Hangisi doğru?
Radikal · 25 Nisan 2000
ABD'nin 'Kürt politikası' belirsizlik taşımaya devam mı ediyor?
Türkiye'nin büyük duyarlılık gösterdiği nokta ülke bütünlüğüyle ilgili.
Bunu herkes biliyor.
ABD'nin bölgedeki tüm Kürt kökenli insanlara, bulundukları yer yönetiminin izin verdiği ölçüde, büyük ilgi gösterdiği de ortada.
Tabii bundan TC vatandaşı Kürt kökenliler de nasiplerini alıyorlar.
Hiç bıkmadan söylediğimiz bir şey var; eğer Türkiye'deki TC vatandaşı Kürt kökenliler biz Türk kökenlilerden daha az hakka sahip iseler, gelin elbirliğiyle bu haksız durumu ortadan kaldıralım.
Ama dış dünyadan gelen ve 'suret-i haktan görünen' önerilerin ardında maalesef başka niyetlerin yatmakta oluşundan hep kuşku duymuşuzdur.
İşte ABD'nin yaklaşımlarında da bu kuşku yaratabilecek belirsizlikler hep var olmuştur.
Aylar önce, güya insan haklarından görevli bir kaba saba Amerikalı Türkiye'ye geldiğinde bir meslektaşımıza "Kürt kökenlilere siyasi parti kurma hakkı da verilmeli" demişti.
Bu öneri doğrudan doğruya Türkiye'yi bölmeye yönelik bir öneriydi.
Bunu Türkiye'nin asla kabul etmesi mümkün değildi.
Öneri yasalara da aykırıydı.
Türkiye bu genel durumdan habersiz, kaba saba Amerikalı'nın kabul edilmez önerisine gereken tepkileri açık ve kapalı gösterdi.
Öyleki Ankara'daki ABD'li diplomatlar böyle bir önerinin yapılmış olduğundan bile habersiz gözükmeyi yeğlediler.
Şimdi ABD bu hatayı telafi etmek ve tehlikeli belirsizliği ortadan kaldırmak için yeni bir adım atmış bulunuyor.
Ankara'da uzun süre görev yapmış Francis Ricciardone şimdi 'Irak'ta geçiş dönemi özel koordinatörü' unvanıyla Washington'da önemli
bir konumda.
Arada bir de Ankara'ya uğrayıp Türk makamlarıyla ve medyayla temas sağlıyor.
Ricciardone son gelişinde önemli açıklamalarda bulundu.
Bunlardan biri Irak'ta sadece Kürt ve Arap kökenlilerin değil, Türkmenlerin de bulunduğu ve bunların mevcudiyetinin, her aşamada, dikkate alınması gereğiyle ilgiliydi.
Diğerinde ise ABD'nin konunun siyasi yanına, etnik açıdan nasıl yaklaştığı belirtiliyordu.
ABD K.Irak'ta Kürtlerin etnik farklılıklarına dayalı siyasi parti, ya da hükümet kurmaları hakkında ne düşünüyordu?
İşte Ricciardone, artık hiçbir tartışmaya yer verilmemesi gereken bir şekilde, ABD'nin bu tür fikirlere karşı olduğunu açıkladı.
Bir soruya verdiği yanıtta;
"...geçen sonbaharda New York'ta Irak muhalefetinin toplantısında çok açık bir şekilde ifade ettim; etnik, dini ve ırkçılık esaslara dayalı olarak hükümet ve siyasi parti kurma düşüncelerinin Amerikalıları gerçekten rahatsız ettiğini söyledim. Bunun bölücü olduğunu düşünüyoruz. Bu insanları bir araya getirmez. Bunu asla desteklemiyoruz..." dedi.
Daha sonra Kuzey Irak'taki tutumlarının da bu prensibe dayalı olduğunu ve asla bir etnik grubun diğeri üzerinde hakimiyet kurmasını amaçlamadıklarını söyledi.
Arap, Kürt, Türkmen ve diğer gruplar arasında ayrım yapmadıklarını, geçici olarak oradaki siyasi partilerle işbirliği yaptıklarını ifade etti.
K.Irak'ta durumun '...son derece anormal' olduğunu söyleyip kurulan düzenin '...geçici bölgesel yönetim' olduğuna işaret etti.
Türk-ABD ilişkilerinin karşılıklı çıkarlar üzerinde sağlıklı bir şekilde devam etmesi için ABD'nin nelere dikkat etmesi gerektiğini Washington'un bildiği anlaşılıyor.
Onun için de bir yandan, her terör konusu ve PKK'ya karşı sürdürülen mücadele, ne zaman gündeme gelse ABD Türkiye'nin kendini savunma hakkını tartışmasız kabul ediyor.
PKK'nın da bir 'milli kurtuluş örgütü' değil, tam bir 'terör örgütü' olduğunu kabul ettiğini ilandan çekinmiyor.
Bu temel yaklaşımlar üzerine 'kaba saba' görevliler gölge düşürmemeli.
Ricciardone Türkiye'yi neyin rahatsız
edeceğini biliyor.