Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1999

Stalingrad

Radikal · 11 Aralık 1999

Dopingi mi fazla kaçırmıştı, yoksa Çeçenistan konusunda Çin'in verdiği tam destek mi başını döndürdü bilinmez; damarlarında kandan çok ilaç akan Rusya Başkanı Boris Yeltsin, dün inanılmaz bir çıkış yaparak esti köpürdü, ABD'yi tehdit etti. Rusya'nın büyük gücünü, nükleer silah varlığını vurguladı. "Clinton efendi asla ve kat'a tüm dünyaya nasıl yaşayacağını, nasıl çalışacağını, nasıl dinleneceğini ve bilmem ne yapacağını emredemeyecek. Dünyaya BİZ emredeceğiz ne yapıp yapmayacağını, yalnız o değil..." diye kükrerken ben bile korkudan titredim vallahi. Çünkü Rusların sağı solu belli olmaz. Votkayı çekince delirirler. Cerbezeli bir millettir vesselam. Köşeye sıkıştı mı, sınırsız bir vahşilikle kendini savunabilir. Ve Rusya, SSCB çökeli beri köşeye sıkışmış durumda. Yeltsin'in Çin'de yaptığı çıkış, çılgınlığa teğet geçmesine karşın bazı doğrular içeriyordu. Rusya ve Çin, ABD'nin küresel hegemonyasını orta vadede kabullenmeyecekler. 21. yüzyıl, bu üç devin korkunç bir hesaplaşmasına tanık ve tüm dünya perişan olabilir. Yeni yüzyılın en azından bir büyük ve çok saflı savaş göreceğini söylemek kehanet sayılmaz. Geride bıraktığımız yüzyılda iki dünya savaşı yaşadı insanlık. Bugünkü dünya düzenini İkinci Dünya Savaşı'nın sonuçları belirledi. Savaşın sonucunu ise, büyük ölçüde Alman ordularını Stalingrad'da çökerten Rusya.

İngiliz yazar Antony Beevor'un 'Stalingrad' adlı eserini okuyorum bugünlerde. Beevor, asker kökenli bir tarihçi. Kitabının özelliği, çok yazılıp çizilen Stalingrad savaşını, ilk kez SSCB arşivlerinden de yararlanarak kaleme alması.

Hitler'in Doğu Alman İmparatorluğu düşü, 1942 yılını 43'e bağlayan korkunç kış aylarında, Volga'nın kıyılarındaki Stalingrad'da paramparça oldu. Muzaffer Almanya'nın beli Stalingrad'da kırıldı. Wehrmacht, bu savaşta 275 bin askerden daha fazlasını, ruhunu yitirdi. Yenilmezliğine inancı bitti. Stalingrad, Almanya için sonun başlangıcı ve verdiği en

umutsuz, en vahşi savaş oldu. Antony Beevor'un kitabındaki ilginç belgelerden biri, Almanya'ya izinli dönen Alman askerlere, Stalingrad'da yaşadıkları konusunda verilen 'sus' emri. Emir, askerlere Stalingrad'da ordunun uğradığı kayıplar, çektiği açlık, yaptığı yargısız infazlar, işkenceler, kullanılan silah ve yöntemler konusunda konuşmayı yasaklıyor. Alman askerler ise, bu emre karşı uyduruk bir emir hazırlayıp kendi aralarında dağıtarak eğlenmişler. Uyduruk emirde, izinli askerlere: "Gittiğiniz yer Almanya'dır, hatırlayın. Evlerde döşeme tahtalarını sökmeyin, çünkü bizimkiler patatesleri başka yere saklarlar.

Anahtarınızı unutursanız, içeri girmek için hemen el bombasına sarılmayın, önce kapı tokmağı denilen yuvarlak aleti çevirerek açmayı deneyin. Yolda karşılaştığınız sivillere parola sormak ve doğru yanıt vermezlerse öldürmek gereksizdir. Bomba köpekler, SSCB'nin bir özelliği olup, Alman köpekleri en fazla ısırır, ama patlamazlar. Stalingrad'daki gibi her rastladığınız köpeği öldürmek, Almanya'da garip kaçabilir. Ayrıca Almanya'da kadın kılığında dolaşan her kişi, partizan değildir. Ama yine de izinli bir asker için tehlikeli olabilir. Son uyarı: Anavatana döndüğünüzde, sakın Stalingrad'da yaşadığınız cennetten söz etmeyin. Çünkü duyan herkes gelirse, burada sürdüğümüz keyfin sonu olabilir," türünden açıklamalar yapılıyor. Ancak, biçare Alman askerlerinin bu mizah denemesi tersten okunduğunda, gerçekte Stalingrad'da Rusların nasıl direndiğini ve Almanların nasıl kapana kısıldığını görüyoruz.

21. yüzyılın kapanları da kimbilir kimlerin üstüne kapanacak.