Devletli inekler
Radikal · 8 Ekim 1999
Başbakan Ecevit'in bir süre önce ABD'ye gerçekleştirdiği ziyaretin anlam ve önemini kim anlamıştı bilmiyorum ama, ben anlamamıştım. Bir uçak dolusu adam, har har har gittiler, har har har döndüler; niye gittiler, niye döndüler, ABD ne verdi, Türkiye ne aldı; ya da tersi, bu geziden dişe dokunur ne çıktığı iki gün öncesine değin belli değildi. Oral, pardon oval ofiste Bill poposunu kanepeye dayamıştı. Bill dayamamıştı. Bill bir bacağını sallandırmıştı, Bill zaten iki ayak üstünde sallanıyordu. Sonra televizyonlar gösterdi, uzun uzun el sıkıştılar.
Meğer inek pazarlığı yapıyorlarmış.
Biliyorsunuz et ve süt hayvanlarının pazarlığında sallana sallana el sıkışılır. Anlaşma bitmeden el bırakılmaz. Bir de Sayın Ecevit'e iftira ettiler 'parkinson' diye. Keşke parkinson olsaydı da, bizim inekleri ABD alsaydı. Biz Amerikan ineği aldığımıza göre, Clinton daha çok sıkıp sallamış; acaba parkinson mu dersiniz?
Amerikan inekleri ağır sıklet. 400 kilo çekermiş her biri. Bizim inekler tüy sıklet, en babası 185 kiloda güreşiyor. Normal. Amerikan ineklerinin devleti var.
İnekçilere sübvansiyon veriyor. Bizim devlet ise, elbette inek değil. Dolayısıyla inekler devletsiz. Ama ineksiz devlet de olmuyor. İşte bu yüzden, inek olmayan devletimiz, devlet sahibi Amerikan inekleri ithal
etmeye karar verdi. Ağır sıklet devletliler gelecek, bizim tüy sıklet devletsizler cızlamı çekecek. Naçiz yazarınız gibi düşünen ve esamesi okunmayan kişiler, bu işin teknik ve ekonomik mülahazasını epeyce yaptılar, sakıncalarını ortaya koydular. Ulusal hayvancılık ölecek, köylü de beraber falan. Hepsini biliyorsunuz. Ama EN ÖNEMLİ SAKINCA, sanırım unutuldu. Çünkü, hani Avrupa Birliği'ne girmeye hazırlanıyoruz ya, kimsenin AB'de neler olup bittiğini izlediği yok tabii.
Oysa tam da Amerika'nın devletli inekleri konusunda, ABD ve AB birbirlerini yiyorlar şu sırada. Avrupa Birliği, Amerikan ineklerine AMBARGO uyguluyor. İthalat yapmıyor. Çünkü Amerikan inekleri HORMONLU. 400 kilo çekmeleri, ABD ovalarının havası, suyu ve otundan değil, HORMONLA şişirildiklerinden. Tıpkı içi kof Rambo'lar gibi. Ve AB, "Ben adamıma hormonlu et yedirmem arkadaş!" dedi ABD'ye. Hormonlu etlerini Avrupa'ya satamayan Clinton çok kızdı bu işe. ABD'ye giren tüm Fransız yiyecek maddelerinden alınan vergileri yüzde dört yüz artırdı. Ve Fransa'nın ABD'ye yaptığı tüm ihracat sıfırlandı. Diğer Avrupa ülkeleri için de durum aynı. Şimdilik dayatıyor ve dayanıyor AB. Hormonlu et, Avrupalı bilim adamlarına göre insan metabolizmasını altüst edici ve başta kanser, pek çok hastalığın sorumlusu. Avrupa'daki besi hayvanları müthiş denetleniyor. Hormon kullanmak yasak.
Şimdi anladınız mı, niçin Clinton'ın ineklerini Türkiye alacak? Avrupa'ya kakalayamadığını, bize yedirecek kerata. Bizim saçlarımız dökülecek. Bizim hormon dengemiz altüst olacak. Biz meme kanseri, prostat kanseri olacağız. Ve... Sonunda ABD'ye benzeyecek, yani 'obesite' dediğimiz şişmanlık hastalığında, imrendiğimiz Amerikan ölçülerine erişeceğiz.
Bu hastalık, ABD'nin bir numaralı sağlık sorunu. Her dört kişiden biri 'obese'. Dünyanın en ileri geri zekâlılar ülkesi ABD, aynı zamanda kanser ve kalp hastalıklarında da şampiyon.
Amerika'da devlet hormonlu. Bizimki, afyonlu. Hormonlu tavuklar, radyoaktif çaylarla kurutamadı kökümüzü, şimdi de ucuz etin zehirli yahnisini sürüyor önümüze.