Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

A... A... Gu... Gu... Git

Radikal · 20 Kasım 1999

Eskiden her sey daha kolaydi, bir NATO vardi, bir de BM. Okullardaki Yurttaslik Bilgisi dersinde okutulurdu, bilirdik asagi yukari ne olduklarini. Basimiz agrimazdi. Simdi AB, BAB, AKKA, AGiT, KEiK derken zirveden zirveye kosusup duruyoruz. Daha kisaltilmis isimleri siralarken bile insana ter basiyor, felegi sasiyor. Vallahi meslek geregi hepsini carpim cetveli gibi ezberleyen ben bile, bazen neyin ne oldugunu animsayabilmek icin kafa patlatiyorum. Gazeteci olarak bir kendimi boyle saniyor ve cok utaniyordum, AGiT zirvesinin istanbul'da toplanmis ve 7 milyar dolar harcanmis olmasi milletce ne isimize yarayacak ilerde gorecegiz, ama bana simdiden yarari dokundu: Meger tum basinin bellegi nisyanla malulmus!

Fransiz Cumhurbaskanligi'nin ozel ucaginda AGiT zirvesine dogru ucarken, bir yandan kaz cigeri ve sampanya ve istakozdan olusan monuyu kasikliyor, bir yandan da bu guzel yiyecekleri hak etmek icin AGiT bilgimi arttirmaya calisiyordum. Bir konuda takildim: istanbul'daki AGiT zirvesi, daha once Viyana'da kabul edilen anlasmada degisiklik yapmak icin toplaniyordu. Acaba imzalanacak yeni sartta, Viyana sartindan farkli ne vardi? Aptal gorunmek pahasina, ucaktaki en uzman Fransiz gazeteciye sordum; "Valla bilmiyorum!" demez mi? Sasirdim ve rahatladim. Demek tek cahil ben degildim. Derken Lutfu Kirdar Basin Merkezi'ne vardik. Aman yarabbi. Tum dunyadan bir gazeteci ordusu purtelas ve muthis ciddiyet ari kovanina bal tasir gibi haber tasiyorlar. En habercisine sordum ayni soruyu, o da bilmiyordu, kendisinden daha haberci birine gonderdi. Bendeniz ufak ufak, Turk'u, Yunanlisi, Kanadalisi, Almani derken tum merkezi turladim ve iki gozum onume aksin, istanbul sartinin eskisinden farkini aciklayacak tek bir Allah'in kulu bulamadim. iyice rahatlayip artik soruma yanit aramayi biraktim, basladim herkes nereye kosuyorsa, oraya seyirtmeye. Basin karargahinda bir 'pool' lafidir gidiyordu. Herkes, sigarasiz kalmis tiryaki gibi 'pool' sikintisi cekiyordu. ikili gorusmeleri izleyecek gazeteler icin 'pool' piyangosu tertiplenmis ve ne hikmetse, butun buyuk medyalar kura cekimini kaybederken, ne kadar dandik basin varsa onlar kazanmisti. Ornegin, bir fikir gazetesi ve AGiT gibi bas agrisini en iyi edecek Radikal'e 'pool' verilmezken, Gunes diye adini ilk kez duydugum bir gazete, kime aidatiyla malum Samanyolu TV ve Yeni Safak 'pool' gobegi atiyorlardi. Buyuk medyalar arasinda oylesine 'pool' kitligi cekiliyordu ki, bir gazete muhabirinin telefonda: "Pool yok, pool bulamiyorum, pool vermiyorlar!" diye dert yandigi muduru, muhabir resmi pul bulamiyor sanmis ve eline alelacele 10 adet damga pulu tutusturularak rahatlatilmisti!

AGiT zirvesinin en formda oyuncusu, kuskusuz Yeltsin'di. Onca arama tarama ve siki kontrola, iyiki bizimkiler davetli devlet baskanlarini idrar testine tabi tutmadilar. Cunku Yeltsin doping yapmaktan tasviye olur, biz gazeteciler de Rusya Baskani'nin lezzetli ofke krizinden mahrum kalirdik. Daha bir hafta once yeniden yataklara dusen ve ayakta duramayan Yeltsin, aslan eti mi yedirildi, kurt kani mi icirildi bilmiyorum, zipkin gibiydi.

istanbul'da davetliler icin cennet, davetsizler icin cehennem ve davetlileri agirlayip davetsizleri kovalamakla gorevliler icin Arafta gecen iki gun, aslinda tum aktorlerin kendi kendilerine bakarak cektigi bir fotograftan ibaret. Herkesin kendi kendini kutladigi bu zirve hakkindaki ciddi yazi, yarina.