Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2000

Kuşatmadan konsere

Radikal · 18 Mart 2000

Kul dediğiniz kusursuz olmaz. Adamlığın dört üçlüğü var, dört ikiliğine sık rastlanır, kimisi dört birliktir, çoğu da dört sıfırlık oranında 'adamız' diye dolaşır.

Ahir ömrümde dört dörtlük adama az rastladım. Bunlardan biridir Cem Mansur. Kendisi bilirsiniz, orkestra şefidir. İngiltere'den Türkiye'ye, Rusya'dan Şili'ye, o konser senin bu konser benim dolaşır durur. İyi bir şef olduğunu söylüyorlar, herhalde doğrudur, çünkü ben müzikten anlamam. Üstelik can arkadaşım, öylesine severim ki, 'iyi' desem, objektif olamam. Ama Cem Mansur'a sevgi dışında bir hayranlık besliyorum ve çekinmeden ve yansız olduğuma inanarak 'dört dörtlük adam' diyebilirim. Çünkü naçiz yazarınızı tanıyanlar bilirler, hayranlığı kolay besleyenlerden değilimdir.

Cem Mansur'un en takdir ettiğim yanı, boyundan posundan umulmayacak bir zarafetle, kelebeğin kanat vuruşlarını andıran hafiflikteki baget çırpışlarıyla yönettiği orkestra şefliği değil. Müthiş kültürü, şaşırtıcı zekâsı ve bu zekânın gereği, mesleğine duyduğu merak ve saygı. Hafta başında Louvre Müzesi'nde sergilenen Sakıp Sabancı Osmanlı Hat Koleksiyonu'nun açılışı için Akbank Oda Orkestrası'yla birlikte Paris'e geldi ve verilen konserde, günün mana ve ehemmiyetine yönelik yaptığı sürprizle, yine herkesi şaşırttı.

Akbank Oda Orkestrası'nın yorumladığı son eser, üç yüz yıldır çalınmamış, elyazmasını Cem Mansur'un bulup ortaya çıkardığı, J.J.Fux'a ait 'Yeniçeri Senfonisi'ydi.

Johann Joseph Fux, 1660 ile 1741 yılları arasında yaşamış, müzik tarihinde önemli bir kuramcı ve Avusturyalı besteci. 'Gradus ad Parnassum' adlı eserinde 'Contrepoint' kurallarını o tespit etmiş ve Bach, Haydn, Mozart ve Schubert gibi dehaları derinden etkilemiş.

J.J. Fux, Osmanlı'nın son Viyana kuşatması sırasında Kremünster Manastırı'nda ikamet ediyormuş. Kuşatma bozgunla sonuçlanıp Kanuni'nin orduları geri çekilirken bir Mehter takımı, bir müddet bu manastıra sığınmış. Kuşkusuz o sırada, Fux ile mehteran arasında bir ahbaplık kuruldu. Sonra artık nasıl kovalanıyorlarsa, bizim Yeniçeriler köslerini, davullarını, zillerini manastırda bırakıp kaçmışlar. J.J. Fux da uzun uzun bu enstrümanları incelemiş ve oturup Mehter marşlarından esinlenen eserini yazmış. Ama beste, üç yüzyıldır kayıpmış. Cem Mansur, eski ansiklopedilerden böyle bir parçanın varlığından haberdar olmuş, başlamış aramaya. Araya araya Kafdağı bulunur ya, önce Fux'un yaşamında Kremünster Manastırı'nın tuttuğu önemli yeri öğrenmiş. Şansını denemek için manastırın bugünkü 'müzikten sorumlu' keşişi Pather Alfons ile temasa geçmiş. Pather Alfons, Cem'e Yeniçeri enstrümanlarını hâlâ muhafaza ettiklerini söylemiş ve Fux'un eseri için de, "Galiba öyle bir elyazması olacak, kütüphaneye bir bakayım," demiş. İki gün sonra bulduğunu müjdeleyip, parçayı Cem'e 'fakslamış'.

İşte biz talihli davetliler, Louvre Müzesi'nde Cem Mansur ve arkadaşı, dünyaca ünlü müzik aranjörü Peter Ash'ın birlikte çözüp orkestrasyonunu yaptıkları bu parçayı, 'Yeniçeri Senfonisi'ni dinledik. Cem, eseri ilk kez 'Mehter'den Mozart'a Allaturca' Festivali'nde Tophane'de çalarlarken heyecanlandığını söylüyor. Çünkü o konser sırasında, yorumladıkları müziğin ilham kaynağı Viyana kuşatmasına götürülen topların Tophane'de döküldüğünü düşünüyormuş. Şimdi başka bir konserin 'entelektüel hazırlığında', Cem Mansur. Yine Akbank Oda Orkestrası'nın bir konseri için, Fransız Devrimi'nin Osmanlı İmparatorluğu'ndaki etkileri üzerine araştırmalar yapıyor. Bulup çıkarttığı belgeler, yine ağzımı açık bıraktı. Onları da başka bir zaman anlatırım. Ve Akbank Oda Orkestrası'ndan iki okurumu, birinci keman Hakan Şensoy ile piyanist-klavsenist Ayşe Nil Menteş'i bu vesileyle sevgiyle selamlarım. Yukarıdaki fotoğraf, Kurban Bayramı dolayısıyla 'boğulan' internet tellerinin kurbanı oldu biraz. Nasıl çıktı bilmiyorum ama, resmin aslı, verilen konser kadar anlamlı.