Değiş tokuş
Radikal · 29 Ağustos 1999
Gündemi ne belirler? Sorun ve sorular. Son günlerde Türk halkının gösterdiği en büyük performans ve en tartışılmaz başarı, ülke gündemini tek tümceye indirgemek. Deprem sonrası gündem, 'Böyle bir şey olabilir mi?'den ibaret. Harika bir ifade bu. Hem sorunu, hem de soruyu içeriyor. Tınısı bize yakın. Yaşadıklarımıza ilişkin tüm duyguları bir çırpıda özetlemekle kalmayıp, akıl ve mantık ölçüsüne vurmak gibi bir avantajı var. 'Böyle bir şey olabilir mi yahu?' diye sorulduğunda, küçücük 'yahu' ekiyle öfkeyi; 'Böyle bir şey olabilir mi ağbi?' denildiğinde içten bir şaşkınlığı; 'Böyle bir şey olabilir mi Allah aşkına?' biçimine dönüştüğünde tevekkül dolu bir isyanı taşıyor. 'Söyleyin dostlar, böyle bir şey olabilir mi?' çaresizliği içinde 'tahkim'e bile olanak tanıyor. Kısacası her derde deva, çok kullanışlı bir gündem. Üstelik çözümü çok basit bir yanıt: 'Evet, olabilir.'
Türkiye yerinden oynamış. Toprağın çivisi çıkmış. Enkazdan sağ çıkanlar çamurda boğuluyor. Ekonomi zangır zangır titriyor. Toplum olarak Cumhuriyet tarihinin en zor günlerini yaşıyoruz, TBMM'nin gündemi: Çetelere af.
Halkın gündemi: 'Böyle bir şey olabilir mi?' El cevap: 'Burası Türkiye, evet, olabilir.'
TBMM'ciler, çeteleri affetmek için çok çalıştıklarından çok da yoruldular tabii. Türkiye'nin gurur duyduğu katillerin cezalarını tecil edince tatile girdi TBMM. Kırk küsur bin insan ölmüş, milyonlarcası sokaklarda kalmış, alınacak bir sürü önlem, suçlular hakkında açılacak bir yığın soruşturma, düzeltilmesi gereken cilt cilt düzenleme, devletin çiğnediği yasalar varmış, TBMM'cilere ne? Yıkılan evler onların değil, duran fabrikalar onların değil, çöken ekonomi onların değil, zaten bu yurt da onların değil. Onlar bu yurttaşların vekilleri değil. Ölenler onlar değil, sokakta kalanlar onlar değil, sırılsıklam çadırlar altında titreyen hastalar onlar değil, eh, niye tatil yapmasın ki TBMM?
Nasıl olsa geride nöbetçi bir hükümet bırakıyorlar. Evelallah su arıtıcı Amerikan gemilerini, ne gereki-yorsa tüm yardımları geri çevirecek, tüm eksiklerin eksikliğini layıkıyla muhafaza edecek bir sağlıksızlık bakanı var. Aklı Durmuş devrilmesin diye, arkasında koskoca bir bülent ve bahçeli devlet, destek nöbetinde. Tüm maddi ve manevi enkazımız tam anlamıyla emin ellerde. Niye tatile çıkmasın ki TBMM?
Böyle bir şey olabilir mi? Evet, olabilir.
Gündemimiz, geçen aylarda tabii ki bu değildi. Seçim sonrası gündemimiz, MHP iktidara yerleşirken: 'Değiştiler mi, değişmediler mi?' biçimindeydi. Kimi değiştiler dedi, kimi değişmediler. Ancak kesin sonucu saptayabilmek için deprem olması gerekti. Deprem ile af yasası arasında tuhaf bir ilişki var. Laik sivil toplum örgütleri enkazdan depremzede kurtarmaya çalışırken, TBMM'dekiler de kendi mahkûmlarını mahpustan çıkarmaya uğraşıyorlardı. Eski tetikçilerini af kapsamına aldıran MHP'nin değişmediği böylece anlaşıldı.
Değişen, Bülent Ecevit'ti. Duvara yazı yazdıkları için 20 yıllara mahkûm edilen çocuklar af kapsamına alınmadı! Ama onlara işkence edenleri ve çeteleri bağışlamakta hiçbir beis görmedi. Merak ediyorum: Acaba DSP, af yasasının böyle çıkmasından sonra genel başkanına baktığında neyi görüyor? Ya Ecevit, son günlerde aynaya baktı mı hiç? Kimi görüyor karşısında? Ortağı Devlet Bahçeli'yi mi?
Kurda yem olan kuş diye, buna denir herhalde.