Hatemi'nin eli kolu bağlı
Milliyet · 1 Mart 2000
Son seçimlerde halk, "kötü ile berbat" arasında sıkıştı; berbat yerine kötüyü tercih etti. Ama sonuç hem berbat, hem de kötü. Aldığım haberlere göre, Iran'ın güneyinde kullanılan oy pusulaları büyük ölçüde hileli. Seçmen, oy pusulalarındaki isimlerden bildiklerinin karşılığına evet mührünü basmış, tanımadıklarını boş bırakmış. Muhafazakârlar, o boşlukları kendileri doldurmuşlar.
Tahran'da Rafsancani de benzer bir yöntemle seçtirildi. Iran halkı, tek kelimeyle özetlenecek olursa, özgürlük istiyor. Ancak bu sistemde, istediği özgürlükleri elde etmesi olanaksız. Dolayısıyla rejime muhalefetini göstermekten başka bir şey yapamıyor. Bu tıkanıklığın mutlaka çözülmesi gerek.
Seçimler boykot edilmeliydi
■ O zaman bu seçimler hiçbir işe yaramayacak...
Doğru. Ben seçimlerde Iran halkının sandıkları boykot etmesini önerdim. Fakat yaptığım çağrı, gerek Iran'da, gerekse mollalar rejimiyle arasını açmak istemeyen Fransa dahil Batılı ülkelerde sansürlendi.
Milletvekili adaylarının Devrim Muhafaza Konseyi tarafından onaylandığı ve adayların çoğunun halkça tanınmadığı bu seçimlerde önemli olan, onu ya da bunu seçmek değil, mollalar diktatörlüğünün halk tarafından reddedildiğini ulusal ölçekte kanıtlamaktı.
Bunun da en iyi yöntemi, sandık başına gitmek yerine Şah'a karşı yapıldığı gibi sokaklara dökülmek ve rejimin halk nezdinde artık meşru olmadığını gösterecek gösteriler yapmaktı. Bir çeşit genel grev biçimine bürünecek bu boykot, bugün karşı oy kullananların oranında gerçekleştirilseydi, rejim dayanamazdı.
Oysa şimdi, öyle ya da böyle, hile yaparak, reformcu diye seçilmişlerin arasına muhafazakarları karıştırarak, mollalar yine yetkileri elde tutmayı başardı.
■ İran'ın geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Mollalar rejimi tükendi. Gerek Iran halkı, gerekse tüm dünya bunun farkında. Hatemi "ikinci Benisadr" olarak sunuluyor. Oysa ben bunu reddediyorum. Çünkü aramızda müthiş bir fark var. Ben Iran halkının tarihte ilk kez kullandığı özgür oylarla, serbest seçimle cumhurbaşkanı seçildim. Ve mollalar diktatörlüğüne muhalefet ettim, direndim.
Peki Hatemi ne yapabilir? Bu rejim dahilinde eğer reform yapmak mümkünse, bu rejimin devamı anlamına gelir. Hatemi, rejimin sürekliliğine hizmet eder. Eğer mümkün değilse, halk bu rejimi yıkmak ve demokrasi istemek durumundadır.
Mollalar bir gün gidecek
Iran basınında çıkan seçim sonrası yorumlara baktığımızda ne görüyoruz? Halkın mollalar rejimine muhalefet oyu kullandığı, ancak "yüzeysel" reformlara da muhalif olduğu, derinlemesine değişim istediği yazılıyor. Oysa bu reformların yapılması, rejimin doğası gereği imkânsız.
Tüm devlet yetkileri, "rehber" Hamaney'in elinde. Hamaney, iktidarsız devlet yetkilisi. Halkın seçtiği Hatemi ise, bu durumu değiştirmeye hiç bir yetkisi olmayan bir iktidar. Iran'da yapılması gereken reform, devleti devlet olmaktan alıkoyan Hamaney'i tüm yetkileriyle birlikte göndermek. Şu anda Hamaney devlet demek. Hatta devletten fazla... "Allah" demek. Dolayısıyla Hamaney olduğu sürece, parlamento, seçimler, Hatemi'nin hiç önemi yok.
■ Sizce İran'da bir karşı devrim olacak mı?
Karşı devrime gerek yok! Halk, bu devrimi böyle bir diktatörlük kurulsun diye yapmadı. Demokrasi, özgürlük istediği için yaptı. Biz ilk anayasayı hazırladığımızda, şu anda Hamaney'in işgal ettiği "rehber" statüsüne hiç bir yetki verilmemişti. Rehber denilen ruhani lider, "gözlemci"ydi. Oysa sonradan anayasa değiştirildi ve tüm yetkiler bu rehberde toplandı.
Şimdi Hatemi, anayasanın yeniden gözden geçirilebileceğini söylüyor. Ama Hamaney bırakmaz. Seçimlerde gördünüz. Şimdiden kan dökülüyor. Ama eğer halk, kitlesel olarak, barışçı yöntemlerle muhalefeti sürdürürse, sanırım üstesinden gelinir.
■ Dünyada, sizin gibi siyasal sığınmacı olarak yabancı ülkelerde yaşayan kaç İranlı var?
Yaklaşık üç milyon. Iran'dan ayrılırken Humeyni'ye: "Ben kalmak üzere gidiyorum, ama siz gitmek üzere kalıyorsunuz!" demiştim. Bir gün Iran'a döneceğime eminim. Ama onlar, gitmiş olacak.
[Fotoğraf altyazısı: Fotoğraf: Daniel Colagrossi]
