Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

Dönekliğin dibi

Radikal · 15 Mayıs 1999

Kolayca karar ve taraf değiştiren insanlarla, yozlaşmış bitki tohumluğuna verilen ad aynı olup, şaşırtıcı biçimde örtüşen bir tanımı içerir sevgili okurlar: Dönek. Her ne kadar kimi dönekler, dönekliklerini 'değişim' ve 'evrim' kavramlarıyla açıklamaya çalışsalar da, bir fikir ve inançtan dönmemek için baştan yanlış yollara girmemenin yeterli olduğunu düşünen ben; ister istemez dünü ile bugünü çelişen insanlara güvenmem.

Fransız yazar ve düşünürü Regis Debray'e karşı da her zaman aynı temkinle yaklaştım. Bir zamanlar 'halkların babacığı' Stalin'e övgüler düzen, Che'nin yoldaşı, hatta özel ulağı Regis Debray'e de güvenmedim; sosyalist cumhurbaşkanı danışmanlığından merkez sağa sapan ve sosyalist inanç ve eylemlerinin ne kadar yanlış olduğunu uzun uzun anlattığı kitaplarıyla tüm müstafi solcuların kuramcısı haline gelen Regis Derbay'e de inanmadım.

Çünkü dönek, bir kere dolanmaya başladı mı, nerede duracağı, nereye saplanacağı belli olmayan bir topaçtır.

Ne kadar haklıymışım! Che Guevara'nın kır gerillasına yoldaşlık eden Regis Debray'in sosyalizmden 'ültra nasyonalizme' geçmesi için, beş yıl yetti. Mitterrand'ın danışmanı, önce merkez sağcı Chirac'ın şakşakçısına dönüştü, artık milliyetçi De Gaulle'cülük de yetmiyor ve şimdilerde faşizan milliyetçilerle aynı söylemi kullanıyor. Son savunduğu 'kutsal' dava, Kosova'da Sırpların haklılığı ve... Miloşeviç!

13 Mayıs tarihli Le Monde gazetesinde, Belgrad yönetiminin özel izniyle, yani tüm yansız ve Miloşeviç'e muhalif gazetecilere verilmeyen bir vizeyle Kosova'ya dört günlük (!) bir 'düşünür' gezisi yapan Regis Debray, bu dört günde tüm Kosova sorununu çözmüş, Avrupa aydınlarının ne kadar kör ve enayi olduklarını anlamış, Sırpların suçsuzluğuna ve sıkı durun: "Kosovalı Arnavutların pek de sağlam pabuç olmadıklarına" kanaat getirmiş. Dört günde her şeyi gören gözleri hala keskin eski solcu Debray'in, Miloşeviç hakkında da çok olumlu gözlemleri var. "Diktatörler bir kez seçilirler, oysa Miloşeviç üç kez seçildi, dolayısıyla diktatör değildir," diyor (bu mantığa göre örneğin Saddam da diktatör olmaktan çıkıyor!) ve sonuçta, Kosova'da Sırpların hiçbir soykırım yapmadıklarına yeminle, her şeyden UÇK'nın sorumlu ve NATO'nun haksız olduğu sonucunu çıkarıyor. Debray'e göre, Sırplar hiçbir Kosovalı Arnavut'u göçe zorlamamışlar! Yüz binlerce göçmen, aslında Almanya, Fransa, Belçika gibi ülkelere kapağı atmak için 'göçe zorlandıklarını' iddia eden fırsatçılarmış ve zaten geçmişte de, Hitler'in SS'lerine paralel, faşist birlikler kuranlar arasında tek bir Sırp olmayıp, hepsi Müslüman, Hırvat ve Arnavutlarmış! Dünün antifaşist kahramanları Sırplar, günümüzün suçsuz kurbanlarıymış. Zaten Kosova'da da hayat çok normalmiş, çünkü bir pizzacıda normal normal pizzasını yiyebilmiş Regis Debray!

Regis Debray'in, Fransa'da Sırp yanlısı Marianne dergisi hesabına dört günde gidip görüp anladığı Kosova dramıyla ilgili yazısı Le Monde'da yayımlandığı gün, Fransız milleti küçük dilini yutayazdı, sevgili okurlar. Ve dün, ülkenin aydınları kalemlerine sarılıp, Debray'i gömdüler. Tüm gazeteler, 'bir entelektüelin ölümü'ne ilk sayfalarını ayırmışlardı. Bernard HenriLevy'nin olağanüstü yergisi 'Elveda Regis Debray!' başlığını taşıyordu. Alain Joxe'un 'Uluslararası Sersem' ilan ettiği eski solcuyu onlarca düşünür ve yazar, 'döneklerin' mezarına uğurladı. Debray yalnız dönek değil, batık artık. Hem de çamura.

Bizdeki müritlerinin de başı sağolsun.