Elveda Serhat Deniz...
Radikal · 29 Kasım 1999
24 Kasim tarihli, kisacik bir mesaj vardi ekranda:
"Sayin Kirikkanat, size surekli e-mail'ler gonderen arkadasim Dr. Serhat Deniz, 17.8.99 izmit depreminde nobetci oldugu klinigin cokmesi sonucu yasamini yitirdi. Bunu size bildirmek istedim. Hepimizin basi sagolsun... Dr.Hakan Gecer." Yuregimi celik bir mengene sikip birakti. Vakit gece yarisini coktan gecmisti. Masamin basindan kalktim sendeleyerek. Eski mesajlari basip sakladigim sandigin icinde cilgin gibi aramaya basladim. Bir suredir internetten okuyor, sonra siliyorum okur mektuplarini. Ama onun eski mesajlarindan birini basmisim. Kipkirmizi bir baslik tasiyor: "Cahilin en zararlisi bilmedigini bilmeyendir..." Tarih, 16 Subat 1999. Olumunden bes ay, iki
gun once olumunu, satirlarinin arasinda 'hisseden' sevgili okurum, doktor oldugu kadar yazar Serhat Deniz'e birakiyorum bugun sutunumu:
"Hayatimiz boyunca hizla akip giden zaman icinde beklenmeyen pek cok olayla karsilasiriz hepimiz. Nerede, ne zaman olacagini kestirmek cogu zaman imkânsizdir. Ne gariptir ki buyuk ikramiyeyi kazanmak, eski bir dostumuzu gormek, hayatimizin insani (!) ile karsilasmak gibi seyler aklimiza gelir; projeler yapariz gerceklesmesi zor olsa da, yaz tatilini, evimizi dayayip dosemeyi dusleriz... Gelecege
dair. Ama karnimizin agriyacagi, ateslenecegimiz, kalp krizi, beyin kanamasi ya da kaza gecirecegimiz, cerrahi mudahale gerektiren bir durumla ve hatta DOGAL BiR AFETLE karsilasacagimiz hic aklimiza gelmez. Ve boyle bir olaya hic hazirlikli degilizdir. Hazirliksizligimizin bir sonucu olarak, beklemedigimiz durumlarda hasta ya da yaraliya yararli olup olmayacagi belirsiz, acemice girisimlerde bulunuruz. iyi niyetliyizdir. Dunyanin hicbir ulkesinde gorulmeyen bir yardimseverlik duygusuyla hareket ederken, belki de dunyanin en bilgiden yoksun ilkyardimini yapmaya calisiriz.
DEPREMLERDE YIKINTININ UZERiNE CIKARAK YARALI ARIYORUZ...
Kazalarda, yaralinin kanayan yerine tampon yapip egitimli ekibi beklemek yerine, kolundan bacagindan cekistirerek karga tulumba arabalarin arkasina atmayi, yardim etmek saniyoruz...
Yolda bayilip yere dusmus birini gorunce, kendimize: "Ne olabilir?" sorusunu sormadan ayaga kaldirmaya, oturtmaya ve nedense avuclarini acmaya calisiyoruz... Ustelik bu avuclarini ovma, acma ugruna herhangi bir saglik personelinin mudahalesini bile engellemeyi goze aliyoruz.
Hastaneye hasta goturuyoruz, "En acil hasta benim hastam, ona bak!" diye doktoru, hemsireyi tehdit ediyoruz. Sanki gorevli personel nobet mahalline giren her hastanin vicdani ve hukuki sorumlulugunu ustune almamis ve hastaliktan hic anlamazmis gibi...
Yaklasik bes gun hastanede refakatci kalanlarimiz, doktordan cok doktor kesiliyor basimiza... Kanamali, gozleri kapanmis olan disindaki vakalari acilden saymiyoruz. Bir nedenle acildeysek ve basinda, kolunda kanamasi olan biri varken, doktor kalp krizi ya da beyin kanamasindan kuskulandigi, henuz bilinci acik ve konusabilen biriyle ilgileniyorsa, onu ruhsuzluk ve vicdansizlikla sucluyor, asil acil olanla ilgilenmiyor diye kiniyoruz.
Yerde birini gordugumuzde hemen 'sara krizi' teshisi koyuyor, daha soluk alip almadigina, kalp atislarina bakmadan, bir ambulans cagirmayi akil etmeden ve hicbir anlam tasimamasina karsin 'sogan' arayip bulup, burnuna dayiyoruz.
Antibiyotikleri ates dusurucu, agri kesicileri leblebi, komsuya iyi gelen ilaci sifa niyetine yiyip, hastalik son asamasindayken doktora giderek bir igne ve iki hap ile iyi olmayi bekliyor; verilen bu ilaclari bile duzenli kullanmadiktan sonra bir gunde iyi edemedi diye doktorlara kiziyoruz.
Yanik vakasiyla karsilasinca, herhalde gumus sulfadiazen iceren ilacin renk ve kivamina benzedigi icin, dis macunu, yogurt surerek tedavi etmeye calisiyor; uc gun sonra gittigimiz hekimde, doktor yaradan cok ustundeki acayip seyleri temizlemekle ugrasmak zorunda kalinca, ofkeyle kendimizi savunuyoruz. Gercekte hicbir sey yapmasak, daha az zarar verecegimizi bilmeden...
Tum bu gerceklerin yani sira bir saglik sorunu ile karsilasan vatandaslarimiza yardimci olmak amaciyla, hastanelerimizin acil servislerinde doktoru, hemsiresi, ebesi, saglik memuru, hizmetlisi, guvenlikcisi ve ambulans soforuyle 24 saat goreve hazir bekleyen saglik personeli mevcuttur. Herhangi bir saglik sorunuyla karsilasmayanlar, asla oralarda birilerinin kendileri icin bekledigini akillarina getirmezler ne yazik ki. Oysa su yaziyi okudugunuz anda bile, ulkenin her yerinde binlerce saglik personeli, sizin karsilasacaginiz sorunlar icin ellerinden geleni yapmak icin bekliyorlar. Bugun, hicbir saglik sorununuz olmadigi bu anda, bircok merkezde sizin icin bekleyen ozverili insanlar oldugunu dusunun lutfen. Yalnizca 14 Mart, 12 Mayislarda, bir gun icin degil...
Dr. Serhat DENiZ."
Hoscakal sevgili doktorum, iyi ve yurekli insan. Binlerce tesekkur sana ve Dr. Hakan Gecer gibi fedakâr arkadaslarina. Rahat uyu ve bizi bagisla. Ne senin degerini bilebildik, ne de depremin gelecegini. Kimsenin degerini bilemeyecegimiz ve hicbir depremden koruyamayacagimiz gibi. Burasi Turkiye. Boyle insanlar olur ve insanlar boyle olur Turkiye'de.