Utanmazlar
Radikal · 18 Haziran 2000
Güneşin göz kırpıp bulutların arkasına kaçtığı bir Paris sabahında, Porte Saint Cloud semtinin züppe kahvelerinden birine
oturdum, ısmarladığım salatayı bekliyorum. Laboratuvara verdiğim filmin çıkışına iki saat var, zaman öldürmekteyim ve ne bu semti, ne bu kahveyi, ne de insanlarını seviyorum. Hepsi ölçülü biçili, iyi aile çocukları, yalnızca para konuşan işadamları ve kendini patron kabul ettirmeye çalışan çokbilmiş, stresli işhanımları. Masaların yayıldığı kaldırımın önünde, orta yaşlı tombulca bir kadın beliriyor. Kadının yürüyüşü bir garip. İki üç adım atıyor, duruyor, elini beline dayıyor, kahvelerde oturanlara göz kırpıp ağzıyla, aslında çok mahrem bir yerinden çıkması gereken 'pırt' sesi çıkarıyor. Kaldırımı böylece geçiyor, caddeye iniyor ve trafik polisine de aynı gösteriyi yaparak yoluna devam ediyor. Herkes yerlere yatıyor gülmekten. Belli ki akli dengesi bozuk, utanma duygusunu yitirmiş biri, ancak gülmemek elde değil, ben de katılıyorum kahkaha kervanına.
Utanç duygusunu yitirmek nasıl bir şeydir, sorusu takılıyor aklıma. Utanmak nedir?
Hayvanlar utanmazlar. Utanma duygusu yalnızca insana özgü. Onur gibi, vicdan gibi, ayıp gibi bir ahlak kavramı. Eskiler 'hicap' diyorlar utanca. Osmanlı döneminde, kadınların taktığı bir çeşit peçenin adı da bu yüzden 'hicap'. Yüzleri görünürse, mahçup oluyor, utanç duyuyorlar.
Utanç duygusu, bazen öldürücü boyutlara varabiliyor. Geçen yıl Fransa'da, utanç yüzünden katil olan bir adamın davası görüldü. Jean Claude Romand, 22'lik bir Long Rifle tüfekle, önce karısı ve iki çocuğunu, ardından kendi anne ve babasını öldürmüştü. Mahkemede: "Karımı, kendisine yalan söylediğimi, aslında doktor olmadığımı öğrenmemesi için, çocuklarımı, analarının katili olduğumu bilmemeleri için, anamı babamı ise bir caniye yaşam verdiklerini anlamamaları için öldürdüm," dedi. Jean Claude Romand'ın on beş yıllık yaşamöyküsü, kocaman bir yalan üzerine kuruluydu. Eczacı karısıyla tıp fakültesi öğrencisiyken tanışmıştı. Karısının başarılı öğrenimine karşın, kendisinin üçüncü yılda fakülteden atıldığını söyleyemedi. Önce, doktorluk diplomasını almış gibi yaptı. Sonra Dünya Sağlık Örgütü'nde çok önemli bir görevde çalışıyormuş yalanını yarattı. İşini eviyle karıştırmak istemediğini ileri sürüyor, bol bol tıp dergileri okuyor ve her sabah işe gidiyormuş gibi çıkıp, BMW arabasının içinde bir park yerinde akşamı bekliyordu. Bol para kazanıyor gibiydi, ancak çevresinde 'borsa' yatırımları yapmak için milyonlarca frank para toplamıştı, bu paraları her ay bir miktar sanki faiz vermiş gibi sahiplerine dağıtıyor, gerisini kendisi yiyordu. Jean Claude Romand'a işletmesi için para veren arkadaşlarından biri, anaparayı geri isteyince, foyasının meydana çıkacağını anladı ve karısına on beş yıllık bir yalanı itiraf etmeye 'utandığı' için tüm ailesini öldürdü. Ruh doktorlarının 'inanılmaz bir mitomani' teşhisini koydukları Jean Claude Romand'ın, utanç duygusuyla niçin kendisini değil de, üstelik çok sevdiği aile bireylerini öldürdüğünü anlayabilmek için 6 gün kafa patlattı Fransız mahkeme heyeti. Sonunda anlayamadılar ve Romand'ı
ömür boyu hapse mahkûm ettiler.
Çünkü Fransa'da ölüm cezası yok.
Utanmak eylemini, sözlükler: "Kendi ya da başkasının yol açtığı bir şeyin, bir durumun onur kırıcılığı ya da gülünçlüğü nedeniyle ezici bir küçüklük, alçalma duygusu içinde olmak," diye açıklıyor. Utanmazın tanımı ise arsız, yüzsüz ve utanılması gereken davranışları hiç sıkılmadan yapan kişi.
Bu yazıyı, Türkiye'yi yiyip bitiren ve hâlâ da alenen 'pırt' yapmakta devam eden utanmazlara adıyorum, yani harem entrikacılarına.