Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2000

Tatile çıkarken

Radikal · 1 Mayıs 2000

Amerikan cazının ender 'beyaz' devlerinden, efsane saksafoncu Stan Gates, uyuşturucunun kemirdiği hastalıklı bedenine karşın, müziğinde tavizsizliğiyle tanınan, huysuz, geçimsiz ve kavgacı biriydi. Ama işte, 'esthetic cool' ekolünün kurucusu görmezden gelinemez, arkasından ağlamadan uğurlanamazdı. Stan Gates öldüğünde, seveni sevmeyeni, ama hepsi sayanı tüm tanıdıkları bir araya geldiler ve usta müzisyenin vasiyeti gereği cenazesini yaktırdıktan sonra küllerini okyanusa savurmak için bir tekne kiralayıp Kaliforniya kıyılarından denize açıldılar. Stan Gates'in vasiyeti, tabii ki kişiliğine uygun bir hengâmede yerine getirildi. Önce, teknenin sancak tarafına yerleşen Gates'in müzisyenleri, yitirdikleri ustanın acısından biraz fazla çektikleri 'teselli tozu'ndan ayakta duramaz hale geldiler ve tören için öngörülen konser verilemedi. Derken, teknenin kıçındakileri deniz tuttu ve caz yerine 'öğürtü' konseri başladı. Kargaşa margaşa, yine de bir ara Stan Gates'in küllerini denize dökmek gerekiyordu. Tam harekete geçilmişti ki, bir rüzgâr çıktı ve suya savrulan küller geriye tepip, Stan Gates'in ömür boyu didiştiği plak yapımcısının üstüne savruldu. Tekne, artık bir kıyamet manzarası arz ediyordu. Kimi güvertede kendinden geçmiş, hezeyanlar içinde yerlerde yuvarlanıyor, kimi küpeşteden sarkmış böğüre böğüre kusuyor, geriye kalanlar ve özellikle Stan'ın sevmediği plak yapımcısı, öksüre tıksıra ölünün üstüne yapışan küllerini silkeliyordu. Sonunda kıyıya dönüldü ve Gates'in tam anlamıyla rezil edilen cenaze töreni, yakalarından düşmeyen külleriyle birlikte kapağı attıkları bir meyhanede, sabaha kadar çekilen kafalarla son buldu. Saksafoncunun tüm dostları hemfikirdi: Stan'ın dirisi kadar, ölüsü de başlarına bela olmuş ve canlarına okumuştu.

Kimi insanlar, yokluklarıyla bile vardırlar.

Günün mana ve ehemmiyeti dolayısıyla düşündüm, mesleğe başlayalı 11 adet 1 Mayıs yazısı yazmışım. Icığını cıcığını ezberlemişim: 1 Mayıs, insanlık tarihinde önemli bir kilometre taşı. Pek çok ülkenin kaderini değiştirmiş simgelediği olaylar ve kanlar. Ama Türkiye'yi etkileyememiş. Bence Türkiye'de, 1 Nisan tarihiyle 1 Mayıs yer değiştirmeli. Çünkü Türkiye'nin 1 Mayıslarında dökülen kanlar sanki sanal, sanki birer nisan şakası cinayetleri, döküldükleriyle kaldığı gibi hiçbir düzeni (ya da düzensizliği) değiştirmemiş. İş ve işçi hakları boş kubbelerde hoş birer seda, Türkiye hala kim vurduya gidenlerin mezarı.

Türkiye'de 1 Mayıs, yokluğuyla var olan gerçeklerden. Ve ben, masumların ölümlerinden sonra da canilerinin yakalarını bırakmaması için yazmaya ve uğraşmaya kararlıyım.

Çok yoruldum son günlerde. Neden yorgunum biliyor musunuz? Bütün öngörülerimin doğru çıkmasından. Kâhin olmak gerekmiyor Türkiye'de. Olumsuz düşünmek yetiyor. Olumlunun şans işi, olumsuzun kesin gerçekleştiği bir ülkede yaşıyoruz. Düşündüğüm her kötülüğün doğru çıkmasından sıkıldım ben de. Son örneği, hükümet ortağı bir partinin eski suçlu, yeni güçlü milletvekilleri.

Genel Yayın Yönetmenimiz Mehmet Y. Yılmaz izin verdi, sizin de vereceğinize eminim, bir hafta dinleneceğim. Mehmet Y. Yılmaz, demokrat bir yönetici: "İstersen eski yazılarını koy, sütununu boş bırakma, istersen yazma," demişti.

Hınzır bir seçimle, boşluğa karar verdim. Bakalım yokluğumu duyumsayacak mısınız, bakalım özleyecek misiniz?

Ben sizi özleyeceğim. Ama yeniden buluşmak, ilk randevu tadında olacak. Gelecek çarşambaya kadar, hoşçakalın.