Fil fitili
Radikal · 6 Eylül 1999
Henüz SSCB armalı Kızıl Ordu'nun Afganistan'ı işgal
ettiği ve Müslüman mücahitlere karşı savaştığı yıllardı. Amerikan istihbarat örgütü CIA, Afganistan ile Pakistan sınırında, belli bazı kişileri ortadan kaldırmak üzere silahlı bir operasyon düzenledi. Başarıları kadar çarşafa dolanmaları ile de ünlü CIA ajanları, bu operasyon sırasında hedef aldıkları kişilerin yanı sıra savaşla, casuslukla en küçük bir ilgisi bulunmayan üç sivili de temizlediler. Ölen sivillerden biri ak sakallı bir dede, yaşlı mı yaşlı bir adamdı.
Olayın üstünden birkaç ay geçti. ABD'nin Virginia eyaletinde, Langley vadisindeki CIA genel merkezinde sabah saatleriydi. Çalışanlar arabalarıyla geliyor ve CIA binasının alanına sapmak üzere yavaşlıyorlardı. Kendi arabasını az ilerdeki toprak yola park eden bir adam, o sabah CIA'dan içeri girmek isteyen üç ayrı arabanın içinde üç kişiyi tüfekle vurarak öldürdü. Hatta sürücülerden birinin işini bitirebilmek için, yanında bağıran karısına aldırmadan, kolunu pencereden içeri uzatarak ateşledi tüfeğini. CIA'da ortalık karışırken, sükûnetle arabasına bindi, New York'a geldi, oradan da uçağa atladığı gibi Pakistan'a döndü. Ünlü istihbarat örgütü CIA, bu adamı ne yaşadığı Patan köyünden çıkartabildi, ne de işini olduğu yerde bitirebildi. Adam, köyüne döndükten sonra televizyon kameralarına: "Biz CIA falan bilmeyiz, abi," türünden bir demeç vermişti. "Biz Patanız. Benim babamı öldürdüler, ben de onları öldürdüm. Hak yerini buldu."
CIA'nın Langley'deki genel merkezinin karşısına ve yoldan görünecek biçimde kocaman beyaz bir haç dikili olup, üzerinde Patan köylüsünün öldürdüğü üç CIA görevlisinin isimleri yazılıdır.
CIA'nın başkanı John Deutch, yurtdışında gösterdikleri etkinliklerde kullandıkları ajanların pek çoğunu gazeteciler arasından seçip işe aldıklarını itiraf etmişti bir zamanlar. 1977 yasasına göre kesinlikle yasak olan bu durum, 'gazetecilik' kılıfının casusluğu saklamaya pek uygun olması açısından kesinlikle vazgeçilemeyecek bir uygulamaymış! Kimi ülkelerde kimi gazeteciler, yalnız istihbarat örgütlerinin casusluğunu değil, büyük sanayicilerin, politikacıların maşalığını da yükleniyorlar. Doğrusu mesleğimiz açısından tüyler ürpertici bir durum!
Toprağı bol olsun, yazar ve ressam Roland Topor, CIA hakkında anlattığım bu öyküleri pek beğenmişti. Kendisiyle paylaştığım 'Peki bu gazeteciler niye onun bunun hizmetine giriyorlar da, kendi işleriyle yetinmiyorlar?' merakımı da bir fıkrayla gidermişti:
Birbirini uzun süredir görmeyen iki Yahudi göçmeni New York sokaklarında karşılaşmış. Biri enine boyuna, sağlam yapılı, diğeri zayıf mı zayıf, ince, çelimsiz. Ne iş tuttuklarını anlatırken, boylu boslu olanı bir işyeri açtığını, iyi kazandığını anlatmış. Çelimsiz ise: "Ben fil fitili olarak çalışıyorum," demiş. Birinci Yahudi şaşırmış: "Fil fitili ne demek?" Beriki boynunu bükmüş: "Bu hayvanlar çok büyüktür," demiş. "Büyük oldukları için de çok yiyorlar. Çok yiyince kabız oluyorlar.
O zaman beni, filin arkasından sokup çıkararak fitil niyetine kullanıyorlar." Sağlıklı Yahudi sormuş: "Peki çok para kazanıyor musun bu işten?" Zayıf Yahudi: "Nerdee?" demiş. "Birkaç kuruş uğruna çalışıyorum." Arkadaşının kanına dokunmuş bu durum: "Ben sana iş vereceğim, hemen yarın gel başla!" Fil fitili adam bu kez, "Kusura bakma," diye bükmüş boynunu. "Bokun sıcağına alışınca vazgeçmek zor!"
Bazı kişilerin maşalıktan niye kurtulamadıkları belli değil mi?