Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2000

Topçu zaferi

Radikal · 19 Mayıs 2000

Dün sabah, tüm sabahlar gibiydi Convention Meydanı'nda. Ya da zavallı Fransızlar öyle sanıyor ve aldanıyorlardı. Tıpkı Convention Meydanı'nı Paris'in bir parçası ve kendilerine ait olduğunu sandıkları gibi. Gün, normal başlamıştı ama çok geçmeden pek de normal olmadığı anlaşıldı. Anormalliğin ilk belirtisi, Fransızların gazete almak için kuyruğa girdikleri gazete kulübesi önünde görüldü. Halinden deli olduğu hemen anlaşılmayan orta boylu, ufak tefek bir kadın gazete kulübesine yaklaştı ve önünde biriken müşterilere gazete yetiştirmeye çalışan satıcıya, uzaktan el kol hareketleri yapmaya başladı. Bir yandan göğsünü yumrukluyor, bir yandan da: "Rarara rerere Gassaray Gassaray cimbombom!" diye bağırıyordu. Sabahın köründe yarı uyanık (ya da ayık) Fransızlar, kadının ne tür bir deli olduğunu, polis çağırmak gerekip gerekmediğini düşünürken, ansızın gazete satıcısının da delirdiği görüldü. Millete her sabah Liberation, Le Figaro, Le Parisien uzatan sakin görünüşlü, babacan ve yaşlı 'Fransız', bıraktı para üstü falan saymayı, fırladı kulübenin kapısından başladı o da bağırmaya: "Rarara rerere gassaray gassaray cimbombom!" Olayın devamı, polise yapılan isimsiz telefon ihbarına: "İki deli, meydanın ortasında garip bir dilden onomatopeler söyleyerek birbirlerine sarıldılar ve nereden çıktığı belli olmayan beyaz bir mendil sallayarak alışkın olmadığımız bir tempoda tepindiler!" biçiminde geçecekti.

Kulübenin önündeki Fransız kuyruğu, bugüne değin kendilerinden sandıkları gazete satıcısının hangi uyruktan olup hangi dilde delirdiğini düşünedursun, olayı başlatan ufak tefek kadın, Convention Meydanı'nın Fransızlara kurtarılmışlığı çaktırılmayan ikinci 'kurtarılmış' noktası, Dupont kahvesine attı kendini. Kahvenin yöneticisi Şinasi, ki tüm müşterileri o güne değin kendisinin yakışıklı bir Gaulois olduğuna kalıplarını basardı, tanınmayacak bir haldeydi. Ömründe ilk kez, bir saat gecikmişti işe. Güçlükle ayakta duruyor, yumurta gibi şişen gözlerini zor açık tutuyordu. Bütün gece uyumamıştı belli. İçeri giren kadının 'rarare, rerere...' repliğine cevap veremedi, salt ellerini havaya kaldırıp barfiks hareketleri yaptı. Çünkü sesi çıkmıyordu. Bağırmaktan kısılmıştı. Sarı kırmızı bir atkı sardığı boğazını göstererek: "Gece yarısından sonra Champs Elysees'ye çıktık da.." diye fısıldadı. Kadın, "Nasipte bugünleri görmek de varmış Şinasi," deyince Dupont kahvesinin yöneticisi cebinden sarı kırmızı mendilini çıkarıp gözlerinden süzülen iki damla yaşı sildi. Tezgâha abanan Fransızlar, gözleri zaten şiş Şinasi'nin bütün gece ağladığına hükmedip acaba kimi öldü diye merak ettiler. Ancak iki damla gözyaşının ardından aynı Şinasi'nin çıkmayan sesini telafi niyetiyle, beş parmağı açık sağ elini yumruk yaptığı sol eline birkaç kez vurmasına bir anlam veremediler. Kadın da aynı hareketi yapınca, yeni bir sağır dilsiz diliyle Şinasi'nin gözyaşı döktüğü cenazenin gömüldüğünü sandılar.

Deli kadın kahveden çıkıp hoplaya zıplaya eve dönerken, apartmanın önünde pek sevdiği yaşlı komşusuyla karşılaştı. Fransız hanımcık: "Niye bağrışıp durdunuz dün gece, sizin orada deprem mi oldu yine?" diye sordu. Kadın, "Hayır deprem olmadı, Galatasaray şampiyon oldu!" dedi. "Kimi yendiler?" sorusuna, "İngilizleri!" yanıtını alan yaşlı komşunun gözleri ışıdı birden: "Aferin Türklere!" deyiverdi, "Etin üstüne reçel döküp yiyen o barbarlardan nefret ederim!"

Galatasaray topçularının Kopenhag zaferi, dün sabah Convention Meydanı'nda işte böyle kutlandı.