Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2000

Ciddiyet ve fuhuş

Radikal · 5 Ocak 2000

Dini seks manyağı Adnan Oktar'ın annesi, oğlunun başını bağlamaya çalışıyor. Analar böyledir. Azan ya da sapıtan oğulların gidişatına bakıp, baş sallar, diz döver ve çözümü anaerkil bellekte ararlar. Kötü yola düşen oğullar, evlenip çoluk çocuk gailesini üstlenince uslanır, akıllanır diye düşünürler. Bazen haklı da çıkarlar. Çünkü Türkiye'de kadınsızlıktan sapıtan pek çok erkek var. Bunların başını nikâhla bağlamak, bir çözüm olabilir. Fakat namı diğer Adnan Hoca'ya, niye 20'lik, 30'luk değil de 22 yaşında dini bütün bir kız arandığını merak ettim. On sekizlik aransa, genç kızlara düşkün yaşlı erkekler nezdindeki revaç yaş olarak, algılayacağım. Örneğin, fıtığının kılları ağarmış Adnan Hoca'nın niye 40'lık ya da 50'lik bir eş istemediğini anlıyorum. Kan tüccarı Oktar Babuna'nın patronunun elbette taze ete ihtiyacı var. Ama niye 22'lik kızoğlan kız arıyorlar?

Çünkü sevgili okurlar, 22 sayısının numaroloji dediğimiz falcılıkta özel bir yeri var. 22 sayısı, bir 'misyon' yüklenmekle görevli insanları belirlermiş, öyle diyor fal. Adnan Hoca'nın 'Mesihlik'ten sonraki misyonu da böylece belli oldu! 22'lik bir kız oğlan kız alıp fıtığının üstüne bağlayacak. Daha doğrusu, hapisten çıkarsa üstüne bağlayacak, çıkamazsa 'meditasyon' yoluyla muradına erecek.

Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama, bana çok garip geliyor: Türkiye'de dini kesim, cinsel ilişkinin adını bir türlü 'serbest' koyamıyor. Adnan Hoca'ya, ulviyet ve dualar eşliğinde 'manken' bulunuyor, esas kızın misyon gereği 22 yaşında olması lazım; tarikat liderleri metres tutmuyor, koyunlarına aldıkları genç kızları okuya üfleye iyi ediyorlar. Metrese metres değil, imam nikâhlı eş deniyor. Milli Gençlik Vakfı eski Başkanı Nevzat Laleli, Ankara'da açtığı evlendirme bürosunda evli oldukları hanımdan bıkmış erkeklere bile 'kuma' servisi yapıyor, verdiği servisin karşılığında 'komisyon' alıyor ve kimsenin aklına, böylesi çöpçatanlığın argoda başka bir adı olduğu gelmiyor, kimse gülmüyor. Gerek çöpçatanın, gerekse imamın sebeplendiği cinsel ilişki ticaretinin, 'flört ve zinaya karşı' diye takdimine, kimse basmıyor kahkahayı.

Çünkü iman deyince, imam deyince akan sular duruyor, dünyanın en eski mesleği birdenbire kutsallık kazanıyor, ciddileşiyor.

Ciddiyet, çok revaçta Türkiye'deki dinci kesimde. Din tüccarlarına ve müşterilerine, gülmek yasak. Yalnızca İslamiyet değil, tüm dinler çok tehlikeli buluyorlar gülüp eğlenmeyi. Çünkü gülmek ve eğlenmek, alay etmek demek. Alay etmek ise, mantıksızlığı en iyi vurgulayan silah. Saçmalığı en etkili biçimde kanıtlayan güç. Ve nedense, yalnızca insanlara özgü bir yetenek, gülmek. Bir de atamız ve akrabamız maymunların az çok gülüşe benzer çığlıkları ve eğlenmek güdüleri var. Belki de Adnan Hoca gibi, Darwin'in evrim teorisini çürüteceğiz diye göbeği çatlayıp fıtık olanlar, maymundan gelmediğimizi kanıtlamak için hiç gülmüyorlar. Hepsinin suratları asık, ciddi mi ciddi işler yapıyorlar. Ağır olmayana, molla demiyorlar. Gülen kadına, 'o...' diyorlar. Ve dini ciddiyetle yapılan fuhuş, fuhuş olmaktan çıkıyor.

Latince 'Risus abundat in ore stultorum' atasözü, 'gülmek, aptalların ayrıcalığıdır' der. Galiba doğru. Adnan'ların, Fethullah'ların ve tüm din tacirlerinin ciddiyetle beyin yıkayıp, ciddiyetle becerdikleri bir ülkede, hâlâ gülebilmek şimdilik aptallık. Yakında cesaret isteyecek.