ABD ile sohbet
Radikal · 1 Temmuz 2000
Ufak tefek, ak saçlı, hiç de tanıdığımız Amerikalılara benzemeyen
adam özel yemek salonuna girdiğinde; Washington Post, The Guardian, hatta Süddeutsche Zeitung ya da İl Giornale'de çalışan gazeteci arkadaşlarım, başladılar mıy mıy mıy İngilizce konuşmaya. İspanyol meslektaşım Evelyne'le bir olup: "Hop! Hop!" dedik, "Burası Le Doyen lokantası. Fransız yemekleri yiyeceğiz ve Fransızca konuşacağız!" Yanıt, davetlinin ta kendisinden ve aksansız, kusursuz bir Fransızcayla verildi: "Tabii, hanımlar haklı. Beyler, sorularınızı lütfen yerel dilden sorunuz." İlk soru, "Sigara içebilir miyiz?" oldu. Adam içini çekti:
"1941 yılında, gecenin zifir karanlığında yanan bir sigara ucunun verdiği sinyalle hayatı kurtulmuş biri olarak, ülkemdeki tüm kampanyalara rağmen, sigaraya karşı çıkamıyorum, buyrun yakın!"
Felix Rohatyn'in yaşamı, göçmekle geçmişti. Rogatin'de doğmuştu. 1928'de, Polonya'da bir Yahudi olarak dünyaya gelmek, pek de parlak bir kaderin habercisi değildi. Ama ana babasının sezgi yeteneği güçlüydü. Rohatyn'ler, başlarına bir şey gelmeden Viyana'ya göçtüler. Babası, Viyana'da açtığı pastaneyi ancak 1935'e kadar işletebildi ve bu kez Paris'e sığındılar. Ama Nazizm, sanki Rohatyn'leri izliyordu. Alman çizmeleri Fransa'yı çiğneyince, önce ülkenin güneyindeki tampon bölgeye attılar kapağı. Derken bir gece, Fransız-İspanyol sınırında bir gözcü, sigarasını yakarak "Geçin!" işareti verdi aileye. Kurtuluşun ışığıydı yanan sigaranın ucu. Felix ve ailesi, ünlü filmdeki gibi İspanya'yı geçtiler, Tanca üstünden Kazablanka'ya ulaştılar. Sonra... Ver elini Amerika. "Savaş bittiğinde," diye devam etti ak saçlı adam, "Annem ve babam Fransa'ya döndüler. Ben kaldım..."
Amerikan vatandaşlığını alan Felix, kocaman kocaman üniversiteler bitirdi ABD'de. Başlagıçta hiçbir işaret, günün birinde bu ülkenin büyükelçisi olacağını göstermiyordu. Bir işadamı, daha doğrusu
Amerikan özel sektörünün değerli bir beyniydi.
Derken bir gün Clinton, kendisini Beyaz Saray'a çağırdı. ABD Başkanı; 'edebi, tarihi, iktisadi ve umumi' kültürünü pek beğendiği Felix Rohatyn'i... Fransa Büyükelçisi olarak atamıştı.
ABD'nin Paris Büyükelçiliği'nde, tam 900; yanlış okumadınız, dokuz yüz Amerikalı diplomat ve memur görevlidir, sevgili okurlar. Bu istihdam, sanırım size Fransa'daki büyükelçiliğin, aslında ABD'nin Avrupa'daki diplomatik merkez üssü olduğuna inandırır. Ve sıkı durun, Fransız topraklarında halen üç konsolosluğu bulunan ABD, Büyükelçi Felix Rohatyn 'müjdeledi' beş konsolosluk daha açıyor bu ülkede!
Felix Rohatyn, kendisini davet ettiğimiz yemek sırasında, Türkiye'ye de bir müjde verdi: Kendisinin Paris'teki 'astı' ve ABD Fransa Büyükelçiliği'nin 'üçüncü adamı' Robert Pearson'un Ankara'ya büyükelçi
olarak tayini, haziran ayı başında Amerikan Senatosu tarafından onaylanmış. Yeni ABD Büyükelçisi, halen Washington'daymış ve eşi Margaret Pearson, kendisine kavuşmak üzere Paris'te bavullarını hazırlıyormuş. Eşinin üçüncü adam olduğu Fransa'daki ABD Büyükelçiliği'nin sözcülüğünü yürüten, yani kendisi de diplomat olan Bayan Pearson, bu yazı yazıldığı sırada herhalde varmıştır Washington'a. Kuşkusuz Pearson çifti, ABD başkentinde Türkiye konusunda 'ev ödevlerini' yapıyor. Ankara'ya geliş tarihleri saptanmamış henüz. Ama en geç eylül başında, yeni görevinin başında olacak Robert Pearson.
Bütün bunları niye anlattığımı sorarsanız, biraz sabredin, sanırım ilginç bilgiler edindim, devamı yarına.