Okurlarıma
Radikal · 14 Haziran 1999
Ihlamur ağaçlarıyla iki kez karşılaştım, kentsoylu ömrümde. İlk kez Tarabya tepelerindeydi. Dev ağaçların küçük meyveler verip, büyük ve ağır meyvelerin küçücük ağaçlardan alınmasına hep şaşmışımdır. Tarabya'daki heybetli ağaçların nazenin ıhlamur demetlerini hayranlıkla seyredip, güzel kokularını içime çekmiş; bu ağaçların verdikleri meyve değil, yücelikleriyle var olmaları gerektiğini düşünmüştüm. Tarabya'da tanıdığım ıhlamur ağaçlarını yıllar önce kestiler. Yerine bencil evler yapıp, odunlarını şöminelerde yaktılar, "Ne güzel kokuyor ıhlamur odunu, yine kesip gelecek kış yakalım," dediler. Yasını tuttuğum ıhlamurlarıma kavuşmak için Paris'e gelmem gerekti, Convention meydanında buldum onları. Burada ıhlamur ağaçlarını kesmiyorlar. Her bahar, her sabah onların kokularına açıyorum pencerelerimi. Meydanı çevreleyen yüz yıllık evlerin hepsinde, benimkinde de görkemli şömineler var, ancak yakması yasak! Ihlamur ağaçlarıma gözü gibi bakıyor Paris belediyesi, dalına dokundurmuyor, ancak kimsenin aklına gelmezdi zaten kırmak. Ama meyvelerini topluyoruz, en çok da ben. Üstelik penceremden uzanarak.
Bazen o ağaçların yazılarım, meyvelerinin sizler olduğunu düşünüyorum. Tek tek topluyorum mesajlarınızı, gözüme gönlüme şifa oluyor.
Sevgili Bulgaristan göçmenim Hakkı Yıldırım, 'kusura tutmadım' merak etmeyin, tam tersine bayıldım Türkçenize. Seçil Çetintaş, meslektaşım Ermil Balakın, Nehir Atasoy ve Neslihan'la paylaştığınız fotoğraf hayranlığınıza Daniel Colagrossi, yazılara gösterdiğiniz ilgiye ben teşekkür ederim. Sevgili Özlem Keskin, N. Akbulut, Halim Gerzile ve özellikle Dr. Mehmet Gerzile'nin inceliklerine, anlattığı gerçek öyküyle yüreğimi dağlayan Müjgan Çetin, doğru fikirleriyle Şehnaz Özdamar, güzel şiirleriyle Köksal Güven, aynı yolda devam edeceğime değgin söz verdiğim Özbay Altun, dünkü yazımdaki mutluluğa ta Hong Kong'lardan ve sabahın 8.28'inde yanıt veren Sevim Doğan ve 9.24'te Türkiye'den seslenen İpek Ahu Yalav'a, kucak dolusu sevgi ve selam.
Sevgili Hasan Doğan, düşünceleriniz beni duygulandırdı, ancak üzülmeyin varlığımı hiç hayatın akışına bırakmadım. Boğayı hep boynuzlarından tutarım, üstelik boğa burcundanım, yükselenim aslan. 'Yazılarınıza bayılıyorum!' rümuzlu okurum, siz de endişelenmeyin, sözüm Palabra de Gitana sayılır, sağlığım da yerinde, yolumdan dönmem. Umut Selvi dostum, üniversitede başınıza gelenlere hem üzüldüm, hem güldüm. Öfkenizde haklısınız, ancak Türkiye böyle. Kurunun yanında yaş da yanar. Milliyetçilik konusunda aynı fikirleri paylaşıyoruz. Ama Fransız Jospin'e, İngilizce Jaspin demezseniz daha hoşuma gider. Sanatçı okurum Bülent Fidan'a başarılı sergiler ve teşekkürler. Sevgili Banu Bilen, sanırım bu yaz görüşeceğiz. Yazılarımla kalbi tık tık atan okurum, ben de size yürekten minnet borçluyum.
Adı gerçekten W. Clark; tümüyle aynı görüşü paylaştığımız kesin. Ancak mektubunuzun sonunda 'malum mahkeme' kararı üstüne boşa umut beslediğinizi düşünüyor ve sizi (ne yazık ki) fazla iyimser buluyorum. Bu arada kim olduğunuzu merak ediyorum. Beni aydınlatırsanız sevinirim.
Sayın Türker Alkan hocama; Büyükelçim Tanşuğ Bleda, dostum ve çevirmenim Jacques Jeulin, sürekli okurlarım Timur Ertekin ile Günce Mehmet Karakan'a hiç eksiltmedikleri ilgileri dolayısıyla 'sağolun' derken, dinamolarımı doldurmakta büyük katkıları olduğunu söylemek isterim.