Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

Dinleniyorum, öyleyse varım!

Radikal · 5 Haziran 1999

Tebrik telefonlarının ilki, arkadaşım Elif Aygün

Eren'den geldi. Elif, Hürriyet'in haberini telefondan okudu, müjdeyi verdi. Derken, tüm dostlarım tek tek aradılar. Kolay mı? Telefonu POLİS tarafından dinlenen hepi topu DÖRT gazeteciden biriydim. Üstelik gazetedeki fotoğrafım kocamandı, Eyfel Kulesi'nin

önündeki pozum pek güzeldi. Hürriyet gazetesi, haberi 'Kadın yazar merakı' başlığıyla aynen şöyle veriyordu: "Radikal gazetesinin kadın yazarı Mine Kırıkkanat'ın telefon kayıtları 4 ayrı incelemeye konu oldu. İncelemelerin tümü, 'Özden' kodunu kullanan görevli tarafından 30 Kasım 1998 tarihinde yapılıyor. İlkinde, GSM cep telefonu kayıtları Mine G.Kırıkkanat olarak soruluyor (18.28.28). İkincisinde GSM kayıtlarına yalnızca Kırıkkanat adıyla bakılıyor (18.28.38). Üçüncüsünde yine GSM kayıtları bu kez Mine Kırıkkanat diye soruluyor (18.28.47). Dördüncü olarak da 'İstanbul Mine Kırıkkanat' sorularak, İstanbul'daki telefon kaydına bakılıyor (18,29,13)..."

Bugün bu satırları yazarken, bilgisayarı tıklatabilmek için yere oturup yukarı uzanarak çalışıyorum. Koltuklarım öyle bir kabardı ki, kollarım havada kaldı, sevgili okurlar. Gazetemiz Radikal de herhalde aynı oranda övünüyordur. Dinlenen dört gazeteciden ikisi halen, biri bir süre öncesine kadar Radikal yazarıydı.

Koskoca Türk polisi, kuşkusuz benim telefonları önemsiz biri olduğum için dinlememişti. Dinleniyordum, öyleyse vardım! Haftada beş kez yazı yazan bendenizin fikirleri, zaten Radikal'de açık açık yayımlanıyordu. Ama polisimiz, fikirlerime doyamıyor, zikirlerimi de öğrenmek istiyordu, galiba. Gel de övünme. Kimi dinleyeceklerini iyi biliyordu köftehorlar!

Kayıtlı kuyutlu dinlenmeye alındığıma göre, kuşkusuz Özden kod adlı polis karar vermemişti bu işe. Birileri, emir vermişlerdi. Demek ki Türkiye'de birileri, sevgili okurlar, benim yazdıklarımı değil, yazmadıklarımı araştırıyorlardı. Onların bilmediği birçok şeyi bildiğimi, nasıl saptamışlar, hayret doğrusu! Vallahi aferin. Yanlış adamı dinlememişler. Onların BİLMEDİĞİ pek çok şeyi, gerçekten biliyorum ben.

Örneğin... Telefonlarımın dinlenemeyeceğini!

Nedeni çok basit. Bana da Profesör oğlum Nimbüs öğretti: Evet, Türk cep telefonum var. Ancak GSM telefonum, Fransa'da SFR hatlarından servis yaptığı için, benim telefonu dinleyebilmek üzere Fransız SFR kayıtlarının incelenmesi gerekiyor. Türk polisi, telefonumu yalnızca İstanbul'da olduğum bir zamana denk gelirse dinleyebilir ki...Öyle zamanlarda duydukları patlıcanlı pilav tarifi ve "Bu akşam nerede kafaları çekeceğiz?" programlarını iyice bellemiş olduklarını umarım. Ancak Türkiye'den yaptığım Fransa ile konuşmalar konusunda büyük sıkıntılar çektiklerine, üstüne üstlük çevirmen parası verdiklerine çok üzülüyorum. Ne de olsa devletin kesesi. Yazık.

Yine benim bildiğim ve beni dinleyen birilerinin bilmediği olgu, telefonlarımın aslında ve gerçekten, hem de düzenli olarak ve uzun uzun FRANSIZ POLİSİ tarafından dinlendiği! Hem de buradaki tüm Türk gazetecileri dinledikleri gibi. Bizleri, genelde PKK ya da benzeri Türk düşmanı örgütlerin yapabilecekleri saldırılardan korumak için dinliyorlar. Özelde, Türkiye konusunda istihbarat toplamak üzere. Zaman zaman Fransız polisine de çok acıdığım olur. Onların da Türkiye'deki arkadaşlarımla bitmez tükenmez konuşmaları, geyik sohbetlerini kaydetmek, Fransızcaya çevirmek için nasıl helak olduklarını düşünürüm.

ABD'de yapılan bir araştırma, telefon dinlemekle görevlendirilen 'memurlar' arasında eşcinsel eğilimlerin çok arttığını ortaya koymuş! Eşcinselliğe elbette bir husumetim yok. Ama zorla da olunmasını istemem. Fransız polisi umurumda değil ama; beni dinlemek nezaketini gösteren ve şahsımdan ilgisini esirgemeyen Türk polisine yardımcı olmak ve bazılarını benim yüzümden uğrayacakları cinsel değişimden korumak, bir yurttaş olarak görevim sayılır. Kendilerine şöyle bir teklifim var: Onlar dinleyip de anlayamadıkları Fransızca konuşma kayıtlarını Fransız polisine versinler. Fransız polisi de anlamadan dinlediği Türkçe kayıtları onlara göndersin. Sen sağ, ben selamet. Beni dinleyen 'Özden' de, karısına emanet.