Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

Okurlarıma

Radikal · 24 Mayıs 1999

Yazı, heybetli bir vadiye karşı atılan tek kişilik çığlık gibidir. Gürlüğü, güzelliği, doğruluk ya da yanlışlığı, yankısının genişliğinden anlaşılır. Prof. Nimbüs'ün getirdiği mesajlarınızdan oluşan koca desteyi görünce, şımarmakla şaşırmak arasında bocaladım yine. Evet, beni şımartıyorsunuz. Ancak şaşırıyorum da, çünkü birkaç abuk subuk küfürnamenin dışında, verdiğiniz destek çığ gibi.

Sevgili Arzu Gözen, Süleyman Ulusoy, Ahkem Gökçe, Muhsin Altınsoy, Ayşe Feride Armangil, Murat Özsunay, Belkıs ve Aytekin, Gökhan Aytekin, Burçhan Bıyıklı, Özgür Boz, Betil Ergev, Güneş Gümüş, Güneş Erdil, Yücel Kalem, Kuvvet Lordoğlu, Bora Fidan, Semih Özeren, Alev ve Mest İzci, Eralp Özefe, Hakkı Yıldırım, Ortam Şenol, Özlem Çevik, Hakan Kozinoğlu, Güven Emre, Köksal Güven, adını bilmediğim Sarnıç Hotel'den okurum, Tomris Ertan, Murat Çehreli, Ahmet Alkan; görüş, duygu ve tepkilerinize aracı olduğum için çok mutluyum. Güzel dilekleriniz yüreğimi ısıtıyor, başımı ışıtıyor. Sizler de sağolun.

Canım ustam Türker Alkan: O güzel yazılarınızdan bana ayırdığınız özel zaman için binlerce teşekkürler. Sizi seviyorum. Değerli meslektaşım İrfan Bozan: Yanılgıdan sonra doğru noktalarda buluşmak çok hoş! Haberlerinizi bekliyorum. Adını bilmediğim gizemli okurum 'xzcczx', haklısınız! Ancak kalıp mücadelenizi sürdürün, konuşun, susmayın ve doğru olana sahip çıkın derim. Sayın Avukat Noyan Özkan; içime su serptiniz, aynı fikirdeyiz. Sevgili Barbaros Aytar; Bernard Henri Levy'nin yazısı, Le Monde gazetesinde yayınlandı. Sevgili Ferhan Kızıltepe; verdiğiniz bilgiye çok güldüm! Demek ki yok yere Sali olunmuyor, zontanın bir de 'Saloz'luk dönemi varmış. İlerde kullanmak gerekir diye, tanıklığınızı önemle saklıyorum. Sevgili Çağatay Durmuş; övgüne teşekkürler. Hemen tüm kitaplarımı AD Milliyet Yayınları'ndan bulabilirsin. Ama soyadım kimisinde 'Saulnier' olarak geçer. Kameraman arkadaşım Mithat İnandım, o yazıyı pek çok kişi anlamadı, sen benim söylemek istediğimi en doğru yerinden yakalayansın, çok yaşa! Sadıkların sadığı Can Akkerman, beni aydınlatmaya devam edin. Sevgili Hakan Türe; içimi sızlattın. İyi haberlerini dört gözle bekliyorum. Tiyatrocu dostum Yıldıray Şahinler, senin gibi bir okuru olmak ne güzel!

Kardeşim, kızım, canım Dilek Kurt. Pembe mektubuna mavi cevap vermek istedim, zamanım olmadı, beni bağışla. Çok iyi bir kalemin var. Senin yazar olmanı beklediğimi unutma! O sevdiğim İstanbul sokağının, Turnacıbaşı caddesinin en yakışıklı eczacısı, dostum Ata Tokgöz, mektubunuzu bir çiçek gibi saklıyorum 'kitabımızın' arasında.

Sayın Levent Genç, Gülten Sarı, Raşit Aydemir, Jan Keetman, İlhan Şerbetçioğlu, Pınar Kurtoğlu, Turkay Nefes, Işıl Karakaş, Rüstem Baba, Ercüment Evindar; düzeyli uyarılarınız ve eleştirilerinize teşekkür ederim. Görüşlerim, kiminizden çok farklı. Ben yanılmadığımı düşünüyorum, ama haklı olanı zaman gösterecek.

Adı bende saklı ve türban üzerine kendi deneyimini ileten okuruma gelince: Küçücük yaşında, ana baba ayrılığı dolayısıyla 'şeriatçı dede' ocağına düşen ve kapanması, örtünmesi yolunda baskı gören bu genç kadın, 'Hoştgörü' başlıklı yazımda sözünü ettiğim 'tercih hakkı'nın canlı bir kanıtı. Okul, üniversite ve kamu görevlerinde baş açma zorunluluğunun, zorla başı örtülen çaresizlere bir kurtuluş kapısı olduğuna inancım pekişti. Önümüzdeki günlerde bu konuya tekrar döneceğim.