Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

Kim bastı?

Radikal · 25 Haziran 1999

Ülkemizin en önemli sorunu, düğme sorunudur, sevgili okurlar. Devletimizin son yıllarda video, teyp ve telefon setine dönüştüğü

göz önüne alınacak olursa, düğmenin önemi daha iyi anlaşılır. Aslında video, teyp ve telefon setinin mi devleti temsil ettiği, ya da devletin mi bu üçlü set tarafından yönetildiği pek belli değildir.

Her neyse, devlet setinin düğmesine basmak sorumluluk isteyen, ince bir iştir. Ayrıca çok karmaşıktır. Bu karmaşıklık, en fazla medyayı karıştırır. Devlet setinde görüntü ya da ses kaydı taşıyan bir kaset geçilegörsün, medya hemen meraklanır: 'Acaba düğmeye kim bastı?'

Soru doğru ve yerindedir. Çünkü bizim devletin mekanizması, kaset çalıştırılmadan devreye girmez. Bizim devlet elektronik ve teknolojik yeniliklerin uç noktasında olup, kasetlere programlıdır. Bizim devlet, kasetsiz kaldığı zaman adeta kısa devre yapmış gibidir. Ne ses, ne soluk verir. Derken biri düğmeye basar, kaset çalar, aa, bir de bakarsınız devlet oynamaya başlamış. Meğer varmış!

RP'nin kapatılmasında, Yılmaz hükümetinin düşürülmesinde, FP'nin kapatılma sürecinin başlamasında olduğu gibi; Fethullah Gülen'in

başını da kasetler yedi, bildiğiniz gibi. Medya yine en teknolojik soruyu sordu tabii: 'Acaba düğmeye kim bastı?'

Üstünüze afiyet, ben de medyada çalışıyorum. Ama galiba biraz uzak kaldım iş çevremin elektronik zekâsına. Hâlâ daha ilkel mantıkla işliyor kafam. Ve Fethullah Gülen'i BİTİREN kasedin düğmesine kimin bastığını hiç merak etmiyorum. Bendeniz, Fethullah Gülen'i BAŞLATAN kasetin düğmesine basan ya da basanlarla ilgileniyorum fena halde. Türkiye'de parası olan okul açıp örgütleniyor. Diyelim ki Fethullah efendi, Türkiye'deki örgütlenmesini ve okullarını kendi 'ulvi' ya da ABD'vi imkânlarıyla gerçekleştirdi. Peki ama, Türkiye'de birileri düğmeye basmadan Orta Asya cumhuriyetleri, Rusya Federasyonu gibi yalnızca devlet borularının öttüğü yabancı ülkelerde kök salması, TC Dışişleri Bakanlığı'nın icazeti olmadan yüzlerce okul açması mümkün müydü? Demek ki devletimiz, önce Fethullah Gülen'in arkasında yer almış olup, şimdi önüne geçmeye çalışmaktadır. Demek ki devletin iki eli olup, biri 'yürü', diğeri 'dur' düğmesine basmaktadır. Dur düğmesini anladık da, niçin bu devletin bir eli Fethullah Gülen'lere yürü demek gereğini duymaktadır? Hangi nedenle ihtiyaç vardır Fethullah Gülen'lere? Neye yarayacağı düşünülmektedir Fethullah Gülen'lerin?

Hasan Üzen, 21 yaşında yoksul bir delikanlıydı. Yoksulluğu terörist yapamamıştı onu. Şeriatçı da olmamıştı. İyi yüreği, ana babasının bir kenara attığı kız kardeşi Selver'i yalnız bırakmaya el vermemiş, çobanlık yapmış, büyütmüştü Selver'i. İstanbul'a biraz daha insanca yaşamak için geldi. Bir yandan bulaşıkçılık yapıyor, bir yandan yine kardeşine bakıyordu. Derken âşık oldu, dayı kızına. Askerlik kâğıdı geldi. Askerlik, yoksulluk, kardeşini yalnız bırakmak, sevdiğine kavuşacak gücü olmamak derken, asıverdi 21 baharını köhne evinin tavanına Hasan Üzen. KİM BASMIŞTI ACABA HASAN'I ÖLÜME GÖTÜREN DÜĞMEYE?

Hasan'ı intihara sürükleyen düğmeye, binlerce gencin bir delinin ve ölümün peşine düşüp dağlara çıkmasına yol açanlar bastı, sevgili okurlar. Bu ülkenin gençlerine şeriat ya da terörden başka çıkar yol bırakmayanlar bastı. Bacak kadar çocukları işkencelerden geçirenler, yoksul olanları doyurup giydiremeyenler bastı. Hasan Üzen gibi kendisinden başkasını üzmeyen çaresizlere sahip çıkamayan aciz devlet bastı. Besleyemeyeceği, büyütemeyeceği, okutamayacağı, iş veremeyeceği bir nüfusu kontrol altına almak yerine, her şeyi devletten bekleyen bir halka dönüp: 'Çoğalın, çoğalın!' diyen cahil devlet bastı. Sonra da başa çıkamadığı genç nüfusu zapturapta alsın diye Fethullah Gülen'lerin sırtını sıvazladı. Kendi kuramadığı disiplini ve veremediği aşı, imamlara hatiplere verdirmeye kalkıştı.

Aczin bedeli çok ağırdır. İliklemeyi bilinmeyen düğmelere, ancak basılır.