Made in USA (2)
Radikal · 26 Kasım 1999
ABD'nin Sovyet blokuna karşı oluşturduğu Yeşil Kuşak politikası, blok içinde yer alan, sınırında bulunan ya da SSCB'nin etkisi altına girebilecek Müslüman ülkelerdeki İslamiyetçi akımları desteklemek üstüne kurulmuştu. Yeşil Kuşak'ı dolayacak ülkeler, elbette tüm Orta Asya, Ortadoğu; Mısır ve diğer Mağrib ülkeleri ile Türkiye idi. ABD, Yeşil Kuşak politikasını benimsedi dediğim zaman, bir gün içinde karar verip, belli bir plan ve program çerçevesinde kalıp olarak uygulamaya başladığı anlaşılmasın. Tüm uzun soluklu politikalar gibi, akan zamanın koşullarına göre biçimlenen projenin ilk tohumları 1940'lı yıllarda atıldı. Ve ABD, düşman bir bloka karşı mücadele ederken, elbette ki kendi açısından doğru ve etkili bir 'piyon'u, İslamiyet'i sürmüştü tahtaya. Dikkat ederseniz, Türkiye'deki ilk imam hatip okullarının açılması, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinin serpilip geliştiği döneme rastlar. İnönü döneminde bir açılıp kapanan bu okullara ilk gaz, cumhuriyet tarihinin ilk Amerikancı politikacıları, Bayar ve Menderes tarafından verilmiştir. En çok imam hatip okulu, bugün laiklik aslanı kesilen başka bir Amerikancı, Demirel tarafından açılmıştır. CHP-MSP koalisyonunda, aslında Amerikancı diyemeyeceğimiz Ecevit de bu okulları hızla çoğaltmaya devam etmiş, Fethullah Gülen'e yakın duruşu, Ecevit'in bile bu politikaya 'ikna' olduğunu göstermektedir. Söylenenin aksine 1980 darbesinden sonra hızı kesilen imam hatip okullarının yayılması, Turgut Özal döneminde ise bambaşka bir nitelik ve nicelik kazanmıştır. Çünkü aynı süreçte, Sovyetler dağılmış; ABD, İran ve Afganistan örneklerinden radikal İslamcılığın denetlenemeyebileceği dersini çıkarmış, besleyip büyüttüğü virüse karşı bir antidot peşine düşmüş ve Yeşil Kuşak politikasını 'Ilımlı İslamiyet'i yaratmaya yönelik olarak yeniden biçimlemiştir.
ABD'yi, radikal İslamcılığa karşı antidot aramaya iten neden, yalnızca dış dünyadaki gelişmeler değil, bu tür dinciliğin, kendi içinde, kendi rejimine karşı direnen ve Müslümanlığı kabul eden zenci örgütlerinin de kullandığı tehlikeli bir silah haline gelmesidir. ABD, yeni 'açık' yeşil kuşak projesiyle, Hıristiyanlığın geçirdiği ve İslamiyet'in henüz yapmadığı bir din reformuna zorlamaktadır İslamiyet'i. Turgut Özal'ın bu projeye ikna edilmesi hiç zor olmaz. Operasyonun koç başı ise hazırdır: Fethullah Gülen. Ne garip! Turgut Özal ve Fethullah Gülen, ilk kez nerede karşılaşıp görüşmüşler biliyor musunuz? Washington'da ve Amerikalı 'uzmanlar'ın huzurunda! Paris'te, bu görüşmeye tanık olan 'uzmanlar'dan biriyle tanıştım... Eğer yalansa, günahı boynuna.
Teoride Dr. Frankeştayn gibi sorun çıkarmayacak, akıllı uslu bir yaratık; yeni, çağdaş, eğitimli bir İslamiyet yaratmak niyetiyle başlayan operasyona, dört koldan başlanır Türkiye'de. ABD hem kendi, hem de güdümündeki sermayenin musluklarını açar. Örneğin, ABD dostu Ağa Han'ın 'İslamiyet'i tanıtma ve yayma' amacını güden vakfı, Türkiye'de Amerikan kolejlerinde okumuş, Amerikanca yayın yapan üniversitelerde dersler veren, birkaç dil bilen (özellikle biri çok ünlü) güzel hanımlara, beylere, sosyal bilimcilere, birdenbire 'burs' verir! Ağzı laf yapan bu güzel ve yakışıklı sosyal bilimciler, hem dünyanın dört bir yanında, hem de Türkiye'de konferanslar düzenler, yazılar yazarlar; Türkiye'deki İslamiyetçilerden korkulmaması gerektiğini, tam tersine ilericiliklerini, başını örten kızların akıllılıklarını, dinin değişen niteliğini ve çağdaş Türkiye'yi bu yeni dincilerin yaratacağını anlatmaya başlarlar. Devamı yarına.