Din ve iman
Radikal · 19 Haziran 1999
'İti ite kırdırmak' politikası, 'dinsizin hakkından imansız gelir,' özdeyişinin insanı köpek yerine koyan uygulamasından ibarettir aslında. Eylemde barbarlık, söylemde ikisi de küfürdür. Çünkü dinsizlik ve imansızlık, sosyal literatürümüze birer hakaret olarak geçmiştir.
Hz. Muhammed, iman için üç koşul öngörmüş: Tasdik, ikrar ve amel. Yani imanlı sayılmak için kalp ile bilmek, dil ile söylemek ve ilkelerini uygulamak gerekiyor. Bu kapsamda din ve iman mutlaka birlikte var olmak zorunda. Dinin var olması için dine iman etmek, imanın var olması için mutlaka bir din gerek.
Oysa Türkiye'de dindarım diyen pek çok imansız var. Çünkü İslamiyet, üç tektanrılı dinin kutsallık ve gerçekliğini kabulle, bu dinlere saygı gösterilmesini öngörüyor. Oysa ülkemiz genelinde bırakın saygıyı, resmen saygısızlık var İslamiyet dışındaki tek tanrılı dinlere. Ve bu tür saygısızlar, saygıyı öngören İslamiyet dininin ilkelerini uygulamamak, yani Hz. Muhammed'in talep ettiği 'amel'i yerine getirmemekle 'imansız' sayılırlar. İman olmadan din de olamayacağı için, dinsiz de oldukları söylenebilir.
İslamiyet'in tanıdığı ve kutsal saydığı bir başka dine gösterilen son saygısızlık örneği, Samsun'da yaşanıyor, sevgili okurlar. Bu kentte, İtalyan Mater Dolorosa Katolik Kilisesi'nin Fransız papazı Pierre Beunissen; bir pişpirik kahvesinin sahibi Atilla Nural'ın şikâyeti sonucu, 'kilisede ziyaretçilere porno film ve MED TV'yi izlettiği, izinsiz dershane açarak Hıristiyanlık propagandası, hatta 60 Türk gencini Hıristiyan yaptığı, küçük kızlara içki içirdiği,' suçlamasıyla 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyor.
Pişpirik kahvecisinin deli saçması ithamlarına değil, böyle bir suç duyurusunu ciddiye alıp zavallı papazı yargılayan Türk adaleti adına utandım! Ömrümde hiç Samsun'a gitmedim. Papaz Beunissen'i tanımam. Ama kimsenin, hiç kimsenin, bu topraklarda bizden önce yaşamış ve bugün bir avuç kalmış bir başka dini ve müminlerini, kendilerini temsil eden yaşlı bir papazın kimliğinde böylesine aşağılamaya hakkı olmadığını düşünüyorum. Farzedelim (ki asla inanmıyorum) Papaz Beunissen, müminlerine porno film seyrettiriyormuş. Katolik papazın Katolik müminlerle Katolik dinine karşı işlediği bu günahtan, bizim devlete ve bizim adalete ne? Hıristiyanlık dinine gösterilen imansızlığı cezalandırmak İslamiyetçi bir devlete bile düşmezken, laik cumhuriyetin mi görevidir? Katoliklere de mi doğru Katolikliği biz öğreteceğiz? Diyelim (ki asla inanmıyorum), Hıristiyanlık propagandası yapmış olsun papaz Beunissen; İslami propagandadan geçilmeyen LAİK Türkiye'de Hıristiyanlık propagandası nasıl ve hangi mantık, hangi hakla suç telakki edilebilir? Öteki aptalca suçlamalara gelince, kaale alıp mantık yürütmek bile mümkün değil. Papaz Beunissen'e yapılan muamele, adaleti dinsel tacize alet etmektir. Ayıp. Hem de çok.
Çünkü Fransa'da, Almanya'da pıtrak gibi biten camilerin imamları bangır bangır İslamiyet propagandası yaparken, ekmeğini yedikleri Hıristiyan çoğunluklu laik devletlerce rahatsız edilmiyorlar. Suç sayılmıyor Hıristiyan ülkelerinde İslamiyet propagandası. Daha da ilginci, sınırdışı edilmek istenen kaçak Türkler, Kürtler, Müslümanlar son çare olarak kiliselere sığınıyorlar! Papazlar tarafından doyurulup korunuyorlar. Siz hiç camiye sığınan bir Hıristiyan çaresiz gördünüz mü? İmamların doyurduğu yoksul Hıristiyan'a rastladınız mı?
Dinsiz kim, imansız kim bu durumda?