Hayvanlık suçları
Radikal · 26 Haziran 2000
Aynı topraklar üzerinde yaşayan, aynı kökten gelen, ortak bir tarihi, gelenekleri, görenekleri paylaşan ve bazen aynı dili konuşan insan topluluklarına, millet ya da ulus diyoruz. Ancak zaman geçtikçe ve olgunlaştıkça, millet kavramının yalnız insanlar için değil, hayvanlar için de geçerli olduğunu; hatta hayvan milletlerinin, millet tanımına daha çok uyduklarını düşünmeye başladım ben. Örneğin,
kedi milletini ele alalım. Kedi ulusu, aynı kökten gelir. Kedi tarihi, kedilerin umurunda değildir ama, dünyanın dört bir yanında aynı gelenekleri, aynı görenekleri sürdürdüğü, yani aynı biçimde yalanarak temizlenip, aynı biçimde pisliğini örttüğü göz önüne alınacak olursa, ortak bir tarihi paylaştıkları söylenebilir. Üstelik, ister Tekir olsun, ister Siyam; nerede yaşarsa yaşasın, aynı dili konuşur, yani miyavlar, kızınca tıslar, hoşlanınca mırıldar. Aynı biçimde gerinir, esner, uyur ve tırmalar.
Kedi milleti, dünyanın dört bir yanında aşağı yukarı aynı zamanda, mart aylarında azar. Erkek kediler, dişi kediler için bu dönemde dövüşür.
Davar milleti ise galiba haziran aylarında azıyor.
Erzurum'da, Mahsular Aşireti'nden 70 yaşındaki Süleyman Erdemir'in karısı Mülküt Aşireti'nden 15 yaşındaki Servet Yeşilördek'e kaçınca, sürüler, pardon aşiretler arası 'Berdel' töresi yürürlüğe girmiş ve Yeşilördek ailesi, iki kez evlerini basan Erdemir'in yaş 70 ama işi bitmemiş 'erkekliğine' bedel olarak 13 yaşındaki kızları Kadriye'yi verivermişler, karısı kaçan kocaya. Ancak Kadriye'cik, 'kocası' tarafından tecavüze uğradıktan 6 saat sonra ölü bulunmuş. Dayanamamış bu kadar davarlığa, kıymış 13 baharlık canına.
Hemen aynı günlerde ise, Eyüp Adliyesi'nde
kız kaçırma karşılığında yapılan başlık parası pazarlığı tam bir katliama dönüşmüş ve başlık parasını yeterli bulmayan Kösen ailesi ile
kızı kaçıran Beycan ailesi, balyozlar ve çekiçlerle birbirine girmiş. Sonuç: İkisi ağır, 23 yaralı.
Aranızda, bu aşiretleri sürü; kadın kız diye birbirini boğazlayan iki ayaklı canlıları davar milleti diye tanımlamama gücenenler
olabilir. Ancak şöyle bir düşünün: İnsanlar, para karşılığı satılır mı? Para karşılığı alınıp satılarak boğazlanan canlılar davar değil midir? Sizin ve benim, birey vicdanından çok sürü psikolojisine, itaat ve töre dedikleri dışgüdülere insanlık içgüdüsünü ve kardeşlerini kurban eden aşiret milletiyle aynı milletten olmamıza, imkân var mı?
Evden kaçtı, kötü yola düştü diye öz kardeşini öldüren ağabeyler, kendilerini 'insanlık suçu' işlemiş sayıyorlar mı? Yoo. Tam tersine, evden kaçarak törelere, yani sürü psikolojisine karşı çıkan kız kardeşlerini suçlu bulup öldürerek, adaleti yerine getirdiklerini düşünüyorlar. Sürüden ayrılmak isteyen başka davarlara ders olsun diye, kaçanı katlediyorlar. Önce işkence ettikleri küçücük kız kardeşlerini, 'gözlerini bile bağlamadan' viyadükten atarken, insanlık suçundan çok, hayvanlık suçu işliyorlar. Çünkü kurbanlık koyunun bile boğazı kesilmeden gözü bağlanır!
Türkiye'de yaşayan insanlar topluluğunun bütününe Türk milleti, diyorlar. Oysa bu aşiret sürüleriyle ne aynı dili konuşuyoruz, ne aynı gelenekleri, görenekleri ve töreleri paylaşıyoruz biz. Hayır. Bu kişilerle biz, aynı milletten değiliz, olamayız.
Oysa olabilirdik.
Yetmiş yıldır, Türkiye'de yaşayan insan topluluklarından yeni bir uygarlık yaratmaya çalışan idealistler, 'eğitim' dedi, 'kültür' dedi. Politikacıların işine gelmedi, insanları eğitmek. Tam tersine. Sorarım size: Eğer Köy Enstitüleri kapatılmasaydı, bugün aşiretler hâlâ var olur muydu, hâlâ bu töreleri sürdürebilirler miydi Türkiye'de? Hayır. Çünkü Köy Enstitüleri ve verdiği eğitim, insanların fikir ufkunu açıyor, insanlara birey olmayı öğretiyordu. Politikacılar, sürü gütmek yerine bireylerle, üstelik akıllı ve donanımlı bireylerle uğraşmaktan korktular. Birey yaratan Köy Enstitüleri'ni kapatıp, sürü üreten imam hatip okullarını açtılar. Okulsa okuldu, eğitimse eğitim. Bilgi veriliyordu ama, töre yerine dine itaatkâr sürü psikolojisinden çıkılmıyordu, popülist politikacılar onları da gütmesini bilirdi evelallah.
Sonuç: Bugün Türkiye'de nüfusun yarısı, hem aşiret töresi, hem din bağımlısı bağnaz sürülerinden oluşuyor.