Ahlak ve yatırım
Radikal · 3 Haziran 2000
Çıtı pıtı esmer güzeli Valerie'yi sivil giysileri içinde görenler, onu berber sanırlar. Çenesi hiç durmaz, anlatacağı bir şeyler vardır mutlaka. Oysa mesleği polislik ve rütbesi baş komiser muavinidir. Ağabeyi Michel'in şaraphanesinde tanıdığım çıtır Valerie, artık Strasbourg'daki Avrupa Parlamentosu'nda görevli. Gevezeliklerini çok özlüyorum ama, düşünüyorum da, anlattığı olaylardan yalnız intihar eden bir rahibenin acıklı öyküsü aklımda kalmış. Valerie henüz acemi polisken, görev yaptığı karakola yöredeki manastırdan telefon etmişler bir gün. Baş rahibe, rahibelerden birinin kendisini astığını bildirmiş. Komiser, "Hiçbir şeye dokunmayın!" dedikten sonra Valerie'nin de dahil olduğu bir ekip, manastıra gitmiş. Bakmışlar, otuz yaşlarında genç bir rahibe, beyaz-lacivert giysileri içinde boynu bükük, yatak odası denilen ruhsuz hücrenin tavan kalaslarına bağladığı ipin ucunda sallanıyor. Polisler, genç Valerie örselenmesin diye: "Sen dokunma!" deyip, bir yandan zabıt tutarak 'rutin' görevlerine başlamış ve cesedi indirmeye davranmışlar. Tam ipi incecik boynundan alırken genç rahibenin, kalın üniforması ile göğsü arasına saklanmış bir kâğıt düşmüş yere. Valerie'nin yere eğilip aldığı kâğıtta tek bir tümce yazılıymış: 'Je veux un homme!'... Bir erkek istiyorum!
Pek çok mezhebe bölünen Hıristiyanlık dininde, yalnız Katolik Kilisesi rahiplerin ve rahibelerin cinsellikten feragatini öngörüyor. Ama devir değişiyor ve rahiplerin ve rahibelerin sayısı azaldığı gibi, cinsellikten feragat edenler bile 'pazar ekonomisi'nin dışında kalamıyorlar. Kadınlar rahibe de olsalar daha mı çağdaşlar nedir, Fransa'daki manastırlarda son moda, 'borsa'da oynamak. Modayı, (kız kardeş) Sör Nicole Reille adında bir rahibe başlatmış. Vatikan'ın yayımladığı tüm metinleri gözden geçirmiş, Papa İkinci Jean Paul'ün sosyal ansiklopedisini devirmiş, din bilginlerine danışmış ve borsada oynamanın günah olmadığına kanaat getirince, Fransa'nın dört bir yanına dağınık ve 'Çocuk İsa'nın nişanlıları', 'Çilekeş ruhların yardımcıları' ya da 'Göğe yükselen Aziz Meryem'in kız kardeşleri' gibi birbirinden renkli adlar taşıyan elli rahibe manastırını, 'Yatırım ve Ahlak' adlı kurumun bünyesinde toplamış. Her biri yüksek düzeyde eğitim gören, hatta kimi muhasebeci rahibeler, 20 maddelik bir anayasa yapmışlar. Borsada bu anayasaya uyan her şirketin hisse senetlerini alıp satıyorlar. Ama yatırım yapmadan önce, şirketin tüm yaptırımlarını didik didik
ediyorlar. Örneğin köpek maması şirketine yatırım yapılmıyor, çünkü 'öncelikle insan' koşulu var anayasada. Pfizer ilaç firmasının hisselerini önce almışlar, sonra en büyük kazancı Viagra'dan sağladığını öğrenince derhal elden çıkarıp, Pfizer'ı düşmüşler listeden. Total petrol şirketi, Birmanya'da insan haklarını ihlal eden davranışlar içinde olduğu için, afaroz edilenler
arasında. Çokuluslu şirketlerin ne yaptıkları pek belli olmadığı için, New York'taki Arese araştırma şirketinin bilgi bankasına abone olmuşlar, 'ahlak' sahibi işletmeleri bir bir öğrenmişler. Rahibelerin yatırımlarına mazhar olmak için, çevreci, istihdamcı, insan haklarına saygılı, gençlere yönelik etkinlikleri olan, sakatları kollayan, yabancı işçilere karşı ırkçılık gütmeyen vb. hasletleri olması gerekiyor borsadaki şirketlerin.
Fransız rahibeler borsadan, borsa da rahibelerden pek memnun. Manastırlara konferans vermeye giden borsacı bolluğuna bakılırsa, İsa'nın nişanlıları hem para kazanıyor, hem de 'ahlak'ı artık ve nihayet liberalizmin anlayacağı dilde, borsada pazarlıyorlar.