Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2000

Bir pornokratın ölümü

Radikal · 25 Mart 2000

Onun resimlerine rastladıkça, 'Aptal...' diye bakardım hep. Aptallığın zavallılıkla örtüşebileceğini kavramak için ölümünü beklemem ve canlısına burun kıvıran ciddi gazetelerin, cesedi henüz soğumamışken yaşamöyküsüne yer vermeleri gerekti. Lolo Ferrari diye anılıyordu Fransa'da. Lolo, argoda 'meme' demekti, Ferrari ise bildiğimiz muhteşem araba. Oysa Eve, yani Havva'ydı adı. Ama sırtında işlemediği bir Havva günahı taşımaktansa, üçer kiloluk sahte memelerini göğüsleyip, sonunda onların ağırlığı altında susturdu bozuk Ferrari motoru, yüreciğini.

Kimisi demokrat, kimisi bürokrat hemcinslerine inat, 'pornokrat' bir avrattı Lolo Ferrari. Aslını kimse anımsamıyor, öldüğünde sarışın bir Barbie'ydi. Yirmiyi aşkın ameliyatla, yeni baştan yaratmıştı gövdesini. Çünkü cerrahlar, yalnızca maddeye hükmedebiliyorlardı. Oysa Lolo'nun derdi, çocukluk belleğinde, ruhundaydı. İç acılarını dindirebilseydi birisi, bir büyük sevda ana sevgisizliğini silebilseydi zavallı güzel kafasından, ne ameliyatlara gerek kalacak, ne de 37 yaşında ölecekti Eve Valois ya da Lolo Ferrari.

Görünüşünün aksine, hafif meşrep değildi. Henüz 23 yaşında ve ameliyat geçirmemişken, kendisinden 16 yaş büyük Eric Vigne'de özlediği babayı bulmuş, evlenmişti. Ona delicesine aşık Eric, bir süre sonra Lolo'ya hiçbir sevginin yetmeyeceğini, çünkü annesinin esirgediği şefkati aradığını anlamış, onu hayatta tutabilmek için tüm deliliklerine boyun eğmekte bulmuştu çareyi. Lolo, bir gün bir dergiye: "Bütün bu ameliyatları, annem beni sevmediği, mutsuz olduğum için yaptırdım," diye açıkladı.

Ameliyatlar 1990 yılında başladı. Ağzı, burnu, elmacık kemikleri, alnı, kulakları, boynu, çenesi milim milim kıyılıp yeniden dikildiler defalarca. Dudakları, silikon dolmalarına benziyordu sonunda. Ama Lolo, en çok ve ne yazık ki memeleriyle uğraşıyordu. Dördüncü göğüs ameliyatında, dünyada var olan en büyük protez memeleri taktılar, yetmedi. Lolo, daha büyüğünü, daha büyüğünü istiyordu. Kocası Eric eliyle çizdi yeni protezleri. Her biri bir buçuk kilo ağırlığındaydı. Lolo yeterli bulmadı. Üçer kilo istiyordu. Fransız cerrahların çoğu, ameliyatı yapmak riskini göze almadılar. Biri çıktı, yaptı. Artık Lolo, 130 santimlik çapıyla, toplam altı kiloluk, içleri fizyolojik serum dolu iki silikon yastığı taşıyordu göğsünde. Derisi, ağırlığı kaldıramadığı için gece gündüz özel bir sütyenle dolaşmak zorundaydı ve çıplak poz bile veremiyordu. Yarısını gösteriyordu yalnızca. Erkeklere bile değil: Yaşlılara ve çocuklara. Erkeklerin cinsel ilgisini çekemeyecek kadar sahteydi çünkü. Kazancını, sirklerde garabet seyrettirir gibi sergilediği vücuduyla, yaşlılara ve çocuklara özel seanslardan sağlıyordu. Çığırtkan: "Avrupa'nın birinci, dünyanın dördüncü büyük göğüsleri!" diye anons ediyor ve sahneye, 'Air Bag Generation' plağı eşliğinde Lolo girip, gösteriyordu memelerini. Çocukları çok seviyordu özellikle. Bazen dokunmalarına bile izin veriyordu sermayesine.

Lolo Ferrari, annesinin kendisine vermeyi reddettiği ve olmayan çocuklarına veremediği analığı, sahte memelerinde arıyordu. Öldüğü gece, öksürüyordu. Duruverdi hamallık yorgunu göğüs kafesindeki küçük yüreği. Her şeyi öngörmüştü Lolo: Beyaz bir tabuta pembe çarşaf serdiler, cenazesine pembe tuvaletini giydirdiler, oyuncak ayısını yanına koydular, üstüne beyaz güller ve bir aşk mektubu bıraktılar. Vasiyeti böyleydi. Yaslı iç yaşamına inat, pembe beyaz bir ölüm istemişti.