Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

Affı sarımsaklasak mı?

Radikal · 5 Kasım 1999

Türkiye'nin en felsefi bitkisi, bildiğiniz gibi sarımsaktır, sevgili okurlar. Hun orduları, (nedense Türk) imparator Atilla komutasında dıgıdık dıgıdık giderken; atın sırtıyla terki arasına sıkıştırdıkları et azıklarıyla 'pastırma'yı icat ve dünya düşünce sistemini altüst etmişlerdir. O gün bugündür, Atilla'nın yetmiş yedi göbekten torunları: "Pastırmayı sarımsaklasak da mı saklasaydık, sarımsaklamadan mı saklasaydık?" diye düşünürler. Pastırma çoktan sarımsaklanmıştır ama ne gam, geriye dönük bir 'iyi mi ettik?' kuşkusudur söz konusu olan.

Sarımsak kültüründen çok, baldıran kültüründen gelen Sokrates ise, diyalektiğin babası Zenon'a yönelttiği bir söyleve: "Var olan her şey çoğulsa, hem benzer, hem de benzersiz olmalıdır ki, bu olanaksızdır. Çünkü birbirinden ayrışan şeyler birleşemez, birleşenler ayrışamaz, dolayısile benzersizler benzer olamaz, benzerler benzersiz olamaz ve bu mantıktan yola çıkarak var olan her şeyin çoğul olduğu söylenemez..." diye başlamış ve ileriye dönük kuşkularını tam elli sayfada ifade edebilmiştir.

Bendeniz zeki, acul ve pratik Türk milletinin bir bireyi olarak sarımsağı baldırana, pastırmayı da Sokrates'in mantığına tercih edenlerdenim.

Ancak, aziz Türk milletimin günümüzdeki hükümeti geldi, dıgıdık dıgıdık giderken koltuğuyla kaidesi arasına sıkıştırdığı af yasasını, daha kanlar kurumadan, etler soğumadan, alelacele, çiğ çiğ yemeye ve... yedirmeye kalktı, kendisini doğruca Sokrates'in kucağına attı. Bu hükümet çoğulsa; DSP, MHP ve ANAP, hem benzer hem benzemez olamazlar. Birbirinden ayrışan görüşlerle birleşik bir af çıkarılamaz, çıkarılırsa hükümet ortakları arasında benzersizlik olamaz, dolayısıyla bu af yasası çıkarsa, birbirine benzerlere birbirlerine benzemiyorlar diye oy veren çoğul halk bir güzel benzetilmiş olacak.

Pastırma kültüründen gelen bir milletin bireyi olarak, ben diyorum ki: Bir af yasası, değişik siyasal ve sosyal görüşlere sahip partilerin bir araya gelmesinden oluşan çok yönlü bir koalisyon hükümetinin işi değildir, meşguliyeti olmamalıdır. Eğer Türkiye'nin geleceğine yönelik hukuksal bir 'iyilik' yapılmak isteniyorsa, aftan önce, bugün içerde haksız yattığı düşünülen insanların işledikleri suçları 'suç' olmaktan çıkartan düzenlemeler yapılmalıdır. Örneğin artık bir avuç fıstık çalan, duvarlara yazı yazan çocukları birer ömür boyu hapisle cezalandıran yasalar, düşünmeyi, konuşmayı ve yazmayı suçlayan maddeler değiştirilmeli, ya da iptal edilmelidir. Üstelik ortam, bu değişiklikleri mümkün kılacak olgunluğa erişmiştir. Yasal düzenlemeleri yapıp, ülkeyi yeni bir adalet sistemi üzerine oturttuktan sonra, eski çarpık sistemin cezalandırdığı kişilere 'af' çıkarmaya zaten gerek kalmaz. Mahkûm edildikleri maddeler kadük olunca, serbest bırakılırlar!

Eğer DSP'de biraz akıl olsaydı, 'af' diye tutturmadan önce yasaları gerektiği gibi düzenlemek yoluna gider ve ortaklarının 'şunu da affet, bunu da affet,' şantajına maruz kalmadan hem geçmişteki haksızlıkları bitirir, hem de gelecektekileri önlerdi. Yedi kişinin katili orangutanlar ve pis politikacılar da bugün pazarlık ve nifak konusu olmazdı.

Şimdi kara kara düşünüyor benzersiz benzer hükümet ortakları: "Affı sarımsaklasak da mı saklasak, sarımsaklamadan mı saklasak?" İster tuzlayın, ister sarımsaklayın beyler, artık çok geç. Çürüdü ve koktu bu yasa. Kaldırıp atmazsanız, birkaç kişiyi kurtarayım derken, tüm Türkiye'yi zehirleyeceksiniz.