Ana var, analık var...
Radikal · 3 Temmuz 1999
Hayvanlardan insanlara, sevginin ve şefkatin en durusunu simgeleyen 'analık' tüm dünyada önemlidir de, 'ana' kültürünün asıl ağırlığı Akdeniz havzasında hissedilir. Akdenizli anneler çocuklarına daha mı düşkündürler nedir, ama etkileri ve ilgileri ömür boyu sürer, görünmez göbek bağları asla kesilmez yavrularıyla. İspanya'da yaşadığım yıllarda dikkatimi çekmiş ve Akdeniz çevresinde konuşulan pek çok dilde 'ana' sözcüğünün aynı tınıları taşıdığını fark etmiştim. Örneğin Türkçede ana; Baskçada 'ama', İspanyolcada 'mama', İtalyancada 'mamma', Fransızcada 'mamman', çocuğun çıkarabildiği ilk sesleri çağrıştırır. Baba, papa sözcüğü için de durum farklı değildir ama, konumuz analar bugün. Yine İspanya'da, üç değişik kültürden gelen 'analık'la ilgili bir fıkra dinlemiştim. Bir Fransız, bir İspanyol, bir de Yahudi çocuk, annelerine kırık notlarla dolu okul karnelerini getirirler. Fransız anne, karneyi inceler ve çocuğa dönüp: "Böyle devam edersen, kendini öldürürsün oğlum!" der. İspanyol anne, "Böyle devam edersen oğlum, seni öldürürüm!" tehdidini savurur. Yahudi anne ise, gözyaşları içinde: "Oğlum, böyle devam edersen, kendimi öldürürüm!" diye hıçkırır.
Türk analarının bu üç türden hangisine girdiğini doğrusu bilemiyorum. Çoğulcu kültür sahibi olduğumuz düşünülecek olursa, kuşkusuz üç yöntemi de uygulayan analarımız vardır. Ama Yahudilerdeki ana kültürünün, din aidiyetinin de anneden geçtiği göz önüne alınırsa, çocuklar üzerinde en derin izleri bıraktığı kesin. Ve fıkradaki gibi yavrusu üzerinde bireysel sorumluluk ya da fiziki korku yaratmak yerine vicdan azabı baskısı kuran Yahudi anaların çocuklarına olan düşkünlüğü, son zamanlarda İsrail ordusunun karabasanı haline gelmiş bulunuyor.
Le Monde gazetesinin Kudüs kaynaklı bir haberine göre, dünyanın en etkili ordularından İsrail ordusunun bir numaralı düşmanı Hizbullah değil, Hamas değil, Genelkurmay Başkanı Şaul Mofaz'ın yaptığı basın toplantısında yana yakıla açıkladığı gibi, Yahudi anaçlığı!
General Mofaz'a göre, asker anaları çocukları vatan görevini ifa ederken hiç rahat bırakmıyorlarmış komuta kademesini. Genelkurmay Başkanı: "Anaların asker çocuklarıyla ilgilenmeleri elbette doğal.
Ama her işe karışıyorlar! Askeri nasıl eğiteceğimize ilişkin ders vermeye, kaç saat uyuması ve ne giymesi gerektiğini bile öğretmeye kalkıyorlar! Böyle askerlik yapılır mı, böyle ordu olur mu?" diye sızlanmış gazetecilere. Le Monde'un aktardığına göre, zavallı general haksız sayılmaz. Çünkü kız erkek tüm gençlerin askerlik yaptığı İsrail'de, yaklaşık on yıldan beri orduyu mahkemeye veren verene. 1992'de Saddam Hüseyin'e karşı bir operasyon provasında, kaza sonucu ölen beş askerin anası, ordudan adalet önünde hesap sormakla yetinmemiş, basını alarma geçirip yerden yere vurmuşlar 'çocuklarının canını koruyamayan' komutanları. 1997 yılında Lübnan kıyılarına gece vakti yapılan çıkartmada tuzağa düşerek öldürülen 12 denizcinin ailesi, olaydan sorumlu tuttukları İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı'nın kellesini isteyecek kadar ileri gitmişler!
Ama İsrail ordusunun son zamanlardaki en büyük baş ağrısı, asker analarının zırt pırt ettiği telefonlarmış. Yahudi anneler, gündüz gece demeden genelkurmayı arıyor, çocuklarının gereksiz tehlikeye atılmasından tutun, aynı gün içinde komutanından işittiği
azara kadar her şeyi şikâyet ediyor, fırça çekiyorlarmış. Hatta kimisi, çocuğuna iyi davranmadığını varsaydığı subayın, nasıl olup da bir üst rütbeye terfi ettirildiğinin hesabını bile soruyormuş! Çünkü İsrail'de her askerin cep telefonu varmış ve analarına günü gününe yetiştiriyorlarmış yaşadıklarını.
Üstelik genelkurmayın canını sıkan yan, şikâyetçi anaların zamanında askerlik yapmış, hatta mutlaka bir savaşa katılmış olmaları, dolayısıyla ne konuştuklarını, neyi talep edeceklerini çok iyi bilmeleriymiş!
'Vatan sağolsun!' diyen şehit analarına sahip Türkiye, gerçekten şanslı bir ülke... mi?