Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

Kardeşlik promosyonu

Radikal · 25 Eylül 1999

Herkesin yaşamında sevmediği bir basmakalıp söz vardır. Genelinde maymuncuk gibi her kapıyı açar türden, her ahval ve şeraitte geçerli, kimsenin karşı çıkamayacağı dilekleri içeren ve kafa yormayan ucuz formüllerdir bunlar. Örneğin, "Birbirinizi seviniz." Örneğin, "Savaş olmasın, barış olsun." Kim hayır diyebilir ki, insanların birbirini sevdiği, barışçı bir dünyaya? Oysa asla tüm insanlar birbirini sevemez; topyekün savaş olur, ama topyekün barış gerçekleştirilemez.

Dün akşam Türk televizyonunda, Mahsun Kırmızıgül'ün önderliğinde bir dizi yerli sanatçının çalıp, söyleyip oynadığı ve sunucunun neredeyse gözyaşları içinde huşuyla takdim ettiği 'Hepimiz Kardeşiz' klibini izledim. Fonda tıs dam, tıs dam bir rock temposu, ortada arabesk tınılar; saçları ütülü hanımlar ve bıyıkları sakalları parlak beylerin ellerine birer güvercin tutuşturulmuş, kendi sıraları gelince inik başlarını yavaş yavaş kaldırıyor, melül gözlerini açıyor ve başlıyorlar figana. Klibin esbabı mucibesi: "Silahlaaaar susmuyooor!", mucibenin neticesi, "Gözyaşııı bitmiyor!", neticenin haticesi, "Hepimiiiz kardeşiz!"

Uzun havalı kısa popun sonunda bir Türkiye haritası beliriyor, bir de ne görelim? Koca haritada klibi çeken sanatçıların vesikalık fotoğrafları dışında kimseye yer kalmamış.

Hepimiz kardeşmişiz!

Kardeşlik promosyonu mu var hemşerim? Ne dağıtılıyor? Tencere, tava, havalı korna, porselen kurna, tokyo takunya olsa anlayacağım. Akrabalığımız nereden geliyor? Ne bu samimiyet? Kimin adına konuşuluyor?

Ben bu kimselerle kardeş değilim. Yalnız bu kimselerle değil, örneğin Hikmet Sami Türk'le kardeşliği de reddediyorum. Adam, Adalet Bakanı. Bütçeden vermişler bakanlığına binde 9, yani yüzde 0.9 pay. Kıyameti koparacak, "Bu parayla adalet çarkı dönmez!" diye hak arayacak, bakanlığı için çalışan insanların maddi manevi sorunlarını çözecek, mahkemeleri düzeltecek, hapishaneleri cürümhane olmaktan çıkaracak, yani doğru dürüst çalışacak yerde nelerle uğraşıyor? Hanımı, kabul günü gezer gibi hapishane geziyor. Kendisi, içerde vuruşan çetecileri, meydan savaşı versinler diye salıverecek af yasası üstünde çalışıyor. Bakan olduğu günden bu yana işi gücü, "Nasıl yapsak da bahçeli devletin kırcı haluğunu kurtarsak?" diye formül aramak.

Sağlık bakamayan aklı Durmuş'la da hiçbir akrabalığım yok benim. Süleyman Demirel babam değil, Tansu Çiller anam değil, Erbakan ve uzaktan kumandalı taifesi türüm değil, Mesut Yılmaz ağabeyim değil, Devlet Bahçeli ve takımıyla asla bir ülkü ya da kan bağım olamaz, Ecevit ve tebaasıyla 'artık' ahbaplığım bile yok. Kısacası devlet için kurşun atanlarla yiyenlerden gurur duyulan, içerdeki çetecisi, dışarıdaki rüşvetçisi ve tepedeki aylıklı temsilcisiyle Türkiye'de kardeşlik şarkısı söyleyen odaklarla hiçbir ilintim olmamasını bir onur sorunu sayıyorum. Burada 'ben'den, bu odaklarla akrabalığı reddeden tüm düzgün insanlar ve okurlarım anlaşılmalıdır.

Derlerse ki, "Sizin kardeşliğinizden bize ne? Biz kendi aramızda kardeşiz..." Haklıdırlar. Politikacısından şarkıcısına, medyacısından starına, köylüsünden kentlisine el ele verip Türkiye'yi getirdikleri yer belli. Buyursunlar, 'Kardeşlik' türküsünü onlar çığırsınlar.