Fransa'nın Kürtleri
Radikal · 7 Mayıs 1999
Kendi göbek deliğimizi dünyanın merkezi sandığımız için ve NATO ve Kosova'ya olan göbek bağımız yüzünden, bu hafta gündemimiz yine kendi göbeğimize dönük meşguliyetlerle dolu ve dış dünyada atılan göbeklere ilgisizdi. İçeri yönelik bu şaşılık, Türkiye'yi zamanı gelince kullanabileceği gerekçelerden ve kıyaslamalardan da mahrum ediyor. Örneğin son günlerde Fransız devletinin 'Kürt' bölgesi Korsika Adası'nda başına gelenler, PKK konusunda ülkemize parmak sallayan ve Türkiye'yi 'hukuk devleti' olmadığı için eleştirenlere: 'Siz önce kendinize bakın!' diyebileceğimiz tarihsel bir ders içeriyordu. Merve'yle başını bağlayan Türk basınında çok az yer aldı.
Oysa... PKK'ya karşı verdiği savaşta Türkiye'yi 'özel timler' kullanmak; jakoben, yani merkezi devlet yanlısı bir cumhuriyet olmak, yasadışı yöntemlere başvurmak ve insan haklarını ihlal etmekle suçlayan Fransa, Korsika'da bütün bu suçları işledi ve... adaya tıpkı bizim OHAL Valisi gibi ayrıcalıklara donatarak gönderdiği 'terminator' valiyi görevden almakla yetinmeyip tutuklamak zorunda kaldı!
Fransa'yı çileden, yani 'hukuk devleti' olmaktan çıkaran Korsika, özgün bir kültürü olan, kendi dili Korsikacayı konuşan, 250 bin nüfuslu bir adacıktır. Nüfusun yarısı, Fransa'dan kopmak isteyen bağımsızlık yanlısı, üç beş yüzü de silahlı ve düpedüz terörist ayrılıkçılardır. Tüm ada, Sicilya kadar kemikleşmiş bir mafya ve yıllardan beri her türlü yasadışı etkinlikle Fransa'nın boğazına saplanmış bir kılçıktır. Yüz binlerce PKK'lıyla uğraşan Türkiye'yi, kullandığı yöntemler dolayısıyla kınayan Fransa, bu küçücük ada ve bir avuç teröristle başa çıkamamaktadır. Korsika'nın ayrılıkçı FLNC örgütü, geçen yıl Fransız devletinin adadaki en büyük temsilcisi valiyi öldürdü. Şunu hemen belirteyim ki, Fransa'da valilik kurumu askeridir. Vali olabilmek için, ordu, jandarma ya da polis akademilerini bitirdikten sonra yüksek memuriyet okulu 'ENA'dan çıkmış olmalıdır, yerine göre üniforma ya da sivil giyinebilir. Dolayısıyla valinin kişiliğinde, aslında Fransa'nın Korsika'daki devlet otoritesi öldürülmüştü. Ve ne jandarma, ne de polis güçleri, katilleri bulabildi. Merhumun yerine atanan vali, verilen demeçlerde resmen belirtildiği üzere adayı mafya ve ayrılıkçılardan temizlemek üzere gönderildi, salt bu iş için Korsika'ya özgü bir antiterör jandarma timi kuruldu. Bernard Bonnet adlı ve jakobenliğiyle tanınan vali, işe çok hızlı başladı. Eski valinin katillerini bulamadı ama, epeyce ayrılıkçıyı tutukladı. Sıra, Fransız hukuk devletinin Korsika'ya egemen olmasına gelmişti. Bernard Bonnet, ada kıyılarında ayrılıkçı mafyaya ait olduğu bilinen yasadışı yapılaşmayı, bir sembol olarak yıkmaya karar verdi. Ancak her yıkım girişimi, hukuksal bir engelle karşılaşıyordu. Geçen hafta, kıyıdaki restoranlardan biri ateşe verildi. Yangın sırasında bir jandarma da ağır yaralandı. Önce 'oradan geçiyorduk, yandım,' diyen yaralı jandarmanın sorgusu sırasında, yangının özel tim görevlisi üç jandarma tarafından çıkarıldığı ve kundaklamanın Vali Bonnet'nin emriyle düzenlendiği anlaşıldı. Korsikalılar, jakoben Fransız devletine karşı bir zafer daha kazandı. Muhalefet halen, valiyi atayan sosyalist iktidar hakkında bir gensoru hazırlıyor. İçişleri Bakanı'nın bile işin içinde olması ihtimali var! Kanıtlanırsa, hükümet düşecek. Fransa'yı Korsika'da 'hukuk devleti' olmaktan çıkaran skandalı, Başbakan Lionel Jospin'in: "Bu bir devlet sorunu değil, devletin iç sorunudur!" diye yorumlaması ise gerçekten ibret vericiydi.
Şimdi, Türkiye'nin kendisine ders vermeye kalkanlara şöyle bir soru sormaya hakkı doğdu: '250 bin nüfuslu küçücük Korsika'da, bir avuç ayrılıkçıyla mücadele etmek için bile yasadışı terör hareketlerine başvuran Fransa, başında PKK gibi bir bela olsa neler yapar ve hukuk devletinden geriye ne kalırdı acaba?'