Millet rezilleri
Radikal · 17 Aralık 1999
Vekâlet, bir kimsenin kendisini temsil etmesi ya da İŞLERİNİ GÖRDÜRMEK için başkasına verdiği yetkiye denir. Vekil ise, bir kimsenin İŞİNİ GÖRMESİ için yerine bıraktığı ya da yetki verdiği kişidir. Normal demokrasiyle yönetilen normal ülkelerde, tüzel bir kişilik olan millet, cümbür cemaat meclise giremeyeceği için oy yoluyla kendisine vekil tayin ettiği kişileri, İŞLERİNİ GÖRSÜN diye parlamentolara gönderir. Politika oyunundaki rol dağılımında, aslolan millet, geçici vekili yedektir.
Ancak Türkiye ne normal bir demokrasi, ne de normal bir ülkedir. Osmanlı'dan bu yana devlet örgütlenmesinde asil üye vekil, yedek üye topyekûn millettir. Cumhuriyet bu gerçeği değiştirememiş ve milletin meclisinde vekâleten bulunan geçici vekiller, sultan 'vezirleri' gibi yaşamaya devam etmektedirler.
Türkiye'de vezirlerin millete reva gördüğü asgari ücret, net 68 milyon Türk Lirasıdır. Kendileri ise, kelle başına ve halen, tüm vergiler kesildikten sonra
1 milyar 500 milyon civarında maaş almaktadırlar.
Fransa'da vekillerin millete layık gördüğü asgari ücret, Türkiye'deki asgari ücretin tam yedi buçuk katı olup 514 milyon 512 bin Türk Lirası'dır. Kendileri ise, sıkı durun, 2 milyar 579 milyon maaş almakta; Fransa'da gelir vergisi maaştan kesilmediği için bu paranın yüzde 22'si ila yüzde 30'u arasını her yıl vergi olarak ve azami üç taksitte devlete iade etmektedirler. Sizin anlayacağınız, Fransa'da asgari ücretli, Türk asgari ücretliden 7.5 kat fazla para kazanırken, her iki milletin net vekil aylıkları aşağı yukarı eşittir.
Yan cebime gelirlere gelince... Fransız milletvekilleri, Türk meslektaşlarının aksine, otomatikman lojman sahibi değildirler. Devlet, eğer ev ya da büro satın almak isterlerse, kendilerine yüzde 2 faizle 500 bin franga kadar 'borç' vermektedir. Meclis yakınlarındaki özel bir otelde ucuz tarifeyle kalmak ve sınırlı sayıda, devlete ait birkaç apartman dairesini 'kiralamak' üzere başvurmak ve boşalmasını beklemek hakları vardır. Diğer ayrıcalıklar her iki ülke vekilleri
için hemen hemen aynıdır.
Lojman babında Türk vezirlerden gol yiyen Fransız milletvekilleri, emeklilik durumunda ise tam anlamıyla 'mars' olmaktadırlar. Çünkü seçilemeyen bir milletvekiline salt on aylık bir tazminat verilmekte ve Meclis'teki tüm ayrıcalıklarıyla ilişkisi kesilmektedir. Türkiye'de ise, bildiğiniz gibi millet vezirimizi ömür boyu beslemekle kalmayıp, öldükten sonra karısını kızını da görmeyi sürdürüyoruz. Emekli milletvekilleri kırmızı diplomatik pasaport taşımaya devam ederken, emekli diplomatlarımız, büyükelçilerimizin eline yeşil pasaport tutuşturuyoruz.
Türk milletinin vezirleri, kendilerine çektikleri son emeklilik kıyağıyla, Fransız hemcinslerine attıkları 'ömür boyu' farkını, karıyı kızanı da kapsayan 'aile boyu'na çıkarıyorlar. Elini parti başkanı ya da meclis grubu kararına bağlanmış kuklalar gibi kaldırıp indiren dekoratif vekâlet unsurları, kendilerine çektikleri ziyafetin faturasını kime ödetecekler? Millete. Kıyak emekliliğe gösterilen kamuoyu tepkisine tepkisi sorulan bir milletvekilinin: "Normaldir. Bu adamlar (yani vezirler) belli bir standarda alışık. Standardını düşüremez elbet," demesi size ne etki yaptı bilmiyorum ama, benim tepemin tasını attırdı.
Vekillere standardın yolları, millete zart zurt vergiler! Standart nedir? Asgari ücret değil mi? 68 milyon Türk Liralık milleti 2 milyara temsilin standardına ise, vezirlik bile değil, rezillik derler.
Ey millet, uyan! Beslediğin karga gözünü oyuyor. Senden aldığı deprem vergisini, cebine koyuyor.