Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

Devlet balıkları

Radikal · 17 Eylül 1999

Birkaç yıl önce eski komşu, yeni dostumuz Yunanistan'da büyük bir orman yangını olmuştu. Bildiğiniz gibi Yunanistan bizden daha küçük yüzölçümlü, daha az nüfuslu, daha önemsiz, ordusu çapsız ve yeteneksiz, politikacıları bizimkilerden beter, yani bizimki moksa, onlarınki büsbütün mombok bir ülkeydi, deprem olmadan önce. Öyle öğretirlerdi. Ama işte nedense,

o orman yangını sırasında bacak kadar Yunanistan'ın orman yangınlarına karşı özel uçakları, yani 'canadair'leri olduğu anlaşılmıştı. Bizim ülkemizde ise, bol miktarda Jaguar, Alfa Romeo, Bentley, Chrysler, Mercedes, Rolls Royce fink atıyordu, hatta Yunanistan'dan daha çok Sykorski (acaba doğru mu yazdım?) helikopterimiz, F-16 jetlerimiz, markalarını aklımda tutamadığım kadar mebzul miktarda tank, top ve tüfeğimiz vardı, ancak bu alet ve edevatı yangınların üstüne sıkmak kolay değildi. Ve küçücük

önemsiz 'canadair' uçaklarımız olmadığından, ormanlarımız çatır çatır yanıyordu. Hâlâ da yanar zaten. Ama neyse, konumuz bu değil.

Dünya ve Türkiye, Yunanistan'daki büyük orman felaketini dikkatle izledi. Derken yangın söndürüldü. Zarar ziyan tespiti yapmak için yanık bölgelere giren Yunanlı yetkililer, arazinin ortasında tuhaf bir manzarayla karşılaştılar. Haber, bomba gibi patladı: Yanık

ağaçların ortasında bir de balık adam cesedi bulunmuştu. Balık adam olduğunu anlamak zor değildi. Çünkü yanık manık, üstünde dalgıç giysisi, ayağında paletler, gözünde su gözlükleri vardı. Biçarenin bu kılıkta ormanda mantar toplamaya çıktığını düşünmek abes olacağından, bir an şaşıran yetkililer, gözleriyle görmeseler de kör gözüm parmağına gerçeği kabullenmek zorunda kaldılar: Yunan Canadair uçaklarından biri denizden su çekerken, o civarda sakin sakin balık avlayan bir dalgıcı da haznesine lüplemiş ve orman yangının ortasına boca etmişti.

İşte size fıkra gibi bir yaşanmış öykü. Sizce birisi çıkıp adamcağıza, denize dalmadan önce: "Bak yüzme, yanarsın!" deseydi, inanır mıydı acaba? Ya da, çölde kutup ayısı ile karşılaşan bahtsız devenin başına gelenleri anlatsaydı, ders alır mıydı dersiniz? Kıssadan hisse pek çok, ama en güzel yorum, bence bir soru ve bir cevap:

Türkiye neden orman yangınlarını söndürmek için Canadair uçağı almaz?

Balık adamlar yanmasın diye.

Aynı mantıkla pek çok sorunun çözülebildiğini de ayrıca fark ettim, sevgili okurlar:

Türkiye neden depreme hazırlıksız yakalandı? Pasta börek hazırlamadığı için. Neden depremle birlikte yaşamalıyız? Boşanamadığımız için. Depremi niçin beklemeliyiz? Geliyorum, demediği için. Halk niye çaresiz? Çare devlet olduğu için. Depremden niye korkuyoruz? Devlet korkmadığı için. Bilim adamlarına neden güvenmiyoruz? Deprem onları tanımadığı için. Nasıl yaşıyoruz? Sağlık Bakanı Osman Durmuş'a rağmen. Niye ayaklanmıyoruz? İktidar oturur, diye. Neden dışarıda yatıyoruz? Müteahhitler içeri girdi diye, vb. vb.

Bu mantığı saçma bulanlar çok yanılırlar. Çünkü bu mantık, 430 kişiden 35'inin sağ kurtarılabildiği Yalova Yüksel Sitesi müteahhidi Yüksel İnşaat'a, İstanbul metrosunun 'şimdiden su geçirdiği anlaşılan' betonlarını attıran mantıktan daha garip değildir. Yalova'daki okulların onarımını, Ceylan, Aydın gibi hepsi yerle bir olan site inşaatçılarına, üstüne üstlük vali oğlunun ortaklığıyla veren mantıktan da daha az sağlıklı değildir.

Sizin anlayacağınız, bazı balık adamlar ormanda yanmasın diye, daha çok fedakârlık yapar bu devlet, Türkiye'de.