlaştırdılar. Muhbir dostlarına yaşarken verilmeyen ikinci bir hayat, ikinci bir şansı ona ölümsüz kitaplarda tanıdılar.