Yok devenin yumurtası!
Radikal · 12 Nisan 2000
Lale Mansur'un Los Angeles'ten getirdiği bir anı var ki, bugünlerde ne zaman 'cumhurbaşkanı seçimi' deseler hatırıma geliyor ve Türkiye'nin siyasal gündemi yalnızca bu konuya kilitlendiğinden, aklımdan çıkmıyor sayılır.
Los Angeles seferi sırasında, Lale'nin yolu San Diego Hayvanat Bahçesi'ne de düşmüş. Bahçe, bildiğimiz bahçelerden değil, hayvanlar açıkta, ziyaretçiler trenle geziyor. Zaman zaman tren yavaşlıyor ve rehber, hayvanlar hakkında bilgiler veriyor. İşte böyle dura kalka, aslan kaplan derken, Lale'nin treni devekuşlarının yaşam alanında da yavaşlamış ve rehber hanım başlamış bu ne deve, ne kuşların özelliklerini anlatmaya.
Meğer devekuşları belleği zayıf hayvanlarmış, unutkanlıktan mustaripmişler. Ama belleklerinin zayıflığı, salak oldukları anlamına gelmiyormuş, çünkü unutkanlıklarının bilincindeymişler.
Dişi devekuşu kuluçkaya yatacağı zaman, kuluçkaya yattığını unutmamak için yumurtalarından birini karşısına koyar, diğerlerinin üstüne otururmuş. Karşısındaki yumurtaya baktıkça kuluçkaya yattığını anımsar, seçtiği yumurtaların üstünde debelenmez, kırmaz, bırakıp oraya buraya seğirtmez, analık görevini layıkıyla yerine getirirmiş. Sizin anlayacağınız, karşısına diktiği BİR yumurta pahasına, anaç devekuşu DİĞER yumurtalarını yaşatırmış...
Bu sabah Lale'ye anısını yazacağımı söylediğimde, güzel arkadaşımın sesi telefonun öbür ucunda: "Acaba biz de gidip TBMM'nin karşısına dikilsek, işe yarar mı dersin?" diye cıvıldadı.
İlk bakışta cazip görünen bir öneri. Ancak Lale'ye de söyledim, bence işe yaramaz. TBMM'nin önüne halk olarak dikilirsek, içerdekilere Türkiye'nin hali pür melalini anımsatmaz. Çünkü içerdeki kuluçkalarda, Türkiye yok... Halen TBMM'deki her hükümet ortağı ya da muhalefet partisinin kuluçkacıları, altına sürülecek kendi cumhurbaşkanı yumurtasını bekliyor, sabırsızlıkla. Altlarına sürülür sürülmez, kuluçka yarışı başlayacak. Günler geceler boyu, şefkatle oturacaklar üstüne. Bakalım kimin yumurtası döllenmemiş olacak, kiminki tava, kiminki omlet yapılacak, kiminki önce çatlayacak ve sonunda... (yazının burasına "Inınınınnn!" diye bir müzik koyabilirsiniz) Türkiye'nin cumhurbaşkanı hangisinin altındaki yumurtadan çıkacak?
Ben böyle bir kuluçka döneminde, hükümet ve muhalefetiyle TBMM'nin rahatsız edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Türk halkı olarak TBMM'nin kapısına gidip dikilmek, bugüne değin içerde pankart açıp dışarda gösteri yapanların; gerek içerde kuluçkaya yatanlara, gerekse dışardaki kümes nöbetçilerine NEYİ anımsattığı irdelenecek olursa, vay geldi başımıza. Yumurta olmadığımıza pişman ederler vallahi!
Meslektaşım Nedim Şener'in Milliyet gazetesindeki haberiydi: Siirt kentinde tüm fabrikalar kapanmış. Hani Güneydoğu'daki yoksulluk folluğunda eşinen terörizme karşı sanayii güçlendirilecek, bölge kalkındırılacaktı ya, terör bitti diye krediler kesilmiş, yine kaderiyle baş başa bırakılmış Siirt. Okur mesajlarından öğreniyorum, Garanti Bankası'nda 500 kişinin, deneyimli personelin işlerine son veriliyor, yerlerine asgari ücretle tecrübesiz elemanlar alınıyormuş, bankanın giderleri azalsın diye. Trilyonerlerin trilyonlarını yarı aç, yarı tok çalıştırdıkları adamlara emanet edecek, ondan sonra da namuslu banka müdürü, memuru olmalarını bekleyecekler. Parayı deve yapıp memuru kuşa çevirmeye, Türkiye'de 'Garanti' mi diyorlar acaba?
Bu folluktan ne zaman sağlam yumurta çıktı ki, hangi kuluçkanın karşısına gidip dikileceğiz? Bu kümeste devekuşunun ne erkeği, ne dişisi yaşamaz. Hepsi başını kuma gömüyor, ama kanmayın. Bu kümeste herkes horoz, tüm yumurtalar çürümeye mahkum. Şimdi yine birbirlerini gagalayacak, birbirlerinin ibiklerini kopartıp, kuyruklarını yolacak; sonunda cumhurbaşkanını, dışardan getirtilmiş bir yumurtadan çıkartacaklar. Ve cumhurbaşkanı, bildiğimiz sınırsız (!) yetkileriyle, Türkiye'nin folluğunu kurtaracak. Hadi canım sizde!
Böyle masala bırakın develeri, kuşlar bile inanmaz.