Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

Yalanlarımız

Radikal · 16 Temmuz 1999

Biz Türkler, bazı yalanları çok severiz. Hepsi öz imalatımız, yerli malı yalanlardır. Ama kendi kendimize gelin güvey olmamak için, ara sıra aynı yalanları yabancılara söyletip inanmayı yeğleriz. Örneğin, Türk erkeklerinin olağanüstü cinsel kudreti, pek beğenip benimsediğimiz ve yabancı hanımların ağzından doğrulattığımız yalanların başında gelir. Türkiye'nin nasıl cennet bir ülke olduğuna ilişkin yalanlar da pek revaçtadır. Yıllar önce köşebent bir yazarın sütununda gördüğüm haber ve yorumu hiç unutmam: Bu mutena meslektaşımız, Amerikalı bir hanım kızın fotoğrafını köşesine basmış, tişörtünün üstündeki 'I LOVE TURKEY' yazısını, "Bu Amerikalı kız Türkiye'yi çok seviyor, anlaşılan Türk erkeklerinin tadına baktı," diye yorumlamıştı. Köşebent yazarımız, erkeklerimizin uyduruk cazibesine inanmaya öylesine kararlıydı ki, Anglosaksonların 'hindi'ye de 'Turkey' dediklerini ve Amerikalıların kutsal bayramı 'hindi günü'nde, yediden yetmişe tüm Amerikalıların, Türk erkeklerinden ziyade kızarmış hindilerin tadına baktıklarını unutmuştu.

Milletçe göğsümüzü (hindi gibi) kabartan en baba yalanlardan biri de, 'Türkiye'nin en az suç işlenen, en az intihar edilen ülke,' olmasıdır. Öylesine bayılırız ki bu yalana, her yıl, her yıl basınımızın gündemine gelen sözümona araştırma sonuçlarını, hiçbir denetime tabi tutmadan yayınlamayı borç biliriz.

Bu yıl da böyle oldu ve tüm basın, Birleşmiş Milletler Suç Trendleri Birimi'nin suç oranları hakkında yaptığı ülkeler arası karşılaştırmayı, olduğu gibi yayınladı. Kimsenin aklına, BM'nin kıyasladığı ülkelerin suç oranlarını hangi kaynaklardan aldığını ve bu kaynakların ne derece doğru bilgi verdiğini sorgulamak gelmedi. Araştırmayı yapan BM'ydi ya, mutlaka doğruydu ve gazetemiz Radikal de 'En masum ülke Türkiye' başlığıyla duyurdu haberi. BM'nin verilerine göre bir milyon kişi başına düşen suç oranı 3603 olan Türkiye, en az suç işlenen ülkeydi.

Derken, yine Radikal'de birkaç gün sonra başka bir haber yayınlandı. Türkiye'de her yıl, yalnızca

11-17 yaşları arasındaki yelpazede 95 bin 765 çocuk yargılanıyordu! Yine kimse, BM'nin hesabına göre her yıl 226 bin suç işlenen Türkiye'de, nasıl olup da her 2-3 suçtan birini, hani neredeyse yarısını ÇOCUKLARIN işleyebileceğini düşünmedi. DGM'lerde yargılanan VE utanç verici bir hukukun siyasal kurbanı 366 çocuk, bu hesaba dahil değildi, yani BM'nin araştırma dilimi içindeydi diğerleri.

Türkiye'deki hapishanelerin yarısına yakınını çocuklar dolduruyordu da biz mi bilmiyorduk yoksa? Ya da BM'ye bilgi veren Türk kaynakları, bazı suçları suç saymıyor, suç saydıklarının sayısını mı doğru bildirmiyordu acaba?

Suç sayısını saymakla yükümlü 'yerli' kaynaklarımız, hesap kitap bilmiyor olmasınlardı sakın?

Bir güzel yalanı çürütmeye çalışarak, kimi yurttaşlarımızın bir tesellisini de elinden aldığımın farkındayım. Ama yeter. Başlı başına terörün bile dünya suç rekorunu kırdığı, önüne gelenin silaha sarılıp çoluk çocuk hacamat ettiği, dayağın nasihattan, hırsızların namuslulardan daha çok olduğu bir ülkede; terör cinayetlerini bile hesaba katmadan, 'aman ne kadar iyiymişiz,' diye uyutulmaya karşıyım. Türkiye, en çok kan dökülen ve suç işlenen ülkelerden biridir. Bırakın sağlıksız araştırmaları, son yıllarda rekora giden intihar oranıyla toplumun ne kadar sağlıklı ve yaşam sevinciyle dolu olduğu zaten bellidir.