Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2000

Laiklik ve ineklik

Radikal · 1 Nisan 2000

Sabah sabah ödüm patladı. Okurlarım ayaklanmış: "Neyin var, başına ne geldi, niye güç bir gün geçirdin, zaten geçen haftadan önce iki pazartesi de yazın çıkmamıştı, zaten senin kıymetini bilmiyorlar (neden böyle bir hükme vardılarsa?)," türünden endişeli

sorular ve daha da ilginci, imdadıma koşmak üzere, "Vur de vuralım, öl de ölelim!" türünden paramiliter mesajlar yağıyor! Aman Yarabbi...

Acaba cumhurbaşkanlığına adaylığımı mı koysam?

Dün güç bir günümdü, demişim. "Ne var, ne yok?" sorusuna yanıt verebilmek için dağılan bilgisayar gibi taşıyor benim e - posta kutusu! Arkadaşlarım bile telaşlanmış, telefona sarılmışlar. Oysa güçlükten kastım, tümüyle bir zamanlama sorunuydu. Katıldığım bir toplantı, yazı saatimle çakıştı ve o telaşı en iyi ifade eden bir şiiri gönderebildim ancak Radikal'e. Üstelik bir hata yaparak. Olağan zamanlarda sevgili Cevdet ve Erkan arkadaşlarım benim yazıyı sayfaya girdikten sonra geri gönderirler, yanlışlarımı düzeltir tekrar onlara iade

ederim. Böyle bir denetime bile vaktimiz kalmamıştı ve canım dostum Erel Bleda'nın yolladığı 'anonim' şiir, sanki yazarı Erel'miş gibi yayımlandı. Hepinizden özür dilerim. Hiç merak etmeyin, sırım gibiyim. Radikal benden, ben Radikal'den hoşnutum. Bu hengâmede en güzel sürpriz, dün yayımlanan 'Sarı Lira Gibi Ömrünüz' adlı şiirin sizler tarafından çok beğenilmesi oldu. Tanımadığımız şairini belki bu sayede buluruz.

Araya araya her şey bulunur, sevgili okurlar. Cumhurbaşkanı bile. Duydum ki Sayın Cumhurbaşkanı Demirel'in yeniden seçilmesini sağlayacak Anayasa (Babayasa mı demeliydim acaba?) değişikliği paketi, Meclis'teki birinci turlamada 'out'a çıkmış. Eyvah! Diye naralanıyor kimileri. Öylesine gürültü kopartılıyor ki, sanırsınız tüm Türkiye ayakta ve Demirel ikinci kez cumhurbaşkanı seçilmezse, vatan elden gidiyor. Ama medyatik yaygaraya kulak tıkayıp manzaraya yakından bakacak olursanız, Demirel seçilmezse diye inleyenler azınlık mı azınlık. Söz konusu azınlık neyin nesi ve kimlerden oluşuyor derseniz, liste iki kalemlik: Başbakan Ecevit ve borsa.

Yirmi yıl önce düşünülemeyecek bu ittifak, yirmi yıl önce düşünülemeyecek bir ortak noktada, Demirel'in şahsında sağlandı. Ecevit, başbakanı olduğu Türkiye'nin istikrarını dünkü hasmı bugünkü müttefiği Süleyman Demirel'in cumhurbaşkanı kalmasına bağladı.

Ecevit, borsaya dönüp: "O giderse ben de giderim," diye tehdit ediyor. Borsa: "Hükümet düşerse ben de düşerim," diyor, enflasyon: "Sen düşersen, ben çıkarım!" diye yanıtlıyor ve bu mizansenle Türkiye'ye istikrarsızlık sopası gösteriliyor. Dağlar gibi yığılan sorunları bırakıp, Demirel'in yeniden cumhurbaşkanı seçtirmek için uğraşan Ecevit ve yardakçılarının aklına gelmeyen bir çare var oysa: Cumhurbaşkanını halkın seçmesi. Ama nedense en demokratik, en basit TEK çare; ne demokrat Ecevit, ne de kulları nezdinde kabul görüyor. Neden? Çünkü milleti adam yerine koymuyorlar bir, Ecevit tepesinde huyunu suyunu bilmediği, kendisinden genç, dinamik ve kendisini gölgeleyebilecek bir cumhur başı istemiyor, iki. İşte size Türkiye'nin istikrar haritası. Ne kadar acıklı değil mi? Oysa DSP, bir halk oylamasında Fethullah Gülen'i cumhurbaşkanı adayı gösterebilirdi, sanırım akıllarına gelmedi, çok yakışırdı, yazık.

Şimdi bu istikrar takımı, sevgili okurlar, FP'ye taviz vererek Demirel'in yeniden seçilmesini sağlamaya hazırlanıyor. Senaryoya göre iktidar partileri FP'yi kurtaracak, FP Demirel'i seçtirecek, Demirel de laikliği savunacak. Ve aynı hamamda eski tasını eline alan millet, demokratik arayışını sürdürecek:

Su nerede? İnek içti. İnek nerede? Dağa kaçtı. Dağ nerede? Yandı bitti, kül oldu!

Bize cumhur değil, külhanbaşı gerekiyor asıl.