Vehbiye'nin kerrakesi
Radikal · 23 Mayıs 1999
Erkek kerrakesi, bir tür cüppeymiş. Kadın kerrakesi de, vücuda oturan, dar bir üstlük. Küçükken babamdan duyardım sık sık: "Anlaşıldı Vehbi'nin kerrakesi!" deyimini. "İşin aslı anlaşıldı" anlamında kullanıldığını bilirim. Ama dün, birdenbire çok ayıpladım kendimi. Bunca yıldır, ne kerrakenin neyin nesi, ne de Vehbi'nin kim olduğunu merak etmişim! Büyük Larousse'tan öğrendim. Meğer Vehbi adında dindar mı dindar bir kadı varmış tarihte. Çapkınlık yapmaya gittiği uygunsuz ev, zaptiyeler tarafından basılmış. Kadı efendi, zaptiyelere yakalanmamak için saklanmış saklanmasına da, telaşından pek ünlü ve süslü kerrakesini ortalıkta bırakmış. Kerrakeyi görünce sahibini tanıyan zaptiyeler, "Anlaşıldı Vehbi'nin kerrakesi!" diye gülüşmüşler. Herhalde tüm ahali de pek eğlenmiş olmalı ki, deyim günümüze kadar gelmiş.
Daha da gider.
Çünkü yüce Meclisimiz açılalı dün bir bugün iki, ortalıkta bir sürü kerrake ve şimdiden iki adet Vehbiye'miz var.
Bilmem dikkatinizi çekti mi, Türkiye'de kendisi taksın takmasın türban ve çarşaf takımını savunan münevverlerimizin ('aydın' demek içimden gelmiyor!) ezici çoğunluğu, Anglosakson kültüründen gelmiş olup İngiltürk konuşurlar ve kayıtsız koşulsuz ABD hayranıdırlar. Tüm cetvelleri, ölçüleri, kıstasları Amerikan'dır. Tüm örneklerini Amerika'dan verirler, salt Amerika'yı örnek gösterirler. Zaten başka kültürlere açık değildirler, sair ülkelere zombi gibi gider zombi gibi gelirler.
Meğer bu 'münevver Turkish'lerden bazıları, verdikleri kadar da almışlar Amerika'dan. En başta, elbette ve tabii ki 'yurttaşlığını.' Almayanlar da sanırım istemediklerinden değil, alamadıklarından Türk kalmışlar.
Bir Türk'ün yabancı bir ülke yurttaşlığını almasında, bence hiçbir sakınca olmadığı gibi, bu toprakların toplumsal belleğini taşıyan kişinin her zaman Türk kalacağını varsaydığım için yararı bile olduğunu düşünürüm. Zaten devlete de bu görüş egemen ve çifte vatandaşlık yasak olmadığı gibi, destekleniyor da. Ancak izin almak gerekiyor. İstenen izin de mutlaka veriliyor.
TBMM'ye felekten dört yıl çalmak için giren ve kadı değilseler bile kadın, dindar mı dindar iki Vehbiye'mizin, niçin çifte uyruk izni almadıklarını anlayamadım. Ama ABD yurttaşlıklarını niye gizledikleri açık. Amerikan uyruğuna geçebilmek için ABD'ye sadakat, Amerikan çıkarlarına hizmet yemini etmişler. Bırakın yasal engelleri, asıl bu yemin bir Amerikan vatandaşının TBMM'de Türk milletinin vekilliğini üstlenmesini olanaksız ve kabul edilmez kılar. Örneğin Fransız yurttaşı olabilmek için yemin memin ettirilmez, hiçbir anlamda söz vermek gerekmez. Çifte uyruklu vatandaş, iki uyruğundan Fransızlığı yüceltmek zorunda değildir. Ama ABD yurttaşlığı bu yemin olgusuyla farklıdır, "Önce Amerikalısın!" dedirtir. Zaten yeminli yeminsiz, aslında hiçbir çifte uyruklunun milletin vekiliyim diye Meclis'e girmesi yanlış. Çünkü bu milletin ezici çoğunluğu çifte uyruklu değil! Üstelik ikinci Vehbiye, Oya Akgönenç'in, hocalıkta fazla maaş almak için 'Amerikalıyım!', kıyak milletvekili aylığına gelince 'Türk'üm!' diye ortaya çıkması düpedüz arsızlık ve hırsızlık. Ayrıca suç. Çünkü yasa açıktır: Çifte uyruklu vatandaşların Türkiye'de Türk kimliği geçerlidir.
Böylesine çifte uyruklu değil, çifte kuyruklu denir. Münevver 'Turkish'ler arasında yaygındır ve ucunu kimin çektiği bellidir.