Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

Kadın kokusu, erkek dokusu

Radikal · 11 Ağustos 1999

1896 yılında Fransa'ya ayak basan Rus Çarı İkinci Nikola ve Çariçe Aleksandra'yı Cherbourg'da karşılayan Fransız Cumhurbaşkanı Felix Faure'un, ünlü konuklarını ağırlamak için verdiği ilk ziyafet mönüsünde tam 14 tür yemek vardı ve bunlardan biri de, dokuzuncu serviste yer alan 'Domalan mantarlı kınalı keklik ve yelvekuşu kebabı'ydı. Kınalı kekliği geçelim. Arife tarif gerekmez. Ancak 'ortolan' yani yelvekuşu, serçeden bile minik olmasına karşın eski Fransız mutfağının en ince, en soylu damak tadına kurban edilen ötücü bir kuştu. Yelvekuşu, tutulduktan sonra bir hafta, kokulu çiçek tohumları ve tomurcuklarıyla beslenir, başı burulmadan önce Armagnac konyağıyla sarhoş edilir, tüyleri yolunup pişirilir ve yamyamının önüne gümüş bir kapakla gelirdi. Yelvekuşunu mideye indirecek kişi, başına bir havlu örter ve son isteği sorulmadan sarhoş edilen yelvekuşunun leziz etini gövdeye indirirken, havlunun altına dağılan Armagnac ve tomurcuk rayihalarıyla hem damak, hem de koku hazzını tatmin ederdi.

Patrick Süskind, 'Koku' adlı romanında cinsel organlarımızın dışa dönük bir çıkıntısı olarak tanımlanan 'burun' hazzını en görkemli öyküsüyle anlatır. Romanın kahramanı, koku dünyasındaki en üst noktaya, kızıl saçlı bir dilberi öldürerek elde ettiği 'karşı durulmaz çekicilik' kokusuyla ulaşır ve onun çekiciliğine kapılan yığınlar tarafından parçalanarak son bulur yaşamı.

Kokunun, cinsel çekicilikle ilgisini bir tıp uzmanı, dostum Profesör Claude Jaffiol şöyle anlatmıştı: "Günümüzde çoğalan erkek iktidarsızlığının büyük bölümünü, kadın kokusunun deodoran ve aşırı temizlik yoluyla yokolmasına bağlıyoruz. İktidarsızlıktan şikâyetçi bir hastaya yaptığımız ilk test, burundaki koku sinirine elektrik vermek oluyor. Hastaların yüzde sekseni, bu sinire elektriği yiyince ereksiyona giriyorlar. Dolayısıyla adamın, aslında cinsellikte, kokunun uyarıcı niteliğini bulamadığı için iktidarsızlık çektiğini anlıyoruz..."

Profesör Jaffiol'dan öğrendiklerim, birbirleriyle düşünce yoluyla çok iyi anlaşan kimi erkek ve kadınların niçin cinsel ilişkiye giremedikleri konusunda da aydınlatıcı oldu. Bir insanın ter kokusunu sevdiniz mi çekicilik, iğrendiniz mi iticilik olgusu gündeme geliyor. Yer yarılsa, ter kokusunu, cilt kokusunu sevmediğiniz bir insanla aşk yaşanamıyor.

Belli bir kadının başka bir kadında var olmayan özel kokusu yerine, belli bir parfüm markasını yeğleyen bir erkek türü de var. Bu erkekler, sevdikleri parfümü süren kadınların peşinden ayrılamadıklarını anlatırlar ballandıra ballandıra. Kadının özgün kokusunun yok olduğu durumlarda, İktidarsızlığa düşmektense, böyle bir telafiye başvurmak, kuşkusuz daha akıllıca. Pek çok insanın yediği ağır yiyecekler ve yetersiz temizlik yüzünden, bırakın özel yaşamlarında, genel yaşam koşulları içinde pek kötü koktuğu düşünülecek olursa, doğrusu 'aşırı temizlik' ve 'deodoran' da aslında hoş geldi, sefa geldi.

Ancak kadını kendi kokusu için değil, sürdüğü kimyasal karışım için çekici bulmak olgusu, bende garip bir tepki yaratıyor. Elbette parfüm kullanıyorum. Güzel görünmek, güzel kokmak üzere elbette stereotip bazı kurallar var benim de uyduğum. Ama özel ilgim olan erkek, ne zaman 'Bu parfümüne bayıldım' dese, ilk işim parfümün markasını değiştirmek oluyor. Sevdiğim erkeğin, beni 'bazen' sürdüğüm koku için değil, sabah saatlerinde kendi kokumla beğenmesini yeğliyorum.

Belki bu tepkinin ardında, koku ile yalnız burun değil, damak tadının arasındaki ilgiyi çok iyi bilmenin korkusu var. Armagnac'la sarhoş edildikten sonra gövdeye indirilen zavallı yelvekuşları gibi, parfümü çok beğenilerek yamyamlığa kurban gitmek pek hoş bir son gibi görünmüyor bana. Üstelik, sürülen yapay bir parfümün tutsağı erkeklerin başka bir sakıncası daha var: Onlar tek kadının erkeği sayılmazlar. Ve bir gün, aynı parfümün daha yakıştığı başka bir 'ten'in peşinden gidebilirler.

O başka ten, her zaman karşı cinsten de olmayabilir. Aslan gibi erkek arkadaşınız, çok sevdiği parfümü sürdü diye çam yarması bir hemcinsinin peşine de takılabilir! İşte o zaman, ayıkla pirincin taşını.