Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

Hamur ve çamur

Radikal · 4 Ağustos 1999

Beşiktaş'tan kalkan pıt pıt motorla Üsküdar'a geçtiğimizde, menzilimiz Kanaat Lokantası'ydı. Bilen bilir; İstanbul'un en güzel kaymaklı dondurması, Üsküdar'ın bu kadim adresinde tadılmaktadır. Motordan indik, kazasız belasız caddeyi geçmeyi başardık, az sonra dilimizle damağımız arasında eriyecek o eşsiz kaymağın hayaliyle ilerlerken, kulağımıza bir davul zurna sesi çarptı. Aslında benim davula zurnaya asacak kulağım yoktur, yalnız olsaydım yoluma devam ederdim. Ama işte, bizim Daniel ne de olsa biraz Fransız. Kavalın peşine takılan fareli köyün çocukları gibi zurna sesine koşunca, çaresiz ben de izledim. Ne iyi etmişim!

Caminin arkasındaki minicik meydanda, sırım gibi delikanlılar, daha sonra Bingöl'e özgü olduğunu öğrendiğim yerel giysileriyle, folklor oynuyorlardı. Öylesine belliydi ki severek ve duyarak oynadıkları,

o sıcakta kafalarına geçirdikleri siyah keçe kalpağa bile dayanıyorlardı. Yaptıkları, bir gösteriden çok antrenmandı. İri kıyım, güler yüzlü bir hoca tarafından çalıştırılıyorlardı. Kendisinin aynı zamanda tüm mahalle gençlerinin 'ağabey'i olduğu, sevip selamladığı, minicik başlarını okşadığı çocuklardan belliydi. Gösteri bittiğinde, hepimiz çılgınca alkışladık. Öğretmene yanaşıp, sokağa taşan bu şenlik hakkında bilgi almak istedim ve neler, neler öğrendim!

Bir grup Bilgöllü, İstanbul'a göç eden hemşerilerine yardım edebilmek, gençlerini 'kötülüklerden' korumak için örgütlenmişlerdi. "Bakın burası bizim derneğimiz," diye, önünde dans ettikleri Salmanağa Çeşme Sokağı'ndaki apartman katını gösterdiler. Bir çay sinisinin başında, tatlı tatlı sohbet ettik. BinYad adlı derneklerini, kendileri dışında kimseden, hele hele bir devlet kurumundan hiçbir yardım almadan kurmuşlardı. Başkan Saim Bağbars, sabahları inşaatçılık, öğleden sonraları dernekçilik yapıyordu. Şadin Okşar, derneğin yönetim kurulu üyesi, Bağlarbaşı İlkokulu ve folklor öğretmeniydi. 3000 üyeleri, büyüklü küçüklü on iki folklor ekipleri vardı. Üç ayda bir pek güzel bir kültür dergisi çıkarıyor ve sıkı durun, 200 Bingöllü öğrenciye burs veriyor, yoksul Bilgöllülere de her kış yakacak ve yiyecek yardımı yapıyorlardı. Hayırsever, varsıl ve başarılı Bingöllülerin desteği, tertipledikleri şenliklerin kazancıyla sağlıyorlardı maddi olanaklarını. Kürt olup olmadıklarını sormadım onlara. Evet, onlar Kürt ve iyi niyetle doluydular. Birkaç güzel insan bir araya gelmiş, kendilerinin olmayan, ama ne kadar onların duyumsadıkları Kürt çocuklarına, kendi bölgelerinden büyük kente göç eden gençlere sahip çıkıyorlardı. Onların 'başıboş' ve dayanaksız kalmamaları için çabalıyorlardı. Dergileri, Beşiktaşlı Erkan ve 110 yaşında ölen Şirnanlı Eyüp dededen aynı övünçle söz ediyor; yöre masallarına, çocukların yetiştirilmesi, değeri üzerine güzel araştırmalar, bilgiler ve öğretilere yer veriyordu. Bingöl diye başlayıp Bingöl diye biten bu dergide, öğretmen Şadin Okşar'ın 'Bin Folklor, Bir Folklor' adlı bir köşesi vardı. Mahsun Kırmızıgül'ün katıldığı halk şölenleri ve hele hele, son olarak derneğin bir köşesine açtıkları 'şark köşesi'yle pek gururluydular. Haydi ben neyse ne, bizim Daniel'i bile duygulandırdılar.

Türkiye'de kimileri hamur yoğuruyor, kimileri çamur. Kanaat Lokantası'nın güzelim kaymaklı dondurmasına doğru çevirirken yolumu yeniden, bir çamur batağında, tertemiz hamur mayalamaya çalışan insanlar tanıdığım için mutluydum.