Namussuzluk istiyorum
Radikal · 29 Eylül 1999
Bir film gördüm, yaşama bakışım değişti. Üstelik hepinizin de bildiği bir filmi tam 22 yıl sonra dün akşam ikinci kez seyrettim. Demek ki çok gençmişim; ezelden ebede aşkım Marlon'a bakmaktan, filmin öyküsünden pek etkilenmemişim, oysa ikinci görüşümde hiçbir ayrıntıyı kaçırmadım, her şeyi anladım, ufkum aydınlandı birden. Artık yaşamdan ne beklediğimi, ne istediğimi biliyorum.
Bir sürü itin köpeğin, ortada "Ben Baba'yım!" diye dolaştığı ülkemin bir evladı olarak, dün babaların babası Marlon Brando'yu 'Baba' filminde izledim. Nasıl özendim, anlatamam. İşte Baba dediğin, mafya dediğin böyle olmalıydı. Oysa bizim piyasada gerçek 'Baba', doğru dürüst bir mafya yok.
Hepsi 'Baba' taklidi.
Hepsi 'Ana' taklidi.
Mafya müsveddesi.
Fason çalışıyorlar.
Ben artık gerçek bir 'Baba' peşindeyim, mafyanın suretini değil, aslını istiyorum. Ulusal mafyalarımızı cezaevlerinden değil, gün ışığının yıkadığı çiçekli bahçelerinden yönetecek babalar ve hepsinin kardeş kardeş geçinmesini sağlayacak babaların babası bir bilge istiyorum. Cezaevi koridorlarında (meğer MALTA denirmiş bu koridorlara, Alaattin abimden öğrendim) vuruşan cüdamlar değil, adam gibi sokak ortasında çatışan mafyacılar istiyorum. Çoluk çocuğa ilişmeyen, kadınlara kol kanat geren; politikacının, polisin, gazetecinin haracını sektirmeden ödeyen, milli safi gelir getiren, uyuşturucu parasının üstüne yatmayan, karaparasını devlet bankalarında aklayan, böylece banka manka batırmayan, borsa vurgunundan vuramayana pay veren, silah kaçakçılığının resmi haracını iç etmeyen, kaçak silahlardan silahsız vatandaşlara silah dağıtan, mert ve cesur mafyalar istiyorum. İhalelerde, her mafyanın kendi hakkını aldığı fırsat eşitliği istiyorum.
Mafyacılıkta düzen istiyorum, düzen! Ve böyle bir düzeni sağlayacak 'babaların babasının' bir an önce, cezaevi müdürünün kapısına kan bulaştırarak değil, kocaman maun bir masa başında puro içerek tespit
edilmesini istiyorum.
Diyeceksiniz ki, bizim mafya babasına ihtiyacımız yok. Bizim dürüst, ahlakı mücessem, Türkiye'yi kırk yıldır her yıl daha iyiye götüren, asla yanılmayan, yanıldığında kendisi değil gün değişen; bütün batık banka babalarının, ihale usulü götürü uzmanlarının, basın komisyoncularının sevip saydığı, yere göğe koymadığı ve 'Babaların Babası' bellediği, vatanseverliği döne döne denenmiş bir babamız var. Üstelik çömezleri, maun masalarda, puro içerek anlaşıyorlar. Hükümetlerle el ele, uyum içinde çalışıyorlar. Babaların namuslusu dururken, namussuzuna ne gerek var?
İşte artık bendeniz, bu kadar namustan bıktım.
Bunca yurtseverlikten, doğruluk ve ahlaktan sıkıldım. Ülke çıkarını böylesine kollayan babalardan yoruldum.
Açık açık kendi çıkarını düşünen, devleti ve milleti iplemeyen namussuz babalar, analar, hacılar, bacılar ve namussuzun namussuzu bir babaların babası istiyorum. Namussuzluk istemek benim hakkım değil mi? Benim hakkım olan nedir?
Suç mu?
Suçsuzluk ne peki?
Çıkartın artık şu 'af' yasasını. Açın cezaevlerinin kapısını asıl mafyaya. Akıtın şu irini ortaya. Bakalım sahtesi mi güçlüymüş, yoksa gerçeği mi? Teröristleri falan da bırakın. Daha şenlikli olur. Düşünenleri, yazanları, benim gibi konuşanları tıkın içeri. Bu cezaevlerinde ancak bizim gibilerle düzen korunur.