Anglosakson şeriat
Radikal · 3 Kasım 1999
İslam ahlakında yalan söylemek haram ve kişisel çıkar kaygısıyla yalan söylemek özür sayılmıyor. Ancak her dinde olduğu gibi İslamiyet'te de çelişkili ifadeler, dolambaçlı çıkış yolları var ve İslam ahlakçıları, Hz. Muhammed'in bir hadisini kanıt göstererek ÇOK istisnai bazı durumlarda söylenmesi caiz yalanları üç amacın hizmetine vermişler: Savaşta düşmanı yenebilmek, dargınları barıştırmak ve yıkılmak üzere olan bir aile yuvasını kurtarabilmek, (Bk. Büyük Larousse).
Ancak amacı ne olursa olsun sürekli yalancılık, yalan söyleyen kişinin akli dengesini tehdit eden tehlikeli bir hastalık halini alabiliyor. Yalancı, yalan ata ata sonunda attığı yalanlara kendisi de inanıyor, gerçeklerden kopuyor ve uyduruk bir dünyada yaşamaya başlıyor.
Mantıkta ise kimi kez Epimenides, kimi kez Eubulides'e atfedilen bir sofizm türü olan 'yalancının çatışkısı', şöyle bir örnekle ifade ediliyor: "yalan söylediğini söylüyorsun. Eğer bu doğruysa, o zaman yalan söylediğini söylerken de yalan söylüyorsun, öyleyse yalan söylediğin doğru değil. Ama eğer bu doğru değilse, o zaman yalan söylediğini söylerken de yalan söylemiyorsun, öyleyse yalan söylediğin doğru."
(Bk. Büyük Larousse)
Fazilet Partisi Ast Başkanı Recai Kutan'ın ağzının suları aka aka dolandığı ABD gezisi, Amerikan demokrasisi önünde secdeye varışı, ansızın peydahlanan Amerika sevdası, en çok da Türkiye'deki laikliği ABD topraklarında arayışı, sizce hangi anlama geliyor?
FP Ast Başkanı Kutan, eğer ABD hayranlığıyla TAKİYE yapıyorsa; ABD düşmanımız mı ki, yenmeye çalışıyor? Dargın mıyız ki, barıştırmaya kalkışıyor? Hangi aile yuvası yıkılmakta ki kurtarmak gerekiyor? Türkiye ABD ile evli mi? Damat kim, gelin kim, gerdeğe ne zaman girildi, kim kimi aldattı da nikâh çatırdıyor? Benim bildiğim son nikâh, ABD'li Merve ile ABD'li hülleci arasında kıyıldı, ast başkan Kutan da çöpçatanı, yoksa dün bir bugün iki ufukta yeni bir 'Boş ol!' mu belirdi?
Galiba ast başkanın kafası fazla takiyeden karıştı, ABD'yi Mekke sanıyor, Beyaz Saray'ı tavaf ederek Amerikan hacısı olmaya hazırlanıyor. Baktı ki Suudi hacılığı Türkiye'de sökmüyor, Amerikan hacısı olursa Türkiye'de laikliği dikebileceğini düşündü belki. Her ne hal ise, ben bu işi anlamadım. Türkiye'de izlenecek İslami politika için Hıristiyan ABD'de meşruiyet aranması, içinden kolay çıkılacak bir takiye değil. Üstüne bu kadar takiye binen hakikat çöker. Haydi, diyelim ki ast başkan Kutan kocadı. ABD'yi Müslüman demokrat, Türkiye'yi laik Hıristiyan sanıyor. Peki ama diğer FP'lilere ne demeli? Tayyip Erdoğan, İngiltere'de cami açıyor, Amerikalı Merve, Amerikalı hülleciyle ABD'de balayı geçirmeye hazırlanıyor. Anglosaksonlara cihat mı açıldı, yoksa Fazilet Partisi mi Anglosaksonlaşıyor? Öyle ya, bunlar ABD'ye gidip Amerikalı oluyorlar, sonra Türkiye'ye gelip milleti temsil etmeye kalkıyorlar, derken Meclis'ten atılıyorlar, Türkiye'de başka Amerikalılarla evlenip yeniden Türk oluyorlar, vb. İşin en ilginç yönü, tüm balayları ABD'de, kavgalar Türkiye'de yaşanıyor. Amerika'da bal tutan parmaklar, Türkiye'de ağu yalıyorlar.
Türk vatandaşıyken mi ABD'ye hizmet ediyorlardı, yoksa ABD vatandaşı olarak mı Türkiye'ye hizmet etmek peşindeler? Hangi yalanı söylerken doğru, hangi doğruyu söylerken yalan atıyorlar?
'Milli Görüş', oldu mu size 'Zilli Görüş?' ABD zili çalınca, Türkiye türban takacak mı? Zil çalınca çarşafa kim dolanırsa, takiyeci odur.