Bilimsel düşünceler
Radikal · 27 Eylül 1999
Geçen hafta yayımlanan 'Tektonik Düşünceler' başlıklı yazıyı yazarken, nasıl bir kuyuya taş attığımı ve kimleri gıdıkladığımı çok iyi biliyordum. Bilimciler, bilim adamı olmayanlardan aldıkları eleştirileri hiç sevmezler. Bir anlamda haklıdırlar, çünkü onların kırk yılda kılı kırk yardığı uzmanlık alanlarında hiç donanımsız kişilerin ileri geri fikir yürütmesi en azından haksızlıktır. Ancak işte, bendeniz de bilimin salt bilimcilere bırakılmayacak kadar ciddi bir iş ve felsefeyle bütünleşmediği zaman insanlığın ufkunu genişleteceği yerde daralttığını düşünen bir ukalayım.
Dersimi de iyi çalışmıştım, yazıyı yazdım, kâğıt zırhımı kuşanıp, kalem mızrağımı yontarak bekledim. Tepkiler gecikmedi. Bir de ne göreyim? Bu sütunu
okumak lütfunda bulunan bilimciler, meğer kendi
aralarında aynı verilerden apayrı sonuçlar çıkarıyorlarmış. Büyük çoğunluğu, filozof ve bilimci Descartes'ın: 'Düşünüyorum, öyleyse varım,' görüşünden
çıkarak yol alırken, kendi katı görüşleriyle mutlu
bir azınlık: 'Ben bilmiyorum, öyleyse yoktur!' diye kestirip atıyorlarmış çözümü. Son toplamda en iyi yanıtı, bilim adamları birbirlerine verdiler.
'Tektonik Düşünceler', son bir aydır İzmit Körfezi'nde başlayıp dünyada süren depremlerin birbirleriyle ilgisiz olduğunu söyleyenlere karşı, böyle bir ilginin olabileceğini belirten bilimcilerin varlığını işaret eden ve Güneş tutulmasının tektonik tabakalar üstündeki et-kisi varsayımının, en azından 'yoktur' diye kesilip atılamayacağını vurgulayan bir görüşü dile getiriyordu.
Bilim adamlarından gelen tepkiler arasından, üç örnek seçtim ve sizin için özetliyorum: Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nden gökbilimci Dr. Levent Altaş, "Biz gökbilimciler olarak Güneş tutulmalarıyla depremlerin hiçbir şekilde ilişkilendirilmemesi görüşündeyiz. Tabii bu sadece bir görüş değil, bilimsel veriler doğrultusunda bir saptamadır..." diye başladığı mektubunda, her yıl dünyanın bir yerlerinde pek çok kez yaşanan Güneş tutulmasının sonuçta bir gölgenin yerküre üstünde yer değiştirmesinden ibaret olduğunu belirtiyor ve sözlerini: "Geçtiği her ülkeyi yerle bir eden bir gölge düşünmek istemem doğrusu," diye bitiriyor. Ancak Sayın Altaş, bu yılki tutulmanın seksen yılda bir yaşanan ve Ay'ın dünyadan (sanırım beş metre) uzaklaştığı sürece denk geldiğini, yani normal bir tutulmadan farklı olduğunu unutuyor.
Princeton Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ömer Aydan ise, "Ayrı faylar da olsa son depremlerin birbiriyle
ilişkili olduğunu düşünmek saçmalık değildir, henüz
ilintiyi bilmiyoruz," diyen Olivier Coutant'a çok kızmış. "Şunu açıkça söyleyebilirim ki, o Fransız bilim adamı diye takdim ettiğiniz kişilerin söylediği şeyi pekâlâ bütün bilim adamlarımız bilmektedir," diyor. Ben de Sayın Aydan'a derim ki, o zaman söyleselerdi ya da söyleseydiniz, beyfendi! Tayvan sallanırken bizimkiler, ilgisi yok, tesadüf, diye diretiyorlardı, biir. Laf açılmışken düzelteyim, eleştirdiğiniz 'rant' sözcüğünün karşılığı 'çıkar' değil; gelir, irat ya da faiz demektir, ikii... Ancak, yazınızda kabul ettiğiniz: "Güneş tutulması depremi oluşturacak büyüklükte değildir, ancak etkisi depremi oluşturabilecek kuvvet sisteminde bir tetikleme görevi yapabilir," görüşünü açıklamanıza çok teşekkür eder, Ay'ın 'Dolunay' ya da 'Hilal' durumlarına göre güçlenen çekim dolayısıyla yerküredeki deprem sayısında artış kaydedildiğini belirtmenize şükranlarımı sunarım.
Aralarında binlerce kilometrelik mesafeler bulunmasına ve ayrı fay hatları üzerinde oluşmasına karşın, dünyayı son bir ayda sarsan deprem silsilesinin birbirileriyle olan ilişkisini ise, en çok Kocaeli Üniversitesi'nden Prof. Dr. Uğur Kaynak'ın verdiği bilgilerden anladım. Meğer 'depremler ilgisiz' diyenler, ilgili olduğunu biliyorlarmış da, bilimsel polemiğe girmemek için yok diyorlarmış. Oysa, Marmara depremi sırasında yerküre tam bir saat titreşmiş. Bu sırada yerkürenin iç çekirdeğinden geçen doğrudan bir P dalgası, Gölcük'ün çapsal karşılığı olan Pasifik Okyanusu'nda Nazka levhasının yaklaşık güney - batı köşesinde ve depremden 47 dakika sonra bir darbe yaparak okyanus tabanına vurmuş ve böylece yerküreyi delip geçmiş. Sağ olasınız Sayın Kaynak. Saçmalamadığımı kanıtladığınız için size minnettarım. Bir gün, Nostradamus konusunda da asgari müşterekte buluşabileceğimizi umarım.
Yaşasın mantıkla bütünleşen bilim.