Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

Sarhoş ekonomi

Radikal · 24 Temmuz 1999

'Aquavit' özellikle İskandinav ülkelerinin kuzey soğuğuna merhem, damaktan mideye tatlı tatlı yakarak inen, kanı kaynatan, gözleri parlatan bir güzel içkidir. Maraton yerine 'baraton' sporunu tercih eden ve dili bir karış dışarda koşmaktansa, bar bar dolaşıp kadehlerde yolculuk etmeyi sevenlerin uçak biletidir de diyebiliriz. İşte bu baraton sporunun isim babalarından, ünlü Türk 'baratonmen'i ve benim can arkadaşım Kürşat Kutay anlattı. Aquavit içkisinin, iyi cins bir aquavit olabilmesi için yolculuk etmesi gerekirmiş. Meşe fıçılardaki içki, gemiyle gezdirilirmiş. Aquavit dolu gemi, Ekvator'a kadar gider, çizgiyi geçer geçmez kaptan not düşermiş: 'Şu tarih, şu saat, enlem ve boylamda, bilmem kaç yılı ürünü aquavit, Ekvator'u geçmiştir.' Meşe fıçılar içinde çalkalana çalkalana ideal kıvamına ulaşan aquavit, ekvatoru aşınca ana limanına döner ve her şişeye, kaptanın

adı, imzası ve teknenin damgasıyla, yaptığı yolculuğun belgesi yapıştırılırmış.

İskandinav ülkelerinin içkisi böyle ya, vergi sistemi ve sosyal güvence yasaları da farklı değil. İyice düşünüp taşınıp, çalkalayıp olgunlaştırdıktan sonra yürürlüğe koydukları sosyal devlet rejimi kolay aşınmıyor ve dünyanın en uygar örneklerini oluşturuyor.

Bizim Türk rakısı damıtılır damıtılmaz, dinlendirilmeden tüketime sunulduğu için midir nedir, bazen iyi, bazen kötü. Kalite kontrolü içildikten sonra yapılıyor. Kaçağı da çok.

Tıpkı ekonomimiz gibi.

Ben maliyeden anlamam. Dün hükümet, bir yıl önce alınan mali önlemlerin tam tersini açıkladı. Belki bir yıl öncekiler doğruydu bugün yanlış yapılıyor, belki bugünküler doğru da dün yanlış yapılmıştı. Ancak, Zekeriya Temizel doğru yaptıysa bugün niye bozdular, yanlış yaptıysa niye yaptırdılar da bozmak zorunda kaldılar? Şaştığım yan, her şeyin ve tersinin aynı zaman dilimine rastlayan bir ülke olması Türkiye'nin. Galiba yasaların olgun, önlemlerin dolgun olabilmesi için sevgili yurdumuzda, hepsini bir gemiye doldurup Ekvator'a götürüp getirdikten sonra uygulamaya koymak gerekiyor. Bu da bir fikir. Ve yılda iki kez fikir değiştiren devlet anlayışından daha saçma bir öneri değil.

İçkiyle ekonominin ne ilgisi var, diyebilirsiniz. Vallahi bilmiyorum ama, Türk ekonomisi tipik sarhoş. Hatta müzmin alkolik sendromları içinde yıllardır yalpalıyor, bir türlü düzgün rotayı tutturamıyor. Acaba diyorum, bunca zamandır yazılan reçeteler ve içilen acı ilaçlar, aslında sinir hapı, uyku verici falan olmasın?

Ecevit'in açıkladığı önlemler kiminin pek hoşuna gitti. Örneğin iş dünyası, "Hükümete teşekkür etmekten başka söyleyecek bir söz bulamıyorum," demiş. Dünyada, 'iş dünyası' deyince işverenlerle çalışanlar bir arada anlaşılır. Yine dünyada, hükümetin açıkladığı bir ekonomik paket 'iyi ya da kötü', 'olumlu ya da olumsuz' diye yorumlanır. Ama kimsenin çıkıp da, ulufe dağıtılmış gibi bir ekonomik paket dolayısıyla hükümete teşekkür ettiği ya da el öptüğü görülmemiştir. Bizim ekonominin iş dünyası deyince yalnızca işveren camiasını anlaması, ayyaşlığından. İşveren camiasının da gözü yalnızca kendisini gören hükümete teşekkürü, zafer sarhoşluğundan.

Zafer sarhoşu kesime baktım, niye bu kadar memnunlar diye; en çok 'Mali Milat', yani 'Nereden buldun?' sorusu kaldırıldı diye seviniyorlar.

Meğer sermayeyi nereden bulduğunu unutan ne çok 'iş dünyası' varmış Türkiye'de? Anlaşılan kaçak içki, pardon para, bunama yapıyor.